Amini’nin katlinden öteye İran isyanında kadınlarla erkekleri birleştiren ekonomik nedenler…

İran genelinde yayılarak devam eden protestolar, 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsünü doğru kullanmadığı için yakalandıktan sonra polis nezaretinde trajik şekilde öldürülmesi üzerine patlak verdi. Bu ölüm ilk değil hatta son da değil. Çünkü protestocuların İran'ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'e ve temsil ettiği rejime karşı meydan okumaları İran halkının önemli bir parçasının demokrasi ve bağımsızlık için verdikleri uzun mücadelenin bir parçası; devamı.   

İran’daki protestoların bu denli yaygınlaşması, katı cinsiyet ayrımcılığının yarattığı tepkilerden yükselip yozlaşmış ve despotik rejime karşı erkeklerin de destek verdiği bir halk isyanına dönüşmesinin arkasındaki ekonomik nedenleri yakalamak önemli. İşsizlik, yüksek genç işsizliği ve yüksek enflasyon yanında yolsuzlukları ayyuka çıkmış bir baskıcı hükümet, protestoların arkasındaki ekonomik zemin.

40 küsur yıllık iktidarlarının özellikle son 15 yılında ekonomi sıkıştıkça ve sıradan insanların hayatları zorlaştıkça, Devrim Muhafızları ve hükümete bağlı diğerleri, serveti ellerinde yoğunlaştırarak ulusal ekonominin daha da büyük bir bölümünü ele geçirdiler. Özellikle son birkaç yılda ekonomi sert bir şekilde daraldı, İran para birimi aşırı değer kaybederek enflasyonu çok yukarılara itti.  Hükümetin hasarı telafi etme çabaları yetmedi, yolsuzluk derinleşti. 

Kadim ve zengin topraklarda yaşayan İran halkı için bağımsızlık, despot rejimin kadın düşmanlığından öteye iflas etmiş bir ekonomi, Putin ve Çin'e boyun eğmişlikten kurtulmanın üzerine kurulmakta. İran şu anda büyük ölçüde ABD yaptırımlarının neden olduğu ekonomik sorunlarla boğuşuyor. Yaptırımların etkisi, toplumun en savunmasız kesimleri tarafından en ağır şekilde hissediliyor: temel gıda ve mallara ulaşmakta zorlanan geniş halk kesimleri ve etnik azınlıklar. 
ABD yaptırımları hedef aldıkları baskıcı devletleri zayıflatmakta başarısız olmakla kalmadı, aynı zamanda onlara gerçekten fayda sağladı. 1979 Devrimi'nden bu yana, ABD'nin eylemleri, Molla rejiminin ülkeyi sömürmeleri ve korku ile yönetmeleri için sonsuz fırsat sağladı. Hatta en son katı rejim yanlısı Raisi'nin Başkan seçilmesi, kısmen, Trump'ın 2018 sonrasında "azami baskı yaptırımlarının" bir ürünü olarak görülebilir.

Yıllarca süren yaptırımlar ve ekonomik izolasyon, İran'ın dış ilişkileri için tam ulusal kapasite ve kaynaklara dayanan kapsamlı bir strateji geliştirmesini engellemiş durumda. Tahran, zamanının ve enerjisinin çoğunu yaptırımlar altında var olmaya harcarken, Rusya ve Çin'i bu hedef doğrultusunda paha biçilmez ekonomik ortaklar olarak görüyor. İslam Cumhuriyeti, Putin'in bu yıl Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından Rusya'nın yörüngesine daha fazla girerken, bir zamanlar en büyük ticaret ortağı olan Avrupa ile ekonomik bağları giderek azaldı.

Pekin ve Moskova, Tahran'a sürekli olarak diplomatik ve ekonomik destek sağladı. Pekin, ABD yaptırımları altında felç olan İran’dan petrolünü ithal ediyor ve İran ekonomisinin can damarı olan ticaretini sürdürüyor. İran'a çeşitli alanlarda milyarlarca dolarlık Çin yatırımını içeren 25 yıllık stratejik kapsamlı bir anlaşma da imzaladı. Rusya ile, Batı ile nükleer anlaşmasının restorasyonunu ve yaptırımların kaldırılmasını destekliyor.

Çin’le gelişen ticarete karşın, İran'ın birçok küçük ve orta ölçekli birçok işletmesi, ucuz ve düşük kaliteli Çin mallarının ithalatı nedeniyle yıllar içinde iflas etti. Hükümet, yaptırımlar altındaki sınırlı finansal kaynaklar ve Çin'den yapılan ithalatı kontrol etmede siyasi ilişkilere öncelik vermesi nedeniyle bu yerli girişimcileri destekleyemedi.
Üstelik, üst düzey diplomatik ziyaretlere, Rusya ve Çin ile çeşitli anlaşmaların imzalanmasına rağmen, Tahran yönetimi, Pekin ve Moskova ile ülkenin ekonomik kaderini ve yalnızlığını değiştiren bir ekonomik ilişki geliştiremedi. İran tarafında bölgesel hegemonya olmak üzere giriştiği Suriye, Irak ve Lübnan'daki planları ile İsrail’le büyük anlaşmazlığı gibi uzun süredir devam eden başka öncelikler var.

İran'la Çin'in yılda yaklaşık 19 milyar dolarlık ticareti aksine, Rusya-İran ticareti ancak 3 milyar dolara ulaşıyor. Belirli altyapı projelerine katılmak dışında, Rusya daha fazla ekonomik ortaklıktan kaçınıyor. İran'ın siyasi sınıfının bazı üyeleri, Rusya'nın İran'ın bölgesel ve küresel pazarlara enerji ihracatını engelleyen ana faktör olduğuna, ülkenin Suriye’den veya Hazar Denizi gibi bölgesel varlıklarından elde ettiği ekonomik faydalardan yararlanamamasının başlıca nedeni olduğuna inanıyor.
Raisi'nin eylül başlarında Özbekistan'ın başkenti Semerkant'ta düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü liderler zirvesine katılmasının ardından, İran'ın statüsü gözlemci devlet konumundan yükselmiş oldu. Fakat, Ukrayna işgaliyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, Çin’in Rus petrolünü daha fazla alırken, İran’ın potansiyelini kaybetmesine neden oluyor. Bu bile ilişkileri içinde kendi başına bir ters dinamiğe işaret etmekte. 

Yaptırımlar kaldırılırsa, İran'a kullanılmayan enerji kaynakları gibi benzersiz jeopolitik ve jeoekonomik avantajlarından bazılarını kullanma ve Batılı yatırımcılar için son derece cazip bir pazar olarak görünme şansı elde edecek.

Tahran, Rusya ve Çin ile ekonomik ilişkilerini Batı'ya karşı kaldıraç olarak kullanıyor olsa da gerçek olan her iki ülkenin de İran'ın büyük ekonomik beklentilerini, korkunç ekonomik durumunu dönüştürmek gibi neredeyse imkânsız bir misyonu yerine getiremeye hazır olmadıkları. 

İran ekonomisi yalnız ancak halkı yalnız değil

2009'daki hileli seçimler, 2017'deki kötü ekonomik yönetim ve 2019'daki yakıt zamları üzerine başlayan yakın tarihli protestolar, İran güvenlik güçleri tarafından sert bir şekilde bastırıldı.  Bu son isyanın kaderi de farklı olmayabilir. Yine de İran Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana ilk kez, mevcut ayaklanma, Tahran'ın kuzeyindeki zengin İranlıları, güneyde yoğunlaşan işçi sınıfını, Türk, Kürt, Fars tüm etnik azınlıkları kapsamasıyla diğerlerinden farklı. 

Derin ekonomik sorunlara doğan ve ambargo ortamında büyüyen, %25-30 civarı işsizlikle boğuşan genç neslinse katılım nedeni İran için gelecekten umutlarını kesmeleri. Zaman zaman yaklaşan "reform" adımlarından bir sonuç elde edilmemiş olmasının verdiği "kaybedecek hiçbir şeylerinin kalmadığı" düşüncesi.

Mevcut ceberut rejim önceki başkaldırılar gibi bunu da yüzlerce insanı öldürerek, binlercesini sindirerek bastırabilir.  Fakat isyanın ardındaki büyük ve her geçen yıl derinleşen ekonomik sorunların varlığı, temel insan hakları talepleri ve daha iyi bir yaşam arzusu Molla rejiminin artık daha şiddetle sarsıldığını gösteriyor. 

İran gibi büyük bir medeniyetin cesur kadınlarını, onların yaktığı ateşi büyüten erkeklerini buradan saygıyla selamlamak, seslerini duyurmak da bu hikâyenin bizlere düşen parçası oluyor. 
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar