AB’de yasak tarım zehirleri Türkiye’de neden serbest?

27.01.2020 00:04

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kullanımdan kaldırılması konusunda üniversitelerden görüş istediği 41 pestisit etken maddesinin zararlarını araştırarak, yıkıcı etkilerini ortaya koydu.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Nisan 2019’dan itibaren yürüttüğü ‘Zehirsiz Sofralar’ projesi ve Zehirsiz Kampanya sayesinde pestisitlerin insan sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve çevre üzerindeki zararları gündeme geldi.

Pestisit, böcek, mantar, yabani ot gibi canlılara karşı, tarımda kullanılan kimyasalların genel adı; tarım zehirleri de denebilir. Pestisisitler insan ve doğaya zararlılar; karaciğer, böbrek rahatsızlıkları ve kansere yol açıyor, arıların ve daha birçok canlının ölmesine neden olarak biyoçeşitliliği ve yaşamı tehdit ediyorlar.

Zehirsiz Kampanya’nın dikkat çektiği üzere, pestisitlerin kullanımı dünyada ve ülkemizde giderek artıyor. Dünya genelinde kullanılan pestisit miktarı 3.5 milyon ton. Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verilerine göre 2001’de bayilere satılan bitki koruma ürünleri aktif madde miktarı 13.454 ton iken, 2013'te bu rakam neredeyse iki katına çıkarak 25.268 tona ulaştı. Endüstriyel tarımda 1 armuda 18.3 kez, 1 elmaya 11.3 kez, 1 şeftaliye ise 10 kez pestisit uygulanıyor; yani zehir atılıyor.

Dünyadaki bütün canlılar pestisit etkisine maruz kalıyor. Pestisitlerin her yere yayıldığı bilgisi, gıdanın yanı sıra toprak ve içme suyu üzerinde yapılan araştırmalar sonucu ortaya koyulan verilerle kanıtlanıyor.

Gıda Mühendisi ve araştırmacı Bülent Şık, pestisitlerin hem gıdada hem de gıdanın üretildiği doğal ortamda kalıntı bıraktığını, pestisitin sadece yüzde 2’sinin uygulandığı tarım alanında kaldığını, yüzde 98’lik kısmının hava, toprak ve suya dağıldığını söylüyor. Özellikle hormonal sistem üzerinde bozucu etkiye sahip pestisitlerin suları kirletmesi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak niteleniyor.

TARIM BAKANLIĞI ÜNİVERSİTELERDEN GÖRÜŞ İSTEDİ

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, pestisitlerin olası etkileri değerlendirilmeden piyasaya sürüldüğünü vurgulayarak, “WHO'nun ‘son derece tehlikeli’ ve ‘yüksek ölçüde tehlikeli’ olarak sınıflandırdığı etken maddeler halen kullanılıyor” diyor.

Pestisitlerin gündeme gelmesi üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, Zehirsiz Kampanya ile acilen yasaklanması talep edilen 13 etken maddenin de aralarında yer aldığı 41 pestisit etken maddesinin kullanımdan kaldırılması konusunda üniversitelerden görüş istedi.

Bu arada, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı bakanlığın listesinde yer alan pestisitlerin insan ve diğer canlıların sağlığı ile çevresel toksisite açısından ne gibi zararlara yol açtığını araştırdı.

Araştırmada, üniversitelere hakkında görüş sorulan 41 pestisitin hormonal sistem bozucu, üreme sistemine zararlı, nörolojik gelişime zarar verici, çiftçiler ile tarım işçilerine çok zararlı, arılar, su canlıları, faydalı böcekler için çok zehirli, muhtemel kanserojen etkileri olduğu ve çevrede uzun süre etkisini koruduğu ortaya kondu.

Bakanlığın listesinde yer alan 41 adet pestisitten 9’u (Glyphosate, Beta-Cyfluthrin, Cyfluthrin, Formetanate, Malathion, Tefluthrin, Zeta-Cypermethrin, Fenamiphos ve Zinc Phosphide) haricinde diğer 32 adet pestisitin AB’de kullanımına onay verilmiyor. Bakanlık AB’de onay verilmeyen bu pestisitlerin ülkemiz tarımında neden kullanıldığını açıklamak zorunda olduğu gibi, WHO tarafından ‘son derece tehlikeli’, ‘yüksek seviyede tehlikeli’ ve ‘muhtemel kanserojen’ olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 13 etken maddeyi (Difenacoum, ethoprophos, cyfluthrin, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, , methomyl, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) öncelikle ve acilen yasaklamalı. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı bu pestisitlerin yasaklanması için kampanya yürütüyor; 2030’a kadar tüm pestisitlerin yasaklanması, doğa dostu ve zehirsiz yöntemlerle tarımsal üretim yapılması için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerekli adımların atılmasını, küçük üreticilerin desteklenmesini ve üreticilerin tamamını doğa dostu yöntemler kullanmaya teşvik edecek politikaların uygulanmasını talep ediyor.

MEVSİM DIŞI BİBERDE 14 FARKLI PESTİSİT KALINTISI

Pestisitlerin neden acilen yasaklanması gerektiğini görmek için bir de Greenpeace Akdeniz’in Bülent Şık ile Türkiye’de faaliyet gösteren beş büyük market ve bir semt pazarından alınan 90 adet sebzeyi inceleyerek hazırladığı ‘Soframızdaki Tehlike: Pestisit’ raporuna bakmak gerek. Domates, salatalık ve biber örneklerinin yüzde 15,6’sında (14’ünde) ürünlerde kullanılması yasak pestisit kalıntısı tespit edildi. Yetiştikleri mevsim dışında alınıp incelenen örneklerde pestisit sayısının arttığı görüldü.

90 örneğin yarısında hormonal sistem üzerinde etkili, sucul canlılar, arılar, algler ve faydalı böcekler açısından çok zararlı, doğal hayatta biyolojik birikime neden olan, toksik etkisi çok uzun süre kalıcı pesitsit kalıntıları görüldü. Kasım ayında sadece bir yeşil biber örneğinde tam 14 adet farklı pestisit kalıntısı bulundu. Bir pestisitin tek başına sahip olduğu toksik etki diğer pestisitlerle bir arada olduğunda “kokteyl etkisi” denen daha fazla olumsuz etkiye sahip olabiliyor.

Ürün verimini azaltmadan ve üretim maliyetini artırmadan pestisit kullanımı azaltılabilir. Entegre zararlı yönetimi, organik tarım, agroekoloji, permakültür, onarıcı tarım, bütüncül yönetim gibi alternatif yöntemler mevcut. Anadolu’da yüzyıllardır uygulanan geleneksel tarım biçimleri arasında, etkin zararlı yönetimi yöntemleri de var. Pestisitlerin giderek yaygınlaşmasıyla artık bu yöntemler genç çiftçiler tarafından kullanılmıyor ve yeni nesillere aktarılmıyor. Oysa sağlıklı gıdaya erişim ve çiftçilerin faydası için bu yöntemleri hatırlayıp doğru politikalarla uygulamaya başlamamız gerekiyor.