Kongre Merkezi’nden gecikmiş notlar….

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Emekçi Hareket Partisi'nin (EHP) bir araya gelerek oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, yol haritasını cumartesi günü saat 15.30’da İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde açıklayacaktı…

Saatinde yetişmek için yola çıktım.

xxxxxx

Haliç kıyısında, salona yürüyen kalabalıklar arasından geçerek Kongre Merkezi’nin bulunduğu park alanına girdim.

Çevik Kuvvet polislerinin bekleştiği alana arabayı park ettim ve birkaç dakika gecikmeyle salona girip bulabildiğim boş bir koltuğa oturdum.

Sokaklarda coplananlar, hapislere atılanlar, ağır hasta tutsaklar, haksız yere yargılananlar, işlerinden atılanlar, 15 Temmuz mağdurları, hak aradıkları için zulme uğrayanlar, grev yaptıkları için ekmek parasından olanlar, ormanı talan edilenler, sularına el konulanlar, arazileri ellerinden alınanlar sanki topluca salona sığınmış gibiydiler....

Bu bölümlemelerde yer alan ve kamuoyunun tanıdığı mağdurlar topluca içeri girdiklerinde alkışlarla karşılanıyorlardı.

Sokakların, dağların, bayırların çilekeşleri salona dolmuştu.

Zaman zaman topluca atılan sloganlar eşliğinde alt salon iyice dolmaya ve burada yer bulamayanlar üst balkonlara çıkmaya başladı. Yerleşmelerin bitmesi beklenirken, aşina olduğumuz şarkılar çalınmaya devam ediyordu:

"Bak işte yaklaşıyor fırtına,

Bak yine yükseliyor dalgalar

Yıllardan sonra, yollardan sonra,

Şarkılar söylüyor çocuklar,

Yıllardan sonra, yollardan sonra"…

xxxxxx

Buna benzer en son gittiğim toplantı, HDP’nin 2 Ekim 2015 yılında seçim bildirgesinin açıklandığı toplantıydı.

Bildirgeyi o dönemin eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ birlikte açıklamışlardı. Yazıyı yazmadan önce o bildirgeyi yeniden dikkatle okudum. Esaslı bir bildirgeydi.

O bildirgeyi okuyanlar şimdi hapisteler. Yıllardır yatıyorlar.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuşmasına hapisteki bu iki eş genel başkanın adlarına anarak başladığında, salondan en yoğun alkış alan isimlerden oldular.

Biraz önce çalan şarkının sözlerini anımsadım :

"Konuşanı asi deyip

İçeri tıkmalı

Faili meçhuller

Çöple beslenenler

Çalıp duran ziller

Uyandırmalı"…

xxxxxx

Saat 16’yı bulmadan İttifak liderleri salona girdiler. Salonu selamlayıp yerlerine oturdular…

Türkçe ve Kürtçe konuşan iki sunucu sahnedeki yerlerini aldı.

Çok geçmeden davet edilen iki görevli "yol haritasını" okumaya başladı. İttifak mutabakatı barka vizyona da yansıtıldı.

İnsanca çalışılacak ve yaşanacak bir ekonomik düzen

- Halkın egemenliğine dayanan demokrasi

Kürt sorununda barışçıl, demokratik çözüm

Kadınlar için adalet, eşitlik ve özgürlük

- Gençler, engelliler ve dezavantajlı gruplar için eşitlik ve özgürlük

- Doğanın, çevrenin ve kültürel varlıkların korunması…

Okunanlar alkışlarla karşılandı.

Kürt sorunu ve kadınlara adalet ise coşkunun en çok arttığı bölümler oldu.

xxxxxx

Muhalefetin yol haritalarını açıkladıkları metinler söz konusu olduğunda, Almanya seçimlerinde büyük başarı kazanan Sosyal Demokrat Parti Başkanı ve Başbakan Schotz aklıma gelir.

Günlük dertlere çok sade ve somut, kısa inandırıcı önlemler getirerek seçimi kazanmıştı. Herkes o önerilerde kendini ve yaşamsal sorunları çözecek acil, güvenilir çareler bulmuştu.

xxxxxx

Ardından parti liderlerinin konuşmalarına geçildi…

Ben de hepsini birden izleme imkânı buldum. Salonun olumlu tepkilerine ortaklık ettim. Konuşmacıların salonla kurdukları ilişkiyi, üsluplarını, salonun tepkilerini  izledim.

Dünyada sol dalgalanmaların yükseldiği gençlik dönemlerimi anımsatan bir biçimde duygu ve coşku kabarıyordu.

İran’daki 22 yaşındaki gencecik bir kızın ahlak polisi tarafından katledilmesinin ardından yaşanan ayaklanmayı salonda bulunanların nasıl içten destekledikleri hemen hissediliyordu.

İktidara yönelik siyasal öfke ise yüksekti.

İnsanların yoksulluktan, baskıdan, adaletsizlikten nasıl bunaldıklarına bir kez daha şahit oluyordunuz.

Beni en duygulandıran ise bir ara, sahneden sanki kendiliğinden yükselen Kürtçe ağıt oldu.

Duyan hiç kimsenin ilgisiz kalamayacağı bir ezgiyi davudi ve etkileyici sesiyle Kürtçe konuşan erkek sunucunun seslendirdiğini fark ettim.

Toplantının derin izler bırakan bir anıydı.

Yanı başımdaki tanımadığım komşum şarkının gözaltında kaybolan bir kişinin hikayesini anlattığını söyledi.

xxxxxx

Benim açımdan en sevindirici yan "rejime muhalif" bir ittifakın yola çıkıyor olması oldu…

Türkiye çok ciddi bir yol ayrımında: Ya ölecek ya yaşayacak…

Yaşaması için kendini yeniden inşa edecek bir siyaset kurumuna acil ihtiyaç var.

xxxxxx

Ama Türkiye’yi yeniden inşa etme arzusunu Özgürlük İttifakı dışındaki muhalif partilerin hepsinde görmüyoruz.

Hazineyi ve siyasal iktidarı ele geçirip, yenileniyormuş gibi yapıp yola devam etmek isteyenler var…

Bence o cenahta bu ayrışma en çok da Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerinden belirginleşiyor: Cumhuriyet’in yeniden inşasını isteyenler ile yalapşap reformlarla devam edilebileceğini düşünenler ayrışıyor…

Cumartesi günkü toplantı ise radikal bir biçimde yeniden inşanın yanında olanların toplantısıydı.

xxxxxx

Salonun coşkusunu içimde taşıyarak çıktım salondan.

Dilimde kitlelerin söylediği o şarkı:

"Bak işte yaklaşıyor fırtına,

Bak yine yükseliyor dalgalar

Yıllardan sonra, yollardan sonra,

Şarkılar söylüyor çocuklar"…

Önceki ve Sonraki Yazılar