Bunun adı futbol ise Liverpool’un, Real Madrid’in, AC Milan’ın, Paris Saint Germain’in oynadığının adı ne ola ki? Baştan belirteyim kriter ne Beşiktaş, ne Galatasaray, ne Fenerbahçe, ne de diğerleri sadece Türkiye futbolu… Televizyon ekranlarından izlediğimiz Avrupa Ligi maçlarıyla Süper Lig karşılaşmalarının tek benzeş yanı, köşe ve taç atışları kimi zaman da penaltı vuruşları olsa gerek! Elbette bir de futbolculara ödenen astronomik rakamlar… Ancak sorun sahadaki elamanlardan önce daha farklı yerden, ulus otoritesinden kaynaklanıyor! Dünyanın hiçbir yerinde ya da yönetim şekli Türkiye ile özdeş uluslar dışında, maça günler kala konuşalan hakem olmaz, futbolcular ve takımların yaptıkları antranmanlar olur. Türkiye spor basını kendine özgü yapısıyla maçları yönetecek hakemler açıklandığı anda manşetini atar: ‘ X – X maçını eyyamcı Z hakem yönetecek!’ Söz konusu manşeti atan spor sayfasının yöneticisi yaşamında kaç kez bir takımın antrenmanını izleyip, maç öncesi öngörüde bulunmuştur bilinmez! Bir futbol maçını, spor olmaktan çıkaran salt spor gazeteciliği yapanlar değil elbette ki…

‘Otorite’ dediğimiz futbol federasyonu ve ona bağlı kurullar hiç bir şekilde güven telkin etmemeleri nedeniyle kaos ortamımın yaratıcıları tartışmasız! Yurttaş uzunca süredir kimseye güvenmeği gibi bir maçı yönetecek hakeme de güven duymuyor doğal olarak. Spor basını da bu ayrıntıyı güzelce kullanıp yangına körükle gidiyor, olur ya fazladan 3-5 gazete satarlar! Yurttaş sahadaki otorite hakeme güvenmemekte haklı mı? Haksız demek yanıltıcı olur ancak bir diğer yandan da bu düzeydeki baskıyı insanoğlunun kaldıramayacağını hesaba katmak gerek. Televizyon ekranlarında maç öncesi ve sonrası saatlerce ahkam keserek ciddi paralar kazananlar olan biteni, dönmekte olan dolapları bizlerden çok daha iyi bilmelerine karşın kaosa çomak sokma görevini üstlenmiş durumdalar. Futbolun ana vatanı İngiltere’de de çok sayıda maç öncesi ve sonrası programlar yapıyor futbolcu eskileri, düdüklerini asmış hakemler ve spor gazetecileri.

Ancak onlar hiçbir şekilde hakeme odaklanmıyorlar. Maç öncesi söz konusu takımın son antrenmanında yaptıklarını, maç sonrasında da sahadaki futbolu konuşuyorlar. Demem o ki hakem Cüneyt Çakır, Beşiktaş’ın Galatasaray’ı 2-0 yendiği maçta hata ve de hatalar yapmış olabilir. Ancak bu maçtan önce hakkındaki spekülasyonlar öyle boyuta ulaşmışktı ki içimden ‘az bile yaptı’ demek geliyor açıkçası! Hem hakemlerin sahada adaletli olmasını istiyoruz hem de hakemlere yöneteceği maçlar öncesi vurdukça, vuruyoruz sosyal medya üzerinden. Hata yaptığında da boncuk bulmuşçasına ‘ben demiştim, ben demiştim’ naraları atıyoruz… Hakemlerin adaletli maç yönetmeleri için neyi bekliyoruz?

Beşiktaş ile Galatasaray arasında oynanan maçın üzerine teknik ve taktik analizi yapanın becerisine sadece saygı duyarım! Benim izlediğim maçta iki takımın da taktiği ve tekniği mevcut değildi de!  Beşiktaş kendisinin de beklemediği golü attı öne geçti ardından Galatasaraylı defans oyuncusunun hatasında ikinci golü buldu. Beşiktaş kötü, Galatasaray ondan daha kötü. Cyle Larin herkesten kötü… Beşiktaş üç puanı aldı ve liderliğini sürdürdü. Sevinmek Beşiktaşlıların en doğal hakkı…