Şeffaflığın olmadığı, yalanın egemenlik kurduğu Tek Adam rejimlerinde bir takım zerzevatların varlığı, onların konuşma ve yazıları, düşünce ve tutumları bize rejimin hal ve gidişatı hakkında önemli ip uçları sunar. Düşünce derken, düştüğü zamanı kast etmedim, fikir anlamında düşünce…

Gelmiş 80 yaşına, 60 yıldır siyaset sahnesinde, binbir surat oldu, binbir kılığa girdi, bir baltaya sap olamadı. Fevkalade devasa bir iktidar hırsı var, fakat kitlesi yok, partisi namevcut, devlet de ona, bütün yakarış ve yalvarmalarına rağmen, üvey evlat muamelesi yapıyor. Bu kadar iktidarperver olunca da ilkesi olmuyor haliyle.

Avrupa ya da dünyadaki benzerleriyle kıyaslıyorum, onlar, Maoculuk gözden düşünce çoğunlukla ya Sosyal-Demokrat Partilere ya da Çevreci örgütlere geçtiler. Hiçbiri bunun gibi faşist olmadı. Hiçbiri bunun gibi sefil bir diktatörü desteklemedi. O açıdan da tamamen yerli ve millidir bizimki.

Trajik olan şu ki, kendisini kaptan, komutan filan sanıyor oysa ki değersiz bir maşa sadece. Faşizmin tescilli, yetkili mümessili zaten bu şahsı iki cümleyle devre dışı bıraktı.

Suçlarını saymaya kalksak ciltlere sığmaz. Taybet ana için ‘’Savaşta olur böyle şeyler’’ demişti. Mevcut hukuki sistem için ‘’Yargı altın çağını yaşıyor’’ buyurmuştu.

Şu söyleme bakın! Deniz’le Mahir onun emrindeymiş! Ölü Ordunun Ölü Generali mi konuşuyor? Yoksa mezarlıktaki korkuluğa arkadan fon sesi mi vermişler?

İkide bir Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı karalamaya çalışması soldan ne kadar korktuğunun itirafı aslında. 68’in lideriymiş. Ben de otobüsüm.

Bir başka garip muhalifimsi de geçenlerde ‘’Necip Fazıl da Parti Meclisi üyemizdi’’ diye bir cevher yumurtladı. Bunların geçmişle çözemedikleri bir sorunları var. Kesin bilgi.

Merkel’e de laf attı cahilce. Alman Başbakanı aşı sırasını beklediği için devlet adamı değilmiş! Böyle küçük oy avcılıkları olmazmış! Bir kere Merkel devlet kadını. Ayrıca çok yakında Başbakanlığı bırakıyor, seçime filan girdiği yok. TV’deki oturuma katılanlardan biri de taşı gediğine oturtuverdi: Merkel devlet adamı değil, siz devlet adamısınız öyle mi? Sırasını beklemeden aşı olmakla devlet adamı olunuyorsa, bu sahtekar onu da beceremedi. Çünkü hem yapılan Çin aşısı henüz onay almadı hem de aşılar enjektörün/iğnenin plastik başlığı çıkarılmadan yapıldığı için maalesef size devlet adamlığı payesini veremiyoruz. Arzu ederseniz Naylon Kapak Madalyası verelim.

Kendisini reyting kralı ilan etti, izlenme oranları yerlerde sürünen yandaş ekranlarda. İktidar partisi içinde iki kelimeyi bir araya getirecek iki milletvekili, bir MYK üyesi olmadığı için, Saray bu pespaye palyaçoyu görevlendiriyor medya maymunu olarak.

Kendisinin günlük gazetesi, bütün platformlara girmiş ulusal çapta yayın yapan televizyon kanalı acaba neden satış ve reyting rekorları kıramıyor diye düşündü mü hiç? Bir de nereden geliyor bu değirmenin suyu? Var mı şeffaf gelir-gider bilançonuz?

Aile şirketi ya da tarikatçık gibi bir partisi var, o da oranın tek adamı. 50 yıldır Genel Başkan. Önce ablası ayrılmıştı Parti’den. Kim İl Sung gibi oğlunu hazırlıyordu bir sonraki dönem için. Partisini överken, ‘’Bizim Partide bir ordu kuracak kadar General var’’ demişti. Bir yanlışlık var o zaman bu işte. Siz iyisi mi bir Ordu kurun.

Aklınca ince politika yapıyordu. CHP’yi tıpkı iktidar gibi baş düşman belleyince çok sayıda üye ve yönetici istifa etmişti zaten. Son zamanlarda da artık AKP’den bir farkı kalmadığı için olsa gerek kitlesel istifalarla karşılaştı küçük Tek Adam. O da, kendi üyelerine savaş açıp herkesi partiden kovdu.

Bunlar güzel hareketler. Çünkü bugün onun küçük partisi yarın ötekinin ortanca partisi aynı kaderi/kederi paylaşacak.

Yaaa işte böyle olur aşırı sağcı iktidar partisini desteklemenin sonu. Amerikan emperyalizmine karşı mücadele, vatan, millet, Sakarya nutukları çok palavraymış. ‘’Biz değişmedik, Erdoğan bizim çizgimize geldi. Aynı gemideyiz. Rotayı biz çiziyoruz’’ diyordu. Gemi batarken, Denizlere Mahirlere hakaret etmek kurtarmaz ki kimseyi. Blup blup blup….