Postdam Görüşmelerinin yapıldığı Cecileinhof Köşkünün kızıl yıldızı hala duruyor

Stockholm.
Elimde Ergün Sönmez’in anıları vardı, yeni bitirdim. Gönüllü Sürgün/Göçmen İşçi / Akademisyen (Belge Yayınları Nisan 2021). (*) Koca bir ömür, Ergani’den, Diyarbakır’a, İstanbul’un Tarla Başı’sına, Berlin’e ve İsviçrelere uzanan.

Alıp beni nerelere götürdü kitabı. İÜ İktisat Fakültesinde, İdris Küçükömer’in, Fındıkoğlu’nun talebesi olmuşuz. Ama uzun yıllar var aramızda. Ben ilkokulu bitirirken 1959’da o, iktisat talebesi!

Fahrettin Ziya en ünlü Marx eleştirmeni idi, ben bir İktisat öğrencisi iken de, kalın kitapları ile. Ama ikimizde de tam tersi etki yaratmış ki,  Marksist olmuşuz! Kitapları yasaklı idi maccarthyci DP antikomünist döneminde. Ama Marksizmi eleştirmek özgürdü!

1938 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılan “20. Yy. Filozofları” adlı kitabında, Hilmi Ziya Ülken V.I. Lenin’e fotoğrafı ile yer verip, onun “Ampiriokritizmin Eleştirisi” kitabını yüceltirken,  1951 yılında “Tarihi Maddeciliğe Reddiye” adlı kitabını yayınlıyordu. Ne de olsa, kayınbiraderi TKP merkez komitesi üyesiydi. Postu deldirmemek gerekti.

Fahrettin Ziya’nın reddiyesinden sonra, Marksist olmamda etkili olan ikinci kitap Hilmi Ziya’nın reddiyesi olacaktı.

Kitabı, Sahaflarda alacaktım. 1951 tevkifatında tutuklanan gençlerden biriydi sahibi, sevgili Aslan Kaynardağ. Kitabı istediğim de, “hmmm” diyecekti. Üniversiteye girdiğim 1965 yılından beri müdavimi idim Elif’in.

Orada Yurt ve Dünya yayınlarını da bulacaktım, 40’lı yıllardan kalma, zulada tutulmuş.

1949 yılında Ankara Üniversitesinin İlahiyat Bölümünü kurmakla görevlendirilecekti Hilmi Ziya. İmam Hatip Okullarının ilkinin açıldığı yıl. CHP’nin son iktidar yılı.

Ama akademisyen olmak ne zor iş TC’de! On yıl sonra 27 Mayıs cuntasının 147’ler listesinde yer alıyordu. Kimin yolu geçmedi ki yolu, TİP’den?

Zaman bir nehir gibi akıp gidiyor. Ne kadar çok yerde yolumuz kesişmiş Ergün Sönmez ile. En son 2014’de Postdam’da ve 2015’de Cenevre Kitap Fuarında… Yine 6-7 yılı devirivermişiz bu arada yine.

Yeni bir Dünyanın temellerinin atıldığı Postdam’a, konferasın yapıldığı binaya gitmiştik, çevirmen, yayıncı, insan hakları savunucusu Şen Süer ve araştırmacı Ergün Sönmez ile birlikte.

Stalin, Churchill ve çiçeği burnunda başkan Truman. Yeni Avrupa’nın sınırlarını tartışmışlardı.

Bu arada, bugün yine aktüel olan Montrö Anlaşmasını da…

O zaman Rusya daha fazla kontrol talep ediyordu Boğaz hattında. Bugün ABD, daha fazla çıkmak Karadeniz’e!


 

Truman, Japonya’ya 4 gün sonra atom bombası diye dehşetli bir şey atacağından söz etmemişti, katılımcılara.

Roosevelt yaşasaydı Atom bombası kullanılmazdı diye düşünüyorum.

Stalin, “yahu bizden şu kapılan Kars/Ardahan’ı konuşşsak” deme hazırlığındaydı. Holokost failleri yenilip, Berlin düşünce,  1915 kurbanları umutlanmıştı bütün dünyada . 30 yıl geçmiş aradan!

Stalin, “General İsmet, Japonlara şükretsin!” diyecek, bir daha dillendirmeyecekti her iki konuyu da.

Ama bir yandan da Missouri Üsküdar’a dayanacaktı!

Sahi Ergani Ermenilerine ne oldu sorusunu da yanıtlıyor Ergün Sönmez, Boğosların öyküsü ile.

Potsdam kent merkezinde, eski bir Cafe’de oturmuştuk. Weimar Cumhuriyeti sırasında, orada hazırlamış, Kurt Tucholsky, Die Weltbühne dergisini. 1935 Aralığında, İsveç’in Göteborg kentinde intihar edecekti.

1929 yılında Nazilere hitaben, “Almanya’ya tapu çıkaramazsınız tek başınıza, bizim de hissemiz var orada!” diye yazmıştı.

Ergün Sönmez, Sovyetlerin, Halk Demokrasilerinin çöküşünü Berlin’de yaşadı. O doktorasını tamamladı Hür Berlin Üniversitesinde, benim ki yarım kaldı!

Ergün Sönmez, Erganili demiştim. 30’lu yılların ortamında dünyaya geldi, kaval üflemeyi orada öğrendi. Daha sonra ney’e üflemeye terfi edecekti.

Eski Ergani’yi ben de 1970 yılından bilirim. Hukuk’ta okuyan FKF’li Şeref Yıldız’ın ailesinin yanında misafir olacaktık sosyolog arkadaşlarımla. Beni alıp 50 yıl öncesinin Ergani’sine götürdü.

En son Zülküf Kışanak ile gitmiştik Ergani yakınlarında, kazıyla ortaya çıkarılan eski bir yerleşim yerine. Eski Roma yolunda yürümüştük.

 
İÜ İktisat Fakültesi Anfisi

En ağır koşullarda okuma derdiyle yollara düştü Ergün Sönmez. Lise için Diyarbakır’a, üniversite için İstanbul’a vardı. Yedek Subay Öğretmenlik yaptı Kasımpaşa’da, TC’nin 12. Cumhurbaşkanının öğrencisi olacağını nereden bilebilirdi?

Çocukluğundan itibaren ayrımı, ayrımcılığı gördü. Öylece öğrendi Kürtlüğünü, sosyalist olduğunu. Türkçü bir akademisyen olma olanağını elinin tersi ile geri itti.  

Hayat yoldaşı İsviçreli Monique de İsviçre muhafakazarlığının kurbanı oldu, hem Almanya hem İsviçre’de Tıbbıye’den mezun oldu! Çift dikiş!

Almanya’da işçi olmayı kabullendi, göçtü oralara. Hem çalıştı hem de doktorasını tamamladı. Hep sınıf mücadelesinin bir parçası oldu, kariyerizmden uzak bir görev insanı olarak. İşçi sınıfının, göçmenlerin çocukları için 28 yıl öğretmenlik yaptı, sendikal faaliyet yürüttü.  Kaleme aldığı kitaplarıyla daha insancıl ve eşitlikçi bir dünya için çaba harcadı Ergün Sönmez. Kollektif Emperyalizmi, Türkiye’nin  bunun içindeki konumunu, Kürt sorununu, göçmenliği irdeleyerek anlattı kitaplarında. Almanca yayınladığı bazı kitapları ise Türkçeye çevrilmeyi bekliyor.


(*) Belge Yayınlarından çıkan diğer kitapları: Kolektif Emperyalizm (2015); Kolektif Emperyalizm ve Türkiye’nin Konumu (2019); Tevn Yayınlarından çıkan kitapları: Türkiye ve Avrupa Birliği (2005); Mustafa Demir ile birlikte: Günümüz Kapitalizmi ve Alternatifi (2007); Peri yayınlarından çıkan kitapları:  Demokrasi, Kürtler ve AB (2009), Yakın Doğu’da Kadın (2012).