Ayşegül Kars Kaynar

Ayşegül Kars Kaynar

Savaş endüstrisi ve paralı askerler

Paralı askerler ve özel askeri şirketler silahlı çatışmalarda giderek daha fazla boy gösteriyor. Son günlerde en çok tartışılan Rusya’nın Ukrayna savaşında kullandığı Wagner Grubu. Wagner Grubu Rusya’nın paramiliter örgütü olarak çalışan bir özel askeri şirket. Rusya birçok ülkeye resmi ordusuyla değil, Wagner Grubu aracılığıyla müdahale ediyor. Bu nedenle Wagner grubunda “çalışan” askerleri Ukrayna’da olduğu kadar Suriye’de; Libya, Sudan ve Mozambik’te de görmek mümkün.

KÜRESEL PARALI ASKER AĞI

Soğuk Savaş biterken yeni bir savaş stratejisi olarak vekâlet savaşlarının önü açıldı. Vekâlet savaşlarında devletler, ulusal ordularını çatışma bölgesine sevk etmek yerine yerel milisleri ve paramiliter örgütleri kullanmak, isyancı grupları silahlandırmak gibi savaş taktiklerini kullandılar. Özel savaş şirketlerini ise geride bıraktığımız yıllarda Irak ve Afganistan savaşları besledi. Buralarda NATO ve ABD liderliğindeki koalisyon, askeri ve güvenlik hizmetlerini yerine getirmede kendi ordularına destek olması için paralı askerleri ya da milis güçlerini kullandı. Paramiliter aktörlerin toplanması, seçimi, eğitimi ve finansmanının kalıcı bağlar yarattığı bugün net olarak görüyoruz. Zira Wagner Grubu’yla çalışmak üzere Suriye İç Savaşı’nda rol almış Suriyeli askeri şirketler de Ukrayna’ya savaşçı gönderiyorlar.

Silah transferlerine, devletlerarası silah alım satımına alışığız. Şimdi ise bir paralı asker ağı üzerinden sınırlar arası hareket eden, alınan/satılan ve transfer olunan şey şirketlere bağlı savaşçılar, askerler.

SAVAŞ HERHANGİ BİR ENDÜSTRİ KOLU OLDU

Askeri şirketler, güvenlik ve devriye hizmetleri; ayrıca silahlı çatışmalarda operasyonel, istihbaratı ve lojistik destek sağlamak, mayınları temizlemek ve rehineleri kurtarmak gibi askeri hizmetler veriyor. Şirketler, bir devlette kayıtlılar. Personelleri yabancı da olabiliyor, şirketin bağlı olduğu devletin vatandaşı da. Teksas Teknik Üniversitesi’ne bağlı Barış, Savaş ve Toplumsal Çatışma Laboratuvarı’nın topladığı verilere göre 2016 itibariyle 1700 özel askeri̇ ve güvenlik şirketi var. 2001’de şirketlerin sayısı 38 iken, 2003 de 79’a yükseldi; sadece 2011’de ise 120 yeni özel şirket kuruldu. Şirketlerin genel merkezleri Kuzey Amerika, Avrupa, Rusya, Avustralya ve Yeni Zelanda’da toplanmış durumda. Sektöre yön veren dört ülke ise ABD, Birleşik Krallık, Çin ve Güney Afrika. Bu dört ülke birlikte tüm sektörün yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyorlar.

Şirketler yoluyla paralı askerlerin kullanımı, çatışmaları uzatmasına rağmen devletler tarafından tercih ediliyor. İlk olarak ulusal ordularla savaşmanın getirdiği finansal ve insani yükten kurtulmuş oluyor. Bir o kadar iç politikada can kayıplarının yaratacağı gerginlik ve hesap verme yükümlülüğü de ortadan kalkıyor. Paralı askerler insan haklarını ve savaş suçlarını saf dışı bırakmak için de kullanışlı aktörler. Elbette her şahıs işlediği suçtan dolayı yargılanıp cezalandırılabilir, ancak uluslararası hukuki mekanizmaların asıl muhatabı egemen devletler, özel şirketler değil. Silahlı çatışmalarda paralı askerlerin finanse edilmesi ve kullanılmasını suç haline getirmek ve önlemek maksadıyla Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Paralı Askerlerin İşe Alınması, Kullanılması, Finanse Edilmesi ve Eğitilmesine Karşı Uluslararası Sözleşmeyi ise sadece 37 ülke imzalamış durumda. Tahmin edebileceğiniz gibi yukarıda adı geçen dört ülke sözleşmenin imzacısı değil.

ŞİDDET TEKELİNİN SONU

Özel askeri şirketlerin yaygınlaşmasıyla ulus devletlerin şiddet tekeli kırıldı diyebiliriz. Ama şunu da söylemek gerekir ki tarihsel bir bakışla bakacak olursak devletlerin en sıkı tutundukları ve en geç bıraktıkları tekel de şiddet tekeli ve bilhassa askerlik oldu.

Devlet tekeli bitti ve savaş piyasalaştı. Bir zamanlar köylülüğün ve zanaatın yaşadığı dönüşüm gibi savaşma bilgi ve tecrübesine sahip savaşçılar da proleterleştiler. Bir nevi savaş endüstrisi kendi ücretli işçileriyle birlikte doğdu.


Ayşegül Kars Kaynar: 1980 yılında Ankara’da doğdu. 2014 yılında ODTÜ Siyaset Bilimi bölümünden doktora derecesini aldı. 2015 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin düzenlediği Genç Sosyal Bilimciler Ödülleri’nde doktora tezi kategorisinde ödül ve 2017 yılında Halit Çelenk Hukuk Ödülleri’nde mansiyon kazandı. New School for Social Research ve Hamburg Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulundu ve ardından Humboldt Üniversitesi’nde çalıştı. Çağdaş Türkiye siyaseti, hukuk devleti ve asker-sivil ilişkileri üzerine yayınları bulunmaktadır

Önceki ve Sonraki Yazılar