Sizce iktidarın yeni yılda ilk icraatı ne olmalı?

Bu soruya muhtemelen çoğunuz, “Son haftalarda adeta bir kırıma dönüşen Korona salgını ile mücadele etmek amacıyla ülke vatandaşlarına güvenli bir aşı temin etmek” diye cevap vermişsinizdir.

Ekonomi de çok önemli ama aşı meselesini halledemeyen bir ülkenin istese bile ekonomide iyileşme adımları atabilmesi neredeyse olanaksız.

Sağlıklı bir toplum olacak ki, patronların ağzıyla konuşursak, ekonomi çalışsın. Kuşkusuz kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu ailesinin de karnı tok olmalı...

Aşı olmalı ki günde 500’e, 600’e varan ölümler azalsın ve son bulsun.

Ama görülüyor ki, iktidarın aşı konusundaki -hadi iyimser bir dille konuşalım- beceriksizliği devam ediyor.

Konu tam bir rezalete dönüştü. Öyle anlaşılıyor ki kısa vadede aşı maşı yok. Olsa bile iktidarın, Saray’ın çeperinde ve ilgi alanında olmayana, yani sıradan vatandaşa aşı yok!

Zaten iktidarın acil gündeminde aşı değil başka bir konu var.

İktidarın derdi, geçtiğimiz yıl HDP idi. Bu yıla da aynı mesele ile girdiler.

Geride bıraktığımız meş’um yılın son günlerinde koalisyon ortağı Bahçeli’nin başını çektiği bir koro, HDP’nin kapatılması kampanyası başlatmıştı.

Erdoğan ve sözcüleri de bu koroya katılmıştı. İçlerinden bazıları kısık sesle de olsa, “Parti kapatmaya gerek olmadığını” ifade etmişlerdi ama Bahçeli’den de zılgıtı yemişlerdi!

Sonra, parti kapatmayı iyice zorlaştıran anayasa değişikliğinin 2010’da AKP’nin önayak olmasıyla yapıldığını, ayrıca Avrupa Birliği’nin, Venedik Komisyonu uyarıları ile de bu yolun adeta kapatıldığını hatırlayınca, başka telden çalarak, “Canım kapatmak şart değil, parasal kaynaklarını keselim bu da çok etkili olur” demeye başladılar.

AKP’NİN HAZİNE YARDIMI YARI YARIYA KESİLİYOR

AKP’nin parti kapatmayı neden daha da zorlaştırdığını da hatırlamakta yarar var:

Vesayet sisteminin kalıntıları devam ederken, 2008’de AKP’nin kapatılması için açılan davanın sonucunda oluşan konsensüs nedeniyle bu yola başvurulmuştu.

Parti kapatılması dönemi artık geri dönmemek üzere son bulmalıydı.

Çünkü Türkiye siyasi hayatı adeta şu veya bu, ama ağırlıklı olarak Kürt sorunu nedeniyle kapatılan partiler mezarlığına dönüşmüştü.

Cumhuriyet Başsavcısı eski alışkanlıkla AKP’nin kapatılmasını talep etmişti.

Başsavcı, "Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle partinin kapatılması ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süre ile siyasetten uzaklaştırılması istemiyle iddianame hazırlamıştı.

Anayasa Mahkemesi, kapatmak için yeterli çoğunluğa ulaşamadığı için AKP’yi kapatamadı ama hazine yardımını yarı yarıya keserek AKP’yi yine de cezalandırdı.

Şimdi bu AKP, ortağı MHP’nin lideri Bahçeli’nin de zorlamasıyla HDP’ye aynı cezayı kesmeye hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski yılın son günlerinde “muhalefeti de inşa edeceklerine” dair sözleri boşuna değilmiş.

Bu sözler, Ankara’nın karanlık koridorlarında, “HDP’ye bir dizi yeni yaptırımın geleceğinin işareti” olarak yorumlanıyor. Bu kulislere bakılırsa ilk yaptırım hazine yardımının kesilmesi olacak...

TBMM’de kabul edilen 2021 yılı bütçesine göre, HDP’nin Hazine’den 57 milyon 550 bin lira yardım alacağı belirtiliyor.

İşin önemli tarafı, bu paranın ocak ayı itibariyle partilerin hesaplarına geçeceği bilgisi.

Acele etmenin temelinde biraz da bu yatıyor olmalı.

Anayasa Mahkemesi’ne mümkünse bu kararı, para HDP’ye geçmeden önce aldırtmak...

Tabii, “AYM bu kararı verirse” falan demek inceliği de yok. Zaten o inceliği Enis Berberoğlu, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davaları sırasında bırakmışlardı.

Yine talimat veriyorlar: “HDP’yi şimdi kapatmayın, para cezası verin. Yine yola gelmezlerse sonra kapatırsınız!”

AKP sözcüsü Ömer Çelik geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Dünyada farklı modeller var, terör propagandası yapanların hazine yardımı almasının engellenmesi gibi... Demokrasi ve hukuk devleti, terör karşısında asla çaresiz değildir” demişti.

Bunu söyleyen Çelik’e, “2008 yılında Anayasa Mahkemesi’nin AKP’ye verdiği ‘hazine yardımını kesmek’ cezasına hak verdiğini mi belirtmek istiyor?” diye sormak da bizim hakkımız.

PARA KESME CEZASI HDP’Yİ DURDURABİLİR Mİ?

Bunlar boş çabalar. Anayasa Mahkemesi’nin 2008’de verdiği ceza AKP’yi nasıl yolundan çevirmediyse böylesi bir ceza HDP’yi asla durduramaz.

Çünkü siyasi partilerin, mali denetimi zaten Anayasa Mahkemesi tarafından yapılıyor. Tıpkı HDP belediyelerinde olduğu gibi, devletin sürekli denetimi ve gözetimi söz konusu. Dolayısıyla açılacak böyle bir dava tıpkı Demirtaş ve diğer HDP’liler için açılan davalar gibi siyasi amaçlı olacak.

Siyasi amaçlarla açılan bir davanın hukuki bir değerinin olmayacağını AİHM Demirtaş’ın nihai kararında çok açık bir şekilde ifade ediyor.

Böyle bir dava ile Kürt siyasi hareketini değil çökertmek, mücadeleyi yavaşlatmak bile mümkün olamaz.

Devlet ya da iktidar, 57 milyon lirayı kesince Kürtlerin, HDP’nin siyasi faaliyeti, direnişi ve mücadeleyi bırakacağını mı sanıyor acaba?

Kapatmak da dahil bu tür engellemeler olsa olsa HDP’yi daha da büyütür, daha da güçlendirir.

Tamam biliyoruz, Kürt siyasi hareketinin varlığı ve direnişi bu iktidar için beka sorunudur ama iyisi mi yeni yılda kendilerine daha önemli işler bulsunlar.

Memleketin insanları kırılıyor salgından. Siz önce güvenli bir aşı sağlayın bu insanlara. Dünyada hala aşı alamamış, halkını aşılamaya başlayamamış bir ülke olmak sizi utandırmıyor mu?

Bırakın Kürtlerle, HDP’yle uğraşmayı.

İşinize bakın!