Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi eski Başkanı Taner Kılıç 6 Haziran 2017'den beri tutuklu.

Savcının iddiaları, "Bylock kullanılığı, Bank Asya’daki hesap hareketi, 11 sanığın katıldığı adalar toplantısının terör örgütleri ile ilişkilendirilişi ve Taner'in bu toplantının organizasyonunda etkin rolü" diye demokrasi dosyasında bir demokrasi ayıbı olarak duruyor.  

Ama sayılan iddiaların hiçbir geçerliliği kalmamışken içerde oluşuysa artık bir hak ihlaline belge oluyor. Kılıç'ın bylock kullanmadığı kanıtlandı, kullandığı kanıtlanamadı, uzman raporları ortada. Çocuğu özel okulda okuyor ve o okulun taksitini ödemek için Bank Asya'ya para yatırıyor, öyle gerekiyor. 

"El insaf!" bylock kullanmanın tek başına bir suç kanıtı olması ve bir bankaya para yatırması dünyanın hangi hukuk kitabında suç diye yazıyor? Biraz absürd belki, ama bylock sistemi ve o tür bankacılığa izin veren sistem neden tutuklanmıyor?

Suç herkes için suç, neden kendileri kullanınca iyi başkaları kullanınca suç oluyor? Ne kadar kolay öyle "Bylock kullandın, rakiplerin bankasına para yatırdın gir içeri!" deniyor? Bunlarla terör,şiddet bağı nasıl kuruluyor, akıl havsala almıyor!

Kim ne hakla böyle ucuz ucuz insanları, yaşamdan soğuturcasına serbest yaşamından alıkoyuyor?

Taner,  SEGBİS ile bağlandığı son duruşmasında İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’ne şöyle diyor: 

“Bylock kullanmadığıma yönelik 4 ayrı bilirkişi raporu var. 8 aydır tutukluyum ve mahkemenizde üçüncü duruşmada tahliye edildim. Verdiğiniz karar yerindedir. Bu kararın üzerine dosyaya hiçbir yeni delil ve bilgi girmemiştir. Üst mahkeme de yeni delil ve bilgi girmeden, hakkımdaki hazırlık soruşturmalarındaki iddialar üzerinden yeniden tutuklama kararı verdi. 

Bu hukuk dışı bir durumdur.”  

Hukuk dışı durum sayısız diğer hukuku dışı durumlarla birlikte maalesef bir yıldan fazladır devam ediyor.

Ama artık Taner'in serbest olması gerekiyor.

Amnesty International'in 2017'de yaynladığı Taner Kılıç'a Yönelik Yargılama başlığıyla yaptığı açıklamanın bir bölümünde şöyle diyor:

"Masum olduğuna dair çok güçlü deliller olmasına rağmen Taner Kılıç, iki duruşma sonrasında ve gözaltına alındığı tarihten bu yana yedi aydan uzun süredir halen tutuklu bulunuyor." 

İnsanın bu açıklamayı okuyunca, Türkiye, Türkiye'ye gelen insan hakları savunularını da az biraz kendine benzetiyor diyesi geliyor.

Ey Amnesty, hukuk, "sanık, aksi kanıtlanana kadar masumdur" diyor, masumiyet delili aramanız masumiyeti üzüyor.

Amnesty'nin en azından suçsuzluk karinesini öğrenmesi gerekiyor. 

Tamam devlet hedefini yetkileri tek adamda toplamaya çalışma perspektifi doğrultusunda muhalif ve olma ihtimalli kuruluşları "pençe"leri altına almak için operasyonlar yapıyor ve bunu da kullanabileceği kadar somutlukla gerçekleştirmek istiyor olabilir ama hukuktan taviz vermemek gerekiyor.

Neymiş, Taner dini vecibelerini yerine getiren biriymiş, karısı türbanlıymış, Rahip Andrew Brunson'un savunmanlığını yapmışmış vb diyerek dindarlığa peşin potansiyel suç algısı yaratmak doğru olmuyor.

Bu nasıl bir zihniyet böyle! 

Taner'in geçmiş ilişkileri hiçbir şekilde suç kanıtı değil, çünkü  suçsuzluk karinesi prensibi, " ..devlet, suçsuzluk karinesini uygulamamak amacıyla 'şüphe suçları' düzenleyemez 

bu doğrultuda yargılama yapamaz." diyor. 

Taner'e ÖZGÜRLÜK; HURİYA حرية; FREE; AZADİ! 

Hemen!