Orduyu yeniden dizayn etmek üzere çıkarılan Askerlik Yasası, YAŞ kararları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Partili eski MHP’lilere “yuvaya dön” çağrısı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “cumhurbaşkanlığı sistemini revize etme” söylemi birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı.

Bu gelişmeler ışığında, muhalefetin de katkısıyla hızla gündemden düşen Askerlik Yasası’na yeniden dönerek birkaç anımsatma yapmak gerekir. 

Yasaya genel olarak bakıldığında Cumhurbaşkanının yetkilerinin arttığı görüldü.   

Savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde, askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silahaltına alınmaların esasları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.

Askerliğin uzatılması ya da kısaltılmasına ilişkin yetki de Cumhurbaşkanında.

Öğretmenler, doktorlar, polisler süreleri ve koşulları farklı askerlik yapacaklar. Bu ayrımcılığın ve ‘farklı’lılığın kıstası belli ki iktidarın eğilimi olacak.

En çok tartışılan ve muhalefetin itiraz ettiği 45. maddeye ise MGK ve Savunma Bakanı eklenerek sözüm ona Cumhurbaşkanı yetkisi sınırlandı. Muhalefetin razı edilmesinde etkin rol oynayan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın CHP ve İYİP’e yaptığı “özel” ziyaretlerin sırrı henüz açıklığa kavuşmadı.

Sonuçta yasanın son hali “Barışta, olağanüstü hâl veya seferberlik hallerinde veya savaşta, askerliğini henüz yapmadan, Milli Güvenlik Kurulu'nca gerekli görülen sahalarda, Bakanlığın teklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca özel olarak görevlendirilen gönüllüler Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları takdirde askerlik hizmetinden muaf tutulur” oldu.

“Milisleşme”, “Saray’a özel ordu kurma” tartışmaları yapılırken anımsayacağınız üzere, bu iddiaların güçlenmesinde Rusya’dan gelen bir heyet önemli rol oynadı.

Rusya Ulusal Muhafızlar Birliği Komutanı Viktor Zolotov başkanlığındaki heyet 14 Mayıs 2019’da Türkiye’ye resmî ziyarette bulunmuş, ben de 20 Mayıs tarihli yazımda buna değinmiştim.

Aydınlık gazetesinin geniş yer verdiği ziyaretin amacı, “Türk Jandarma Komutanlığı ile görüşmelerde bulunmak, yapısı ve görevleri hakkında bilgi almak ve Türk Jandarması’yla ortak faaliyetler planlamak” olarak açıklanmıştı.

2016’da bir KHK ile İçişleri Bakanlığı'na bağlanan ve bu yıl 31 Temmuz itibarıyla askerlik yükümlüsü alınmayacak olan jandarmada profesyonelleştirme çalışmaları başlayacak.

Doğrudan Putin’e bağlı Rus Muhafızlar Ordusu’nun jandarmanın profesyonelleştirilmesine yapacağı katkının sonuçlarını yoruma açık bıraktıktan sonra Askerlik Yasası’nı, özellikle de 45. Maddeyi yeniden hatırlamak gerekir.

Birbirine bağlı, birbirini etkileyen ve önümüzdeki döneme ilişkin varsayımlarda bulunmak için önemli ipuçlarını önümüze süren bu iki gelişmeye YAŞ kararları da eklenince ortaya çıkan tablo, “Cumhurbaşkanlığı Sisteminde revizyon”unun şifrelerini çözmekte yararlı olacaktır, kuşkusuz.

Saray’a özel ordu kurmakta yetki sınırlayacağı iddia edilenlerden Savunma Bakanını hesaba katmazsak geriye MGK kalıyor.

MGK kimlerden oluşuyor?

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Adalet, Milli Savunma ve Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları.

MGK’nın asker üyeleri YAŞ kararlarıyla, YAŞ kararları da iki bakan fazlasıyla aynı heyet tarafından belirleniyor. 

Dönem dönem NATO’cularla Avrasyacıların birbirlerini tasfiye ettiği, sonra  FETÖ’nün, daha sonra da FETÖ’yle mücadele edenlerin tasfiye edildiği, ama her güç mücadelesinde solcu ve demokrat askerlerin ilk sırada sistem dışı bırakıldığı ordunun bırakın komuta kademesini, erlere kadar nüfuz eden bir siyasi hakimiyet alanı haline getirilmekte olduğu açık.

Askerlik yasasıyla, MGK’sıyla, YAŞ kararlarıyla.

Yani bugüne dek karşısında durduğumuz militarizm meselesi, ‘militanizme’ dönüşmüş görünüyor.

YAŞ ve Koalisyon

YAŞ kararları üzerine yapılan yorumların ortak noktası, “Perinçekçilerin ve FETÖ ‘darbesi’ sonrası orduya geri dönen Ergenekon, Balyoz mağduru subayların tasfiyesi” oldu. Bazı emekli subaylar “FETÖ’ye yeniden göz kırpıldığını” iddia ederken, bazıları da “AKP’nin kendi kadrolarını orduya tamamen egemen kılmak istediğini” söyledi.

İYİ Parti kurucuları arasında yer aldıktan sonra partiden ayrılan emekli Kurmay Albay Ali Türkşen’in Twitter hesabından gönderdiği “Bekleme süresi dolmadığı halde kadrosuzluktan emekli edecek ne gördünüz acaba? Bu ne telaş, yangından mal mı kaçırıyorsunuz?” mesajı ise dikkat çekiciydi.

İstanbul seçimlerinin kaybedilmesinden bu yana iktidar ortaklarını saran telaşın yansıması MHP’de ve AKP’de farklı oluyor.

YAŞ kararları, hem askerî hem siyasi olarak Erdoğan’ın yöneldiği stratejiyi anlamakta önemli.

MHP, ucube başkanlık sistemini hediye ettiği Erdoğan için artık bir yük haline geldi. Sandık sonuçları da bunun kanıtıydı.

Erdoğan, MHP’yi ve MHP’nin güç aldığı odakları temizlemeye çalışırken bir yandan da yeni partner arayışında.

Dolayısıyla Devlet Bahçeli, İYİP’teki eski MHP’lilere yaptığı çağrı ile koalisyondaki gücünü artırmaya çalışırken, koalisyonun bozulmasını da engellemeye çalışıyor.

Zaten “Parlamento aritmetiği, kamuoyu algısı ve psikolojik üstünlüğün sistemin devamı için hayati olduğunu vurgulayan MHP çevrelerine göre, Bahçeli’nin çağrısının sonuçsuz kalması durumunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın psikolojik üstünlüğü ele geçirmek ve yeni oluşumların önünü kesmek için bir erken seçim çağrısı yapma ihtimalinin de uzak olmadığını” söylüyorlar.

Erdoğan’ın erken seçim yapması uzak ihtimal ama Suriye’de Kürt oluşumlarına askerî müdahale şansı yakalar ya da oldubittiye getirirse veya Akdeniz’de küçük çaplı da olsa bir gerilim yaratır, bundan da kahramanlık çıkarırsa belki. 

Yakın ihtimal ise Erdoğan’ın iktidarı  bırakmamak üzere askerî ve sivil güçlerini hazır edene kadar ihtiyacı olan zamanı, bir yere kadar MHP ile ilk fırsatta MHP’yi devre dışı bırakıp yeni partnerlerle uzatmaya hazırlanması.

CHP ile yasal süreyi sonuna kadar kullanarak yürüttüğü istikşafi görüşmelerden, birbirlerine en ağır hakaretleri ettikten sonra MHP ile yaptığı işbirliğine, “milliyetçiliği ayaklar altına almak”tan “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymamaya” uzanan Erdoğan’ın pragmatizmi söz konusu olduğunda her şey mümkün.

Artık CHP mi olur, İYİP mi olur yoksa “ben bu güçle tek başıma yeterim” mi der bilinmez ama muhalefetin her uzlaşısı (Askerlik yasası ve erken seçim meselesinde olduğu gibi) Erdoğan’ın hayalindeki rejime bir adım daha yaklaşması demek.

Bu kesin bilgi.