Bu kez yenginin sahibi kadar yenileni de kutlamak zorunlu, zira çok uzun süredir sahadaki oyunu çirkinleştirmemeye özen gösteren futbolcu topluluğunun mücadelesine tanıklık etmemiştik. Öyle ki, penaltı kararı sonrası hakeme itiraz eden tek oyuncu dahi çıkmadı. Bunun benzeşini anımsayanınız var mı? Futbol keyifli oyun, mücadele saha içinde ve sportmenlik ve de centilmenlik sınırları içinde kaldığı sürece. Beşiktaş, Gaziantep’i ayaz ve yağmurlu İstanbul gecesinde 2-1 yenerek liderliğe yükseldi. Bu mücadelenin en kısa ve net anlatımı, uzun versiyonu ise şöyle: Futbolu oyun olmaktan çıkaranlar asla sahada mücadele eden elemanlar değil. Bir şekilde ‘başkan’ ya da ‘yönetici’ sıfatını edinenler var ya, işte onlar bu işin tek sorumluları. Kitleleri birbirine düşman etmek için çabalıyorlar, işin acı yanı bunu da bir şekilde başarıyorlar! Birisi 1959 öncesi kazanılan 9 Türkiye şampiyonluğunun Süper Lig'e dahil edilmesini istiyor. Bir başkası da son yılların ağızlara pelesenk olan tanımı ‘algı’dan söz edip, “ülkemizi böyle kirli gündemlerle meşgul etmiyoruz” cümlesini kuruyor. ‘Delikanlı’ geçineni ise “bırakın bu işleri, biz bunları yemiyoruz” diyor. Aklı başında olanı da: “ Birbirimizi suçlayarak tehditler savurarak bir yere gelemeyiz” eklemesini yapıyor. Suçlama sarmalı freni patlamış kamyon misali yokuştan aşağı hızla ilerliyor, el frenini çekmek ise zevatın ya aklına gelmiyor, ya da işine!

İnönü Stadı’nda bir maç izledik bu söylemler ve ortamdan ırakta… Sahadaki futbolu çirkinleştirmemeye özen gösteren her iki takımın oyuncularına da yürekten kutluyorum, tabii karşılaşmanın hakemi Mete Kalkavan dışında! Genç ve deneyimsiz kardeşim verdiğin tutarsız ve vermediğin faul kararlarıyla sen bir takımın yengisine gölge düşürdün, farkında mısın?  Beşiktaş’ın Fransız futbolcusu Valentin Rosier’nin Gaziantep’in Brezilyalı oyuncusu Junior Morais’in ayağın basmasını nasıl ‘es’ geçersin? Görmedin mi oyuncunun ayağının kanlar içinde kaldığını? Kart göstermen gereken pozisyonda faul düdüğü dahi çalmamanın ardında ne var? Sanmıyorum ki sana bu yönde bir direktif verilmiş olsun!

Mete Kalkavan’ın beni rahatsız eden tutumu bununla da sınırlı değil. Beşiktaş’ın attığı golden önce bir faul tartışması mevcut.  Rakip takımın emeğine saygısızlık yapmamak adına en azından VAR denen sistemden bunu izlemen gerekmez miydi? Şimdi diğer kulüplerin başkanları ya da ‘keskin dilli’ yöneticileri haklı olarak Beşiktaş’ın yengiyi hakemin yardımıyla elde ettiğini savunacak, gel de çık işin içinden!

Aslına bakarsanız Beşiktaş yengiyi elde edemeyecekti oyuncularının vurdumduymazlığından, şayet top uzatma dakikalarında Beşiktaş kale direğinden dönmeseydi. Beşiktaş kazanıyor, ama ‘otomatik pilot’ ile uçuyor! Öylesine uygun pozisyonları öylesine cömertçe harcadı ki…