Erdoğan adaylığını mı yoksa erken seçimi mi ilân etti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde, "Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’dır" diyerek adaylığını kesin olarak ilân etti. Bu adaylık duyurusuyla birlikte, CB ve TBMM seçimlerinin de Haziran 2023’teki normal zamanında yapılacağını, erken seçimin söz konusu olmadığını tekrar vurguladı. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan hem adaylığını ilân etmiş, hem de erken seçim kapısını kapatmış olduğuna göre, yazının başlığı anlamsızlaşmış olmuyor mu? Bence olmuyor. Nedenini açıklamak için başka bir soru sorayım: Türkiye Cumhuriyeti’nin bir anayasası var mı, yok mu? "Kâğıt üzerinde var, uygulamada yok" veya "bâzen var, bâzen yok" diyebilirsiniz ki, mevcut işleyişe bakarak çok da haksız olmadığınız söylenebilir.

Ancak, üzerinde konuştuğumuz konu seçimler. CB ve TBMM seçimleri, belirli bir takvime göre ve belirli bir mevzuat uyarınca, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararlarına bağlı olarak yürütülen işlemlerle gerçekleşmekte. Bu işlemlerin tümünün hukuka uygun olması, seçimlerden çıkacak sonuçlara saygı gösterilmesinin ön koşulu. Aksi hâlde sâdece seçim süreçleri değil, sonuçları da ve dolayısıyla bu sonuçlara göre oluşacak olan siyâsî iktidar da meşrûiyet zaafiyeti içine girerler.

Nitekim, 16 Nisan 2017’de yapılan halk oylamasında, sandıklar açıldıktan sonra gelen bir YSK kararı, kanundaki açık hükmün tam aksine olarak mühürsüz oyları da geçerli saydığı için, neticenin meşrûiyeti hâlâ tartışmalı. Peki, acaba aynı YSK Anayasa’ya da açıkça ve bütünüyle aykırı bir karar alabilir mi? Anayasa varsa alamaz, yoksa alabilir. O hâlde, Cumhur İttifakı’nın Tayyip Erdoğan’ı aday göstermesi hâlinde yapılacak bir itiraz karşısında YSK, bu adaylığı geçerli kabûl eder mi, etmez mi?

Bu soruya cevap verebilmek için Anayasa’nın CB seçiminde kimlerin aday olabileceği konusundaki kurallarını hatırlamamız gerekir. Anayasa’ya göre, "Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sâhip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir." Yine Anayasa’ya göre, "bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir." "Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’dır" cümlesini sorgulamamıza neden olan kural da budur: Bir kimse en fazla iki defa CB seçilebilir. Bu kural varsa, Tayyip Erdoğan 10 Ağustos 2014’te ve 24 Haziran 2018’de CB seçilmiş olduğuna göre, 2023’te yeniden seçilmek için aday olamaz. Ne kadar açık değil mi? Ancak, pek çok kuralda olduğu gibi bu kuralda da bir istisnâ var: Anayasa’ya göre TBMM erken seçim kararı alırsa ve yalnızca böyle bir kararın alınması hâlinde Tayyip Erdoğan üçüncü kez CB seçilmek üzere aday olabilir.

Anayasa bu kadar açık bir düzenleme getirmişken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın hem müstakbel adaylığını ilân etmesi ve hem de erken seçim olmayacak demesi nasıl açıklanabilir? Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu Anayasa hükümlerinden habersiz olduğunu söyleyemeyeceğimize göre, anlaşılan, "bir kimse en fazla iki defa CB seçilebilir" kuralının farklı bir yorumuna itibar ettiği sonucuna varmamız gerekmektedir. Tahmin edileceği üzere, bu yoruma göre "en fazla iki defa seçilebilir kuralı, 2023 seçimleri ve dolayısıyla Tayyip Erdoğan için geçerli değildir". Bu yorumun da iki dayanağı var. Bunlardan birincisi hayli biçimsel, diğeri ise esasa ilişkin.

Biçimsel yoruma göre, iki defadan fazla seçilememe kuralı, 2017’deki Anayasa değişikliğinden önce 102. maddede yer alıyordu. 2017 değişikliği ile birlikte, "Seçimi" başlığını taşıyan 102. madde yürürlükten kaldırılmıştır. Yine 2017 değişikliği ile birlikte, eski hâli CB’nın "nitelikleri ve tarafsızlığı" olan 101. madde "adaylık ve seçimi" başlığı ile yeniden düzenlenmiş ve "bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir" kuralı bu maddeye eklenmiştir. Yeni biçimiyle 101. madde de, 24 Haziran 2018’deki seçim takviminin işlemeye başladığı tarihte yürürlüğe girmiştir. Buna göre, Tayyip Erdoğan’ın 2018’deki seçilişi "ilk" seçilme olmaktadır. Garip geliyor değil mi?

Yâni, 2014’teki seçim, bir kural değişikliği ile yok mu sayılıyor? İnanılır gibi değil, ama yorumun sâhipleri öyle diyor.

Oysa, bu biçimsel yorumu çürütmek çok kolay.

Eski 102. maddedeki kural ile yeni kural kelimesi kelimesine aynı: "Bir kimse en fazla iki defa CB seçilebilir." Kural da bir değişiklik yok, değişen sâdece içinde yer aldığı Anayasa maddesi. Ayrıca, 2017 değişiklikleri ile ilgili kanun, aynı zamanda bu değişikliklerin ne zaman yürürlüğe gireceğini de hükme bağlıyor. Kuralda bir değişiklik olmadığı, yâni ikiden fazla seçilme yasağı aynı ifâde ile olduğu gibi bırakıldığına göre, bu kuralın 2018’de yürürlüğe girdiğinden söz etmek de mümkün değil. Kural, 2007’den beri aynen yürürlüktedir. Aslında bunu, 2017 değişikliklerinin gerekçeli metninde de görmek mümkündür.

İşin bir de esasa ilişkin yorumu var ve sanırım bu daha da önemli. Kamu oyunda daha yaygın olarak dile getirilen bu yoruma göre, 2017’de Türkiye’de parlâmenter sistem terkedilmiş, yerine "Türk tipi başkancı sistem" (kimilerine göre "Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi") getirilmiştir. Bu "sistem değişikliği," CB’nın statüsünü de köklü bir biçimde değiştirmiştir. Parlâmenter sistemde yürütme organının iki kanadından biri olan CB, yeni sistemde tek başına, kişi olarak yürütme organını meydana getirmektedir. Bu değişiklik, kuşkusuz CB’nın yetkilerinde de büyük değişiklikler getirmiştir. Bu durumda 2018’deki seçim yeni sistemin ilk seçimidir, dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın 2023’te yeniden seçilmek üzere aday olmasının önünde bir engel yoktur.

Bu ikinci yorumun kabûl edilmesi de, kanımca, mümkün değildir. Bir kere, Tayyip Erdoğan, 2014’te Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş, 2018’de ikinci defa yeniden seçilmiştir. İki dönem üst üste CB seçildiği için, hem ülkemizdeki eski örneklerde ve hem de dünya örneklerinde olduğu gibi, kendisine 2018’de yeni veya ilk kez seçilmiş gibi, 13. Cumhurbaşkanı veya yeni sistemin 1. Cumhurbaşkanı gibi bir unvan yakıştırılmamıştır.

Doğrusu da budur. Nitekim YSK, 2018’de Tayyip Erdoğan’ın 13. CB olduğu yönündeki kararını sonradan düzeltmiştir. Demek ki, 1921 Anayasası’na görü kurulmuş ve 29 Ekim 1923’ten bu yana Cumhuriyet olduğu değiştirilemez bir hüküm olarak tüm anayasalarda yer almış olan Türkiye Devleti’nin Cumhurbaşkanlığı makamında bir kesinti yoktur. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa kuralları 1921’den bugüne çeşitli defalar değişmiştir. Cumhuriyet’in ilk anayasası olan 1921’deki "meclis hükûmeti" sistemi 1923’te değiştirilerek ihdas edilen CB makamı ile parlâmenter sisteme yaklaşmış, 1924 TBMM’nin mutlak üstünlüğünü benimsemiş, 1961 ise egemenliği yetkili organlar arasında paylaştıran ve TBMM içinde Cumhuriyet Senatosu ihdas eden yepyeni bir parlâmanter yapı getirmiş, CB da buna göre düzenlenmiş, 1982 Anayasası ise farklı bir CB düzenlemesi getirmiş ve hem 2007’de hem de 2017’de bu makam yeniden düzenlenmiştir.

Aradaki farklar ne olursa olsun, darbe dönemleriyle kesintiye uğradığı zaman bile devamlılığı tartışılmamış olan Cumhurbaşkanlığı makamının, bir anayasa değişikliği ile tümüyle yenilendiğini ve bunun ardından yapılan CB seçiminin ilk seçim sayılması gerektiğini ileri sürmek, 2017 Anayasa değişiklikleri ile yeni bir devlet kurulduğunu söylemekle aynı anlama gelmektedir.

Bunu kabûl etmeden, "Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan’dır" cümlesine resmîyet kazandırmak mümkün olamaz.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı adaylığını ilân ederek, aslında TBMM’ye "erken seçim kararı almanız gerekiyor, çünkü ben yine adayım" mesajını vermiştir. Başka türlü, üçüncü kez seçilmek üzere aday olabilmesi mümkün görünmemektedir. TBMM’deki sandalye dağılımına göre, Cumhur İttifakı’nın erken seçim kararı almak için yeterli sayısı bulunmadığı anlaşıldığına göre, böyle bir erken seçim kararı için muhalefetin de desteği gerekecektir. Muhalefetin bu desteği esirgemeyeceğine emin olduğumu da söyleyebilirim. Hem içinde bulunulan krizin gerektirdiği iktidar değişikliğin bir ân önce gerçekleşmesini istedikleri için, hem de Erdoğan’ı seçimde yenilgiye uğratma fırsatını kaçırmamak için. Tabiî sonuç ne olur, bilinmez; bildiğim, Anayasa varsa ve Erdoğan yeniden aday olacaksa, TBMM’nin erken seçim kararı almasının zorunlu olduğudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar