TİHV’in (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) 2020 yılı raporunda, işkence ve kötü muamele başvurularının 2 yılda yüzde 11,  işkence gördüğünü dile getiren kadınların sayısının ise yüzde 10 arttığı tespit yer alıyor. İşkencede yaş ortalamasının 36’dan 33’e düştüğü belirtilirken, dikkat çekici bir olguya da yer veriliyor: İşkence gördüğünü ileri süren  işsizlerin oranı yüzde 68’den yüzde 73’e çıkmış.

Genç ve işsiz sayısının katlanarak arttığı göz önüne alınırsa, ağırlaşan ekonomik krizin faturasını ödemek zorunda bırakılan kitlelerin zorbalıkla sindirilmeye çalışıldığına ilişkin önemli bir veri olarak görmek gerek.

Raporda, cinsel işkence ile karşı karşıya kaldığını dile getirenlerin oranı ise yüzde 27’den yüzde 44 çıkmış. Yaklaşık iki misline çıkan ve resmi görevlilerce işlenen cinsel şiddet, sözü edilen!

Bu rakamlar sadece resmi şiddetin bilançosunu vermiyor. Her gün kameralar önünde tanık edildiğimiz, sosyal medyadan izlediğimiz işkencenin, kötü muamelenin, katliamların, çocuk ve kadınlara yönelik şiddetin toplumun tüm katmanlarına nasıl ve neden bu kadar yayıldığının da şifrelerini veriyor.

Hatta şifre falan da değil. 4. Yargı Paketi’yle getirdikleri çocukların cinsel istismarı ile cinsel saldırı suçlularının tutuklanmasını imkânsız hale getirecek “somut delil” koşulu apaçık bunu söylüyor. İktidar bir yandan en tepeden bekçiye kadar, resmi ellerin türlü çeşit şiddet uygulamasının önünü açarken, bir yandan da şiddet uygulayan erkeğe cezasızlık vaadiyle yol veriyor.

Kadının ya da çocuğun, hele de çocuğun taciz ve tecavüzü görüntü ya da ses kaydıyla delillendirmesini istemenin başta anlamı yok.

Bu yetmezmiş gibi, şimdi önümüzde punduna getirip gece yarısı bir torbaya atıp çıkarabilecekleri çocuk tacizcilerinin affedilmesi tehlikesi var.

EŞİK, kamuoyunu duyarlılığa çağırdığı duyuruda “Uyarıyoruz: Şimdi de çocuk cinsel istismarcılarına af gelebilir. 4. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda tartışılırken, AKP'li vekiller, TCK 103’teki çocukların cinsel istismarı suçundan cezaevlerinde bulunanların affı ile ilgili bir maddenin de pakete eklenmesini istemişti. Çocuk cinsel istismarı ve tecavüzün evlilik yoluyla aklanması anlamına gelen bu girişim muhalefet vekilleri tarafından engellenmişti. İktidarın yıllardır bu af taslakları ile dolaştığını, 2016 ve 2020’de bu affı çıkarmaya çalıştığını biliyoruz. Herkesi, çocuk istismarcılarına affın önlenmesi için Meclis kapanana dek konuyu takip etmeye çağırıyoruz.”

EŞİK’in aynı açıklamadaki “Tecavüz ve çocuk cinsel istismarı faillerini kim koruyor?” sorusuna yanıtı aslında 2016’da dönemin Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu “Bir kereden bir şey olmaz” sözleriyle vermişti.

Karaman’da Ensar Vakfı’nda, 10 çocuğun şikayetiyle ortaya çıkan ve 40’a yakın çocuğun cinsel istismara uğradığı skandal karşısında iktidarın zihniyetini teşhir eden Ramazanoğlu’nun yalnız olmadığını biliyorduk.

2016’dan bu yana Kuran kurslarında, tarikat evlerinde, camilerde sayısız çocuk istismara uğradı. Onlarca çocuk öldü. Ailelerin tehdit ya da parayla susturulduğu iddia edildi.

Ne yazık ki son olmasını dilediğimiz bir haber de Muş’tan geldi. 12 yaşındaki Mehmet Halit, yatılı kaldığı Karşıyaka Kuran Kursu’nun tuvaletinde asılı bulundu.

Mehmet Halit Yavuz’un intihar ettiği öne sürülüyor ama CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç Meclis Araştırma Önergesi’nde şu tespitlere yer veriyor:

“Diyarbakır’da yaşayan aile, kendilerine gelen telefon üzerine Muş’a gittiklerini ve çocuklarının kemerle tuvalet kapısına kendisini astığının söylendiğini belirtmişlerdir. İmamlığını amcasının yaptığı camiye bağlı Kuran kursundan yaralı olarak hastaneye kaldırılan M.H.Y’nin ailesi, bilinci kapalı bir şekilde Muş Devlet Hastanesi’ne kaldırılan çocuklarının intihar ettiğine inanmadıklarını; M.H.Y’nin Muş’a gittikten 3 gün sonra ailesini arayarak, ‘ben imam olacağım’ dediğini, 4 gün sonra ise kendilerine M.H.Y.’nin intihar ettiği bilgisi verildiğini ayrıca, ‘Çocuğun boyu ile kapı kolu arasında çok fark var. Kapı kolu yüksekliği 1 metre bile değil. O kemerin payı da var. Otursanız bile yere değersiniz. Bu yüzden bu olay bize şüpheli geliyor’ açıklamasında bulunarak olayı şüpheli bulduklarını söylemişlerdir. Aile, Muş'ta ilk müdahalede bulunan doktorun da ‘Bu intihara benzemiyor, el izleri ve morarma görüyorum’ dediğini belirtmişlerdir.”

Muş Baro Başkanı Kadir Karaçelik de dosyada gizlilik kararı olduğundan bilgi alamadıklarını belirterek “ancak kısıtlama verilebilen suçları düzenleyen CMK 153’e bakılınca, vahim bir suçun varlığı anlaşılabiliyor. CMK’ya göre cinsel istismar, insan öldürme gibi suçlarda gizlilik kararı getirilebilir” diyor. Tabii eğer bu “gizlilik”, öldüren veya intihara sürükleyerek ölümüne neden olanları kurtarmak amacıyla alınan bir karar değilse.

Yani dönüyoruz “çocuk istismarcılarının affı” meselesine. Tacizcileri, katilleri koruyup, zamana yayarak çocuk istismarcılarına af çıkarma peşindeler.

İnfaz düzenlemesi ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla birlikte saldırgan erkekleri sokağa salan, cesaret veren iktidar kadınları da çocukları da toplum mühendisliğinin öznesi yapmakta kararlı. 

Tıpkı Mehmet Halit gibi akıldışı, inandırıcılıktan uzak bir intihar senaryosuyla yaşamına son verilen Aleyna Çakır’ın (Selma Esen) da bornoz kuşağıyla kendini astığı iddia edilmişti.

Aleyna Çakır’ın bedeninde bulunan DNA’ya rağmen uyuşturucudan tutuklanıp tahliye edilen, tanıkları kamuoyu önünde tehdit etmesine rağmen “delilleri karartma” şüphesi varken cinayetten tutuklanmayan Ümit Can Uygun örneği bir kez daha yanıt oluyor , EŞİK’in “Tecavüz ve çocuk cinsel istismarı faillerini kim koruyor?” sorusuna.

Aleyna Çakır’ın, belki "Bu yapılan gariban çocuğuna değil de zengin çocuğuna yapılsaydı şimdiye ülkeyi ayağı kaldırırlardı. Ama bizim paramız olmadığı için örtbas ediliyor" diye çaresizce sitem eden babası Mehmet Esen’in, Kozluk'ta evli olduğu erkek ve uzman çavuş olan kardeşi tarafından işkence yapılan ve ölümle tehdit edilen Zeynep Sevim’in, Balıkesir'de imam nikahı ile evlendirilen ve 17 yaşındaki S.Y. tarafından öldürülen 16 yaşındaki M.A’nın ailesinin oylarıyla Meclis’e girenler işte bu failleri cezasız bırakmaya çalışanların ta kendisi.