“Ya barbarlık ya Pan-hümanizm”…

İspanya’da aşırı sağ güç kazandı, Almanya'da yükselişte, toplumsal krizler derinleşiyor. Pan-hümanizm yerine pan-barbarizm. Ancak enseyi karatmayın. İnsanlık kötüye gitmez. Bazen “daha ileriye sıçramak” için biraz geriler. O gerilemenin acısını yaşıyoruz

Basın Tarihi’ni yazmaya hazırlanırken 18 yıl önceki köşe yazılarından farklı bir örnek aniden çıkageldi…

18 yıl önceki yazı şöyle başlıyor:

“Osmanlı mutfağının lezzetlerini her daim diri tutarak bizleri mutlu kılan Beyoğlu'nun girişindeki Hacıbaba Restoran'ın, yandaki kilisenin bahçesine bakan terasında Ağustos sonunun kırık dökük ışıkları altında bir arada olduğumuz dostlarımızdan biri, dünyada henüz embriyon halindeki yeni bir akımın varlığından söz etti: Pan-hümanizm...”

“Küreselleşmenin yeni ideolojisi: Pan-hümanizm” başlıklı yazı şöyle devam ediyor:

“Bizim coğrafyada ‘hümanizm’ tehlikeli sayılır...

Vaktiyle ANAP'lı Gökhan Maraş döneminde Kültür Bakanlığı'nın resmi dergisinde, o dönemin Arşivler Genel Müdürü'nün imzasını taşıyan ve ‘hümanizma Türk kültürünün düşmanıdır’ diyen bir yazı okumuştum da şaşkına dönmüştüm...

Zaten daha sonra Kültür Bakanı olan ve birlikte çalıştığımız Fikri Sağlar ile de tanışmam o yazı hakkında yazdığım eleştiriler vesilesiyle oldu.

Bizde ‘pan-Türkizm ya da pan-turanizm’ ya da ‘pan-İslamizm’ daha geçerlidir...

Hâlbuki şimdi dünya, ırkı ya da dini değil, bizatihi ‘insanı’ esas alan yeni bir anlayışa doğru yöneliyor.”

xxxxxxx

Yazı şöyle bitmiş :

“Biz sanayileşmesini tamamlayamamış bir tarım toplumuyuz. Ulus, devleti değil, askeri bir heyet devlet eliyle ‘ulusu’ oluşturmuş... Rönesans'tan geçmediğimiz için eski Yunan kompleksi bize birçok hata yaptırtmış... İnsanlığın temel değerlerini tam içselleştirmemişiz...

Üstelik bunları aşmaya yarayacak bir özeleştiriye de hiçbir zaman sıcak bakmamışız...

O nedenle ‘insana en üst değeri veren’ hümanizmayı değil, dini ve ırkı temel değer olarak almışız...

Hâlbuki şimdi insan beyinsel yaratıcılığıyla ‘birey olarak’ her türlü değerin önüne geçerek yüceliyor... Bir anlamda ikinci Rönesans...
İkinci Rönesans'ın da temel düşüncesi bu kez ‘pan-hümanizm.’

İnsan yeniden doğuyor.”

xxxxxxx

“Pan –Hümanizm” yazısı geniş bir ilgi görmüş…

İlk yazıyı yazdığım 29 Ağustos 2005 tarihinden iki hafta sonra Küreselleşmenin yeni ideolojisi: Pan-hümanizm'e devam...” başlıklı, pan-hümanizm kavramını daha da derinleştiren ve kavramı bulan Romain-Rolland’dan uzunca söz eden ikinci bir yazı daha yazmışım…

“Daha önceleri toprak, kilise, sermaye, ulus-devlet kendi hipnozlarını yaratarak bunları propagandaya dökmeye çalışırken, şimdi ‘beyinsel yaratıcılık’ en büyük zenginliği doğurduğundan, ‘insan’ kavramı tüm eski şartlanmaların önüne geçti...

Küreselleşme, can acıtıcı eşitsizliklere, türlü zorluklara, derin krizlere rağmen ‘insan odaklı’ bir dünyaya doğru yol alıyor...

Din diye, ırk diye, mezhep diye çıldıranlara da ‘insanı, yalnızca insanı’ esas ve temel değer alan ‘pan-hümanizmi’ sunuyor...

İnsanlığın ‘insanı’ yeniden keşfettiği yeniçağa yakışan bir ideoloji pan-hümanizm."

xxxxxxx

2005 yılında yazılan köşe yazılarının 2023 yılında çıkagelmesine gelince…

Bir ağustos sonu öğleüstü sofrasında kavramı bize tanıtan kadim dostum Sabahattin Şen, geçen gün Almanya’da aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin oy oranının anketlerde yükselmesine dikkat çeken bir yazı gönderdi.

İspanya’da aşırı sağın ve şimdi de Nazizm peşindeki bir Alman partisinin güç kazanma tehlikesini hatırlatan mesajına cevaben “cinnet çağı” diye yazdım…

Bana bunların “daha fragman” olduğunu söyleyen kötümser bir cevap verdi, sonra da “20 yıl önce ‘ya barbarlık ya Pan-hümanizm’ demiştik” diyerek kısmen alıntıladığım iki yazıyı gönderdi…

Ben de “Pan-barbarizm oldu” yanıtı verdim.

Dünyayı ve Türkiye’yi tarassut kulesinden özen ve dikkatle tarayan dünyalı dostum Sabahattin Şen ile kısa mesajlaşmamız sona erdi…

xxxxxxx

21. Yüzyıl yerli yerine oturamadı, yoluna huzurlu devam edeceği bir evreye taşınamadı…

Zaten 18 yıl önce de “Küreselleşme, can acıtıcı eşitsizliklere, türlü zorluklara, derin krizlere rağmen ‘insan odaklı’ bir dünyaya doğru yol alıyor...” diye yazmışım…

Şimdi de aynı fikirdeyim…

Teknolojik değişim ile sosyal değişimin hızı arasında büyük fark var…

Teknoloji çok hızlı ilerliyor, sosyal değişim ise çok daha yavaş… Bu da insanları ürkütüyor, yeniçağda kendine yer bulamayacağından korkanların sayısı artıyor ve toplumsal krizler çıkıyor.

Ama insanlık her şeye rağmen ileriye doğru yol almaktan vazgeçmiyor, geçici yalpalamalara rağmen toplamda kötüye gitmiyor.

xxxxxxx

“Pan hümanizm” konusu bir başka açıdan da 2005 ve 2023 yıllarını nitelik açısından kıyaslama imkânı verdi…

Neler konuşuyormuşuz, şimdi neler konuşuyoruz?

Nereden nereye…

Neyse…

Enseyi karartmayın…

İnsanlık kötüye gitmez.

Bazen “daha ileriye sıçramak” için biraz geriler.

O “gerilemenin” acısını çekiyoruz şimdi.


Mehmet Altan: İlk imzası 15 yaşında yayınlandı. 20 yıl Sabah,6 yılda Star gazetelerinde baş yazarlık ve yazarlık, televizyon programcılığı ve yorumculuk yaptı. 30 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yaptı.1993 yılından beri profesör. Yayınlanmış 40 civarında kitabı var.15 Temmuz sonrası Anayasa'nın 19.,26. ve 28. maddeleri yok sayılarak tutuklandı.21 ay cezaevinde kaldı. AYM,AİHM ve Yargıtay kararları ile hak ihlaline uğradığı saptandı. 29 Ekim 2016 tarihinden beri KHK'lı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Altan Arşivi