Dünyanın ve Türkiye’nin başında pek çok dert var. Hangisi daha fazla diye bir eleme yapınca ülkemizin “dert bolluğu” bakımından ait olduğu coğrafyanın ön sıralarında yer aldığını fark ediyoruz.

Dertlerimizin büyük çoğunluğunun “üretilmiş” olduğu görülüyor. En başta da “çağdaş yönetim” sorunu geliyor. İfade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar, sorunların tartışılmasını engelliyor.

Gericilerle “gericilik” sağcılarla “sağcılık” yarışına girmeyi stratejik bir mücadele yöntemi olarak seçen muhalefetin varlığı da ek dertler yaratıyor.

Hepsinin üstünde ise yaşadığımız gezegenin giderek yaşanamaz hale gelmesi bulunuyor. Artık hiç kimsenin itiraz etmeyeceği bir gerçek var:

Dünya “iklim krizi” ile karşı karşıya..!

Son yıllarını geniş açılı araştırmalara ayıran Özgür Üniversite kurucusu Doç. Dr. Fikret Başkaya son kitabını dünyanın geleceğiyle kendi gelecekleri çakışmış olan gençlere ayırdı.

Fikret Hoca Yordam Kitap’tan çıkan “Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım” adlı kitabında, kafasında pek çok soru bulunan -muhtemelen- lise öğrencisi Deniz’i aydınlatıyor. Deniz’in akıl fikir dolu sorularını herkesin gayet kolay anlayabileceği şekilde yanıtlıyor.

Yeryüzündeki her şeyi yiyip bitirme iştahının kaynağını da gösteriyor Başkaya:

“Dünyadaki en zengin yüzde 1, kalan yüzde 99 servete sahip! Bunun sadece sosyal sonuçları yok, ekolojik sonuçları da var. En zengin yüzde 10, atmosferin ısınmasına neden olan karbon gazı emisyonunun yüzde 50’sinden sorumlu. En yoksul yüzde 50 ise sadece yüzde 10’undan…”

Başka kıyaslamalı veriler de sunan Fikret Hoca, “Zenginler yoksullardan 2000 kat fazla enerji kullanıyorlar” diyor.

Yeryüzünde petrol çıkaran 90 şirket 1751-2010 yılları arasında karbon ve metan gazı salınımının yüzde 63’ünden sorumlu olduğu bilimsel verilerle ortada durduğunu da yazıyor Hoca…

Bütün bu rakamlar, sayılar, yıllar Deniz’in çok güncel bir sorusu üzerine sergileniyor. Bilindiği üzere COVİD-19 salgın hastalığının yıkıcı sonuçları üzerine 184 ülkeden 15 bin bilim insanı, dünyayı bekleyen ekolojik felaketlere dair bir çağrı yapmıştı.

Deniz “Siz bu çağrıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye soruyor. Fikret Başkaya büyük bir etki yapan, son derece önemli çağrıcıların kaygılarını “haklı bulduğunu” belirttikten sonra şöyle devam ediyor:

“İklim krizinin en önemli nedeni olarak ‘hızlı nüfus artışını’ görmeleri sadece tuhaf değil aynı zamanda saçma! Kapitalizmden söz etmeden, sömürüyü ve baskıyı yok sayarak, bu yıkım tablosundan çıkılabileceğini mi sanıyorlar?”

Hoca ekliyor: Nüfus artışı sebep değil sonuçtur!

Bu sonucu da kapitalizm yıkıcılığı meydana getirmiştir.

Dünya toparlanma konusunu konuşurken biz kendi ülkemizde kapitalizmin ilkel dönemlerine maruz kalmanın talihsizliğiyle baş etmeye çalışıyoruz. Sendikasız, sigortasız, asgari ücretin altında ve zaman kısıtlaması olmaksızın işçi çalıştırmayı “yasal” hale getirip ekonomik mucizeler yaratma peşinden koşan “harika çocuklar” piyesinin son perdesini izliyoruz.

Fikret Başkaya’nın içinde olağanüstü bilgiler bulunan kitabını kapatıp ülke gerçekleriyle yüzleşince dünyaya daha şefkatli bakasımız geliyor:

“Canım İklim Krizim!”