AKP-MHP Koalisyonu sırf ömrünü uzatabilmek amacıyla tehlikeli sularda oynamaya devam ediyor.

Bu yeni suların adı Afganistan...

Daha doğrusu, Taliban adlı El Kaide türevi şeriatçı örgütün ele geçirmek üzere olduğu bahtsız ülke Afganistan…

Bilindiği gibi, iş başına gelen yeni ABD yönetiminin aldığı ilk kararlardan biri Afganistan’dan tümüyle çekilmek oldu. Bu amaçla Trump yönetiminin son dönemlerinde görüşmeye başladıkları Taliban örgütü ile 29 Şubat’ta kesin anlaşmayı imzaladılar.

Anlaşma gereğince 31 Ağustos’a kadar bütün ABD ve NATO birlikleri Afganistan’ı terk etmiş olacak.

ABD birliklerinin yüzde 90’ının şimdiden çekildikleri bildiriliyor.

Tabii bu arada Taliban da boş durmuyor. Hükümet kuvvetlerinin büyük çabalarına rağmen Afganistan’ın birçok bölgesinde ilerlemesini hızla sürdürüyor.

Taliban sözcüleri şimdiden ülkenin yüzde 80’inde kontrolu sağladıklarını iddia etmeye başladılar.

Öte yandan ABD ve NATO birliklerinin çekilmesinden sonra en önemli sorun olarak ülkeyi dış dünyaya bağlayan stratejik öneme sahip Kabil Havaalanı’nın korunması meselesi çözüme kavuşmuş değil.

Bu noktada, Biden’la 14 Haziran’da Brüksel’deki NATO toplantısında görüşen Erdoğan’ın bu işe gönüllü olarak talip olduğunu öğrendik.

İktidarını sürdürebilmek için ABD’nin desteğini sağlamaktan başka çaresi olmayan Erdoğan’ın, Biden’a sunabileceği herhangi bir şey olmadığı düşünülürken şapkadan Afganistan bataklığı çıktı.

Bu kez masaya sürülen TSK oldu.

BİDEN’LA GÖRÜŞME VE “KURTAR BİZİ NATO” KONSEPTİ

15 Temmuz darbesinin düzenleyicisi olarak ilan edildiğine bakmayın, NATO’ya biattan hiç vazgeçilmedi, şimdi de “Kurtar bizi NATO” noktasına gelindi.

Saray yönetimi, bu sayede Biden yönetimi ile iyi ilişkiler kurabileceği ve ABD desteğini sağlayarak 2023 seçimlerini garantiye alabileceği hesapları yapıyor ya da bunun düşünü kuruyor olmalı.

Bu kapsamda NATO'nun çekilmesi sonrasında Afganistan'da askeri varlığını sürdürüp (TSK şu anda Kabil Havaalanı’nın askeri kısmının operasyonel sorumlusu) Hamid Karzai Havaalanı’nın güvenli şekilde idare edilmesi için yaptığı öneri ittifak için büyük önem taşıyor. ABD ve Batı güçleri geri çekilse de bu havaalanına, Afganistan’la bağlarını koruyacak önemli bir stratejik nokta olarak bakıyorlar. Dolayısıyla Erdoğan’ın bu göreve gönüllü olması, NATO tarafından da memnuniyetle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Savunma Bakanı Hulusi Akar, ordunun bu görevi üstlenmesi için şartlarının, "siyasi, mali ve lojistik destek" olduğunu açıkladılar ve şimdilik kesin bir anlaşmanın söz konusu olmadığını ileri sürdüler ama gelişmeler farklı bir noktaya doğru evriliyor.

ABD yetkilileri, Saray yönetimi ile sorunların çözülebilmesi için sürekli görüşüyorlar ve gelişmelerden oldukça hoşnutlar.

Buna karşılık kendisini şimdiden Afganistan’ın tek hakimi olarak gören Taliban örgütü, Türkiye askerini de kesinlikle istemediğini açıkladı.

TSK’nın çekilmemesi durumunda düşman muamelesi göreceğini duyurdu.

Bu çok açık tehdide rağmen 14 Haziran’dan bu yana Saray yetkilileri ile ABD yetkililerinin çalışmaları sürüyor. Belli ki görüşmeler bir şekilde anlaşmayla sonuçlanacak.

Saray yönetimi açısından tek bir sorun var, o da bu anlaşmanın TSK’nın Afganistan batağına gönderilmesine karşı çıkan Türkiye kamuoyunun kabul edebileceği bir kılıfa sokulabilmesi...

Bunu nasıl yapacaklar diye merak ederken dün Taliban’ın Türkiye’ye karşı yeni bir uyarısı ile karşılaştık.

TALİBAN: TÜRKİYE İLE GÖRÜŞÜYORUZ AMA KARARLIYIZ

Taliban sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Türk askerlerinin Afganistan’da kalmasının ‘işgal sayılacağı’ belirtildi. “Türk yetkilileri, her iki ülke için de zararlı olan bu kararlarını bir an önce geri almaya çağırıyoruz” denildi.

Taliban sözcülerinden Zabihullah Mücahid’in açıklamasında ilginç bir bilgi de duyuruldu:

“Bir süredir Türk yetkiliyle temas halindeydik ve onayımız olmadan böyle tek taraflı bir karar almayacaklarına dair bize güvence verdikleri birçok toplantı yaptık. Verdikleri mevcut karar, kendi sözleşmelerinin ihlalidir”.

Demek ki, Saray yönetimi başından beri Taliban'la bir pazarlığa oturmuş. Üstelik de bu açıklamadan, onlara bazı güvenceler verdikleri anlaşılıyor. Bu güvencelerin arasında başka neler var bilemiyoruz ama Kabil’de kalma izni karşılığında bazı vaatlerde de bulunmuş olabilir açıklamada adı geçen Türk yetkili.

Çünkü öyle görünüyor ki bu Kabil Havaalanı meselesi ve NATO’ya biat misyonu, Saray yönetimi açısından bizim tahmin ettiğimizin de ötesinde önem taşıyor.

Ve ne yapıp edip kendilerine yakın gördükleri Taliban’ı bir şekilde ikna ederek, NATO’ya hizmette kusur etmemeyi başarabileceklerini düşünüyorlar.

Sanıyorum bu özgüveni, Suriye’nin tehlikeli sularında, kanlı cihatçı örgütlerle dans etme pratiği eşliğinde edinmiş olmalılar.

Malum, bu iktidar 10 yıldır Suriye’de El Kaide türevi cihatçı örgütlerle içiçe, yan yana ve işbirliği halinde. IŞİD dahil görüşmediği cihatçı örgüt yok gibi.

İNCE BİR İP ÜZERİNDE NATO VE TALİBAN’LA CAMBAZLIK

Erdoğan’ın Putin’in ricası üzerine Halep’i kuşatan El Nusra ile görüşüp örgütü bölgeden ayrılmaya ikna ettiğini biliyoruz. Bunu Erdoğan kendisi açıklamıştı.

Yine iktidarın, Ankara’nın desteği ile İdlib’i ele geçiren El Kaide türevi HTŞ (Heyet Tahrir el Şam) ile yakın ilişki içinde olduğunu biliyoruz. Şam yönetimi ve Rusya’nın bu cihatçı örgütü İdlib’den çıkartma girişimlerinin bu ilişki nedeniyle bir türlü gerçekleşemediği de biliniyor.

Ankara’nın IŞİD ile ilişkilerini ise değişik zamanlarda yakalanan örgüt yöneticilerinin açıklamalarından öğreniyoruz. MİT’in ve diğer bazı kurumların bu örgütle karanlık ve kanlı ilişkileri birçok yabancı yayın kuruluşunun da ilgisini çekti ve bu konuda çok sayıda haber, yorum, analiz, röportaj ve TV programı yayınlandı..

Başta BM olmak üzere birçok uluslararası kuruluş, bu ilişkiyi belgeleyen raporlar yayınladılar. Bunların ayrıntılarına girmeye gerek yok. Google’da yapılacak küçük bir tarama bu kirli ilişkileri ortaya dökmeye yetiyor.

Afganistan meselesinde de iktidarın aynı kirli yolu izlediği anlaşılıyor.

Taliban’ın son açıklaması, bunu kanıtlıyor.

Tabii Taliban sözcüsü bu görüşmeleri özellikle pazarlık elini yükseltmek amacıyla da ifşa etmiş olabilir.

Saray yönetimi bu sefer de yine ince bir ipte NATO ve Taliban dengesi üzerine cambazlık yapabileceğini zannediyor.

ABD’nin dev savaş makinesi, Afganistan’dan 20 yılda çıkamadı.

Bu süre içinde 2 bin 300 ABD askeri can verdi 20 bini yaralandı. İlaveten 60 bin Afgan askeri yaşamını yitirdi. Ölen sivillerin sayısı 200 bine yakın.

Savaşın mali faturası ise 1 trilyon ABD doları olarak hesap ediliyor.

Ve buna rağmen Saray yönetimi Türkiye’yi Afganistan bataklığına sokmaya kararlı görünüyor.

Her şey iktidar için...