Demokrasiye kanal tedavisi



Artı Gerçek

İşte taa o yıllarda Katarlılar projeden istifade ettiriliyor. İstanbul parsellenip yabancılara satılıyor.


İstanbul yeni bir kalkınma, silkinme, toparlanma, yükselme, kanatlanma ve uçma döneminin arifesinde bulunuyor. Bütün bunların hayata geçebilmesi için de Boğaz’a rakip bir kanalın açılmasıyla mümkün olabilecek.

Gel gelelim tam bu çağı değiştirecek dönemde iktidar partisi İstanbul’u kaybetti. Hem de iki kere. Cumhurbaşkanı seçimler öncesinde diyordu ya:

-İstanbul’u kaybedersek, Türkiye’yi de kaybederiz.

“Birincisi başarıldı, sıra ikici aşamada…” diyenler var.

Ama C. Başkanı “Türkiye’yi kaybetmekten” kastettiği şey Kanal İstanbul gibi dünya çapında bir projeydi.

Kanal İstanbul için hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporuna karşı topyekûn bir seferberlik başladı. İstanbullular yağmur çamur demeden kuyruklar oluşturup “Kanala hayır!” diye bayrak açtılar.

İstanbulluların itiraz süreci tamamlanmadan Cumhurbaşkanı’nı gayet “demokratik” biçimde kendi görüşünü ifade etti:

-İsteseniz de yapacağız istemeseniz de yapacağız!

Kararlı lider böyle olur. Halka ayak takımına kulak vermez. Sadece seçim öncesi demokrasi falan der geçer.

Kanal İstanbul 2009’da Amerikalı Regional Plan Association Başkanı Robert Yaro ve ekibi tarafından hazırlanan Türkiye Ulusal Kalkınma Planında yer aldı. Prof. Dr. Tarık Şengül bu meseleyi 28 Aralık 2019 tarihli BirGün gazetesinde yazdı.

Yaro İstanbul’a İBB’nin Konut A.Ş. tarafından davet ediliyor. Daha kimsenin kanaldan haberi yok. Yaro 23 sayfalık rapor hazırlıyor. Kanal ve çevresine oluşacak yeni bir şehrin inşası böylece dar bir çevre tarafından öğreniliyor. Zamanın lideri tarafından da açık olarak söyleniyor:

-Kanal İstanbul hakkında pek çok çalışma var. Bunlar ben ve çalışma arkadaşlarım tarafından biliniyor. Ama spekülasyon olmasın diye açıklamıyoruz.

İşte taa o yıllarda Katarlılar projeden istifade ettiriliyor.

İstanbul parsellenip yabancılara satılıyor.

Fakat İstanbul Belediyesi projeden çekildiğini açıklayınca halk da ayaklandı.

-İstanbul’a kanal istemiyoruz!

Yağmur çamur dinlemeden İstanbullular dilekçe kuyruğundalar. Kanal yapımı bir anda demokrasi mücadelesine doğru yöneliyor.

Sanki kanal projesi tek kişilik bir sahiplenme ile baş başa kalma durumuna geldi.

Eğer bu karşı çıkış başarılı olursa yeni bir aşamaya da geçilecek. Halkın gücü ortaya çıkacak. İlerde buna bir başlık da bulunacak:

-Demokrasiye kanal tedavisi!