Mühdan Sağlam

Mühdan Sağlam

Opec+’ın üretim kararı Biden’ı neden alarma geçirdi?

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile Rusya, Kazakistan gibi ülkelerin dahil olduğu OPEC+ toplantısı iki yıl aradan sonra Viyana’da ilk defa yüz yüze gerçekleştirildi. Toplantıda alınacak karar aslında günler öncesinden tartışılmaya başlanmıştı. Nitekim beklendiği gibi oldu ve iki yıl aranın ardından OPEC+ yeniden petrol kesintisine gitmeyi kararlaştırdı. OPEC+’ın üretim kesintisi kararı neden aldı? Bu kararın küresel ekonomi üstünde etkisi ne? Biden yönetimi OPEC+’ın kararından neden memnun değil? Bu hafta bu sorulara yanıt arayacağız.

ÜRETİM KESİNTİSİ VE KÜRESEL EKONOMİ

OPEC+ pandemi döneminde günlük 10 milyon varil kesintiyle gündeme gelmiş, pandemi tedbirlerinin hafiflemesiyle de üretim artışına gitmeye başlamıştı. Pandemi sonrası küresel petrol talebindeki toparlama OPEC ve OPEC+’ın üretim kararına etki etmişti. Örneğin 2021’de 96,4 milyon varil olan günlük küresel talep, 2022’de 100 milyon varile ulaştı. Bu noktada OPEC’in de aralarında olduğu üretim cephesi, artışlarla geçtiğimiz yıl 1,6 milyon olan açığı 180 bin varile kadar geriletilebildi.

Küresel tüketiminse 35 milyonu ABD ve Çin tarafından gerçekleştiriliyor. Talebe karşılık üretim düzeyi incelendiğinde genel kanı yılın ilk yarısındaki üretimin 99 milyon varil olduğu yönünde. Üstelik bu üretimin yaklaşık 29 milyon varili, yani yüzde 29’u OPEC tarafından karşılanıyor.

Küresel petrol üretiminde 180 bine kadar geriletilen açığa karşın OPEC+ Kasım 2022’den Aralık 2023’e kadar günlük 2 milyon varillik kesintiye gidecek. Buysa hali hazırda enflasyonist bir tırmanma yaşayan ve neredeyse her ülkede enerjinin ağırlıklı payının olduğu küresel durgunluğu perçinleyecek bir durum. Dikkat çekici olan bu halin bir yanıyla yumurta-tavuk döngüsüne girmesi. OPEC+’ın yan gerekçelerinin yanında kesinti kararı almasının nedeni, küresel resesyon beklentisiyle talepte oluşacak gerilemeye karşı fiyatları belirli bir seviyede tutarak kâr marjını koruma. Ancak OPEC+’ın aldığı kararla enerji fiyatları artacağı için durgunluk dinamikleri hızlanacak. Buysa talepte gerilemeye neden olacak.

Değinilen ekonomik analizlerin yanında petrol üreticilerinin bu kararında Ukrayna Savaşı’yla ortaya çıkan yeni bir başlık da etkili.

BUGÜN RUSYA’YA YARIN BİZE: OPEC’TE TAVAN FİYAT ENDİŞESİ

OPEC üyeleriyle ABD arasında petrol üretim kararları nedeniyle sık sık gerilim yaşanıyor. Tıpkı selefi gibi ABD Başkanı Joe Biden’da OPEC’ten üretimi artırmasını talep ediyor. Öyle ki üretim konusu, Biden’ın Temmuz’da Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği gezinin ana konularından biriydi. ABD’nin OPEC’e müdahaleleri bazen kabul görse de çoğu zaman görmezden geliniyor. Suudi Arabistan ve diğer üyeler Haziran’da üretim artışına ek yapmıştı, ancak OPEC verileri incelendiğinde pek çok üyenin kapasite olarak bu kotaları tutturmakta zorlandığı görülüyor. Bunun yanı sıra OPEC üyelerini tedirgin eden bir başka gelişme mevcut. ABD’nin öncülüğünde G7’nin Rusya petrol satışına tavan fiyat uygulaması. Bu durum OPEC nezdinde bir üreticiye müdahale olarak görülüyor.

OPEC, ABD’nin Rusya’yı OPEC+’tan çıkarın tavsiyesine uymadığı gibi bu konuda üyeleri çatıştığında dahi üyelikten çıkarmanın gündeme gelmediğini söylemişti. Örneğin Suudi Arabistan ile Katar arasında yaşanan gerilimde Katar 2018’de OPEC’ten çekilmişti. Ancak bu OPEC’in Katar’ı atması değil, Doha’nın kendi inisiyatifiyle aldığı bir karardı. Benzer bir tutum Rusya konusunda da takınıldı.

İşte bu sürece G7’nin Rusya’ya uyguladığı tavan fiyat uygulaması eklendi ve durum OPEC üyelerinde tedirginliğe neden oldu. Doğrusu küresel olarak Rusya’nın Merkez Bankası rezervlerine el konulmasıyla başlayıp Rusya’yı enerji piyasasından dışlamaya dönük yaptırım uygulamalarının Batı merkezli oluşu, genel kaidelerle örtüşmemesi pek çok devlette soru işaretiydi. Tavan fiyat uygulaması buna yeni bir halka ekledi. Bu noktada OPEC üyeleri, “G7 ile yarın karşı karşıya gelirsek bize de aynı yapılabilir” endişesi taşıyor. Buysa alınan kararlara etki ediyor.

KESİNTİ KARARININ ABD’YE ETKİSİ VE BİDEN’İN TEDİRGİNLİĞİ

Küresel ekonomideki durgunluk belirtilerinin etkilendiği önemli merkezlerden biri ABD. ABD Merkez Bankası (Fed) enflasyondaki tırmanma karşısında Mart 2022’den bu yana faiz artışına gidiyor. Banka son olarak Eylül’de faizleri 75 baz puan artırmıştı. ABD ekonomisinin seyrinde özellikle bu sonbahar kritik, çünkü ara geçimler gerçekleşecek. Son seçimlerde Demokratlar hem Kongre hem de Senato’da çoğunluğu ele geçirmişti. Ancak gelen anket verileri bu eğilimin süreceği konusunda soru işaretlerine neden oluyor.

NPR/PBS NewsHour/Maris Eylül anketinde, Biden’ın "başkanlığını onaylayanların" oranı bir ayda 6 puan düşerek yüzde 49’dan yüzde 43’e geriledi. Aynı ankette daha dikkat çekici bir başka detay Biden’ın "başkanlığını onaylamayanların" oranında görülen yüzde 7'lik yükseliş. Buna göre, bir önceki ay Biden’ın başkanlığını onaylamayanların oranı yüzde 43 iken bu oran yüzde 51’e çıktı. Başkan’ın halktan aldığı onay ara seçimlerdeki tablo konusunda bir öncü gösterge. Dolayısıyla 8 Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde Demokratların gücünde erime olabileceği olarak yorumlanabilir.

Biden ve Demokratlar için hal böyle iken OPEC+’tan gelen üretim kesintisi küresel düzeyde petrol fiyatlarında, yani enflasyonda artış demek. Buysa hali hazırda rekora koşan ABD enflasyonu için durumun daha zorlaşması anlamına geliyor. Dolayısıyla Viyana’da alınan kararın Washignton DC’deki yankısı daha güçlü oldu ve olacağa benziyor.

Sonuç olarak küresel ekonomideki çalkantı ve Rusya’ya dönük belirli bir kuraldan ziyade devletlerin kendi önceliklerine göre verdiği yaptırım kararları, pek çok devletin ve örgütün kararlarını etkiliyor. Etkinin petrol gibi kritik bir sektörde görülmesiyse Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkede akaryakıt fiyatlarında tırmanmanın devam etmesi demek. Bazı ülkelerdeyse bu karar iktidarın gücü ve iktidar kalmadaki güç dağılımına etki edecek boyutlara uzanıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar