AYM, HDP’nin kapatılması talebiyle yeniden hazırlanan iddianameyi kabul ederek ne kadar siyasallaşmış ve hukukla alakasını kesmiş olduğunu bir kez daha gösterdi.

HDP’yi kapatmanın yetmeyeceğini, yıllardır yaptıkları gibi yeni bir partiyle tekrar seçime gireceklerini hesaplayan Cumhur İttifakı, eski ve yeni genel başkanlar dahil, toplam 451 siyasetçi için 5 yıllık siyasi yasak istiyor.

Selahattin Demirtaş’dan Pervin Buldan’a, Figen Yüksekdağ’dan Mithat Sancar’a, Sebahat Tuncel’den Mehmet Ruştu Tiryaki’ye, Ahmet Şık’tan Ayla Akat Ata’ya, Garo Paylan’dan Oya Ersoy’a, Ömer Faruk Gergerlioğlu’ndan Hüda Kaya’ya, 2015’ten bu yana yerel ve genel seçimlerde seçilen veya HDP’yle bağlantılı siyasi oluşumlarda aktif olan, tutuklu olan/olmayan hemen her etkin isim, siyasetten uzaklaştırılmak isteniyor.

Muhalif siyasetin -evet, sözkonusu isimler sadece Kürt siyasi hareketini temsil etmiyor- etkili isimlerinin tamamen, bu kadar kör gözüm parmağına safdışı bırakılmaya kalkılması, acıklı, gülünç, zavallı…

Acıklı, gülünç, zavallı

Hele ki iktidarın mafyayla, yolsuzluklarla anıldığı ve sessiz kaldığı bir zamanda bu davanın kabul edilmesi, herşeyin nasıl düzmece, nasıl ikiyüzlüce tezgahlandığını, şimdiye kadar görmek, duymak istemeyenler için de berrak bir şekilde ortaya çıkardı.

Siyasi yasak istenen isimlerdne bazılarını tanıyorum, çoğunu yaptıkları siyasetle…

Kürtlerin maruz kaldığı taciz, saldırı ve ayrımcılıkla mücadale edenler kadar insan hakları, hukuk, kadın, işçi, çevre, ifade özgürlüğü alanlarında aktif siyaset yapmak için müthiş çaba harcayan çok kıymetli insanlar var.

Seçimlerde sandıkları korumak için mücadele eden, hukuken yapılan yanlışları gece gündüz kovalayan; haksız yere yargılanan, hapislerde çürütülen insanların sesi olan, kadınların nafaka hakkından madenler, Hes’ler, her çevre yıkımında ses olan; derin ekonomik adaletsizliğe dikkat çeken bu insanların siyasetten men edilemsi, Türkie için kazanç değil, kayıptır.

411 el kaosa kalkmıştı, şimdi ne?

Bu 451 ismin hepsi müthiş işler mi çıkarttı, iddia edemem. Sadece bildiklerim, takip ettiklerim adına konuşabilirim.

Ancak siyasetten uzaklaştırılmaları, AKP’den İYİP’e, kimseye faydası olmayacak. Aksine, bu oyun ters tepecek, tarih, mantık, vicdan bunu söylüyor.

Siyasiler sandık hesabı yaparken unuttukları birşey var: 2021 yılındayız ve Dünya, 6 yıl öncekinden bile farklı dönüyor.

Pandemiyi gördük, çok daha büyük afetler kapımızda. Ekonomik, sosyal ve ekolojik afetler - ki hepsi birbirini tetikliyor.

Hürriyet’in 2008’de attığı “411 el kaosa kalktı” manşeti üzerine kopan fırtına aklıma geldi. Şimdi kulağa dinozor devrinden kalmış gibi geliyor. Mcelisteki 411 oy, üniversitede başörtüsü yasağına ilişkin AKP’nin getirdiği Anayasa düzenlemesini destekleyen oylardı. DTP (HDP’nin öncülü) de onların arasındaydı.

Tayyip Erdoğan’ın bu manşete çok içerlediği, bir nevi “darbe” olarak gördüğü bilinir.

Tayyip Erdoğan, siyaseten ne kadar mağdur edildiğini anlatarak yükselen o Erdoğan, CB koltuğunu bırakmamak için şimdi 451 siyasetçiyi silmeye, parti yasaklatmaya çalışıyor. Tam da kendisine kurulan tuzakların, tezgahların bin beterini yaparak gidebileceği yer, acaba kaç puanlık olacak? Değecek mi?

Deniz Poyraz ve bu topraklarda hayatı canice, anlamsızca sonlandırılan nice hayata, saygıyla...