Deştikçe pis kokular daha da artıyor. Vergi kaçırmalar, ballı maaşlar, yönetim kurulu üyelikleri, belediyelerden akan paralar, akrabalar… Bir garip ilişki ağıdır gidiyor. Ve ne tesadüftür ki hepsi de AKP bağlantılı çıkıyor!

Hepsi de Elazığ depreminin ardından ortaya çıktı. Kim bilir belki Kızılay Başkanı sonradan pişman olduğu o para dilendiği tiwiti atmasaydı bu kirli ilişki ağı da ortaya çıkmayacaktı.

Öğrendik ki depremin hemen ardından sosyal medyadan insanlardan ‘bağış‘ isteyen Kızılay, 2017 yılında Ensar Vakfı’na 7 milyon 925 bin dolar bağış yapmış. Hani şu çocuk istismarlarıyla gündemden hiç düşmeyen ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen Ensar’a.

Kızılay Başkanı konuştukça ülkenin nasıl bir bataklığa çekildiği daha net ortaya çıkmaya başladı.

Efendim o para aslında Başkentgaz tarafından “şartlı“ bir bağışmış.

Kızılay’a verilen 8 milyon doların 75 bin lirası Kızılay'da kalacak, 7 milyon 925 bin doları ise Ensar Vakfı'na yurt inşaatında kullanılması için aktarılacakmış. Peki niye doğrudan Ensar’a yapmıyor bu bağışı Başkentgaz. Çünkü o zaman yaptığı bağışın sadece yüzde 5’ini vergiden düşecek. Ama Kızılay’ı aracı kullanırsa hepsini…

Kızılay Başkanı ise bu durumu çok normalmiş gibi “Vergi kaçırmakla vergiden kaçınmak aynı şey değil“ diye açıklıyor!

Zaten nedense bağışı yapan kurum Başkentgaz diye konuşuluyor ama Başkentgaz’ın sahiplerinin kim olduğu net bir şekilde söylenmiyor. Yani Torunlar GYO.

Hani şu Ali Sami Yen Stadı’nın yerine yapılan rezidans inşaatı sırasında 10 işçinin öldüğü Torunlar. AKP döneminde “yürü ya kulum“ denilen Torunlar’ın başındaki isim kim?

Aziz Torun. Erdoğan’ın İmam Hatip Lisesi’nden sınıf arkadaşı.

Dönelim Ensar’a. Ensar parayı alıyor da söz konusu yurdu yapıyor mu?

Kimi AKP yandaşlarının bile “Ensar açıklama yapmalı“ çağrıları sonucu Ensar’ın yaptığı açıklamadan öğreniyoruz ki o para Ensar’dan da ABD’deki Türken Vakfı’na aktarılmış!

Niye?

Efendim Türken, ABD’nin Newyork kentinde Manhattan bölgesinde bir arsa almış ve o arsaya 21 katlı bir öğrenci yurdu yapıyormuş.

Peki Türken Vakfı’nın kurucuları kim?

TÜRGEV ve Ensar.

TÜRGEV’i anlatmaya bile gerek yok artık. Malum, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde kendisinin öncülüğünde kurulan İSEGEV’in 2012 yılında adını TÜRGEV yaptığı ve Erdoğan’ın çocukları, akrabaları ve AKP’lilerin yer aldığı vakıf. AKP’li belediyelerin oluk oluk para akıttığı vakıf.

Elbette Türken’in yönetimindekiler de yabancı değil. Erdoğan’ınn kızı Esra Albayrak, Erdoğan’ın dayı oğlu Halil Mutlu, Bilal Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşları da yönetimde.

İşte 2014 yılında ABD’de kurulan bu vakıf bağış yağmuruna tutuluyor. Ensar’ın sözünü ettiği o arsayı 2015 yılında 20 milyon dolara alıyor. Aslında eski bir bina aldığı. Ve oraya yurt projesini geliştiriyor. Öyle ki 2015 yılında dönemin Başbakanı Davutoğlu, Türken’in bir yemeğine katılıyor ve bu projeyi öve öve bitiremiyor.

2014 yılında mal varlığını 24 milyon dolar “bağış” olarak açıklayan Türken’e 2017 mali yılı sonuna kadar ‘54 milyon 250 bin dolar’ (yaklaşık 330 milyon TL) bağış yapılıyor.

(Türken’in Muhammed Ali’nin Michigan’daki çiftlik evini 2 buçuk milyon dolara aldığı da daha önce yazılmıştı.)

Şimdi bu para Türken’e gitti mi gitmedi mi tartışması sürüyor.

Malum CHP’nin ABD temsilcisi Yurter Özcan, ABD Hazine Bakanlığı’ndan aldığı 2006-2017 yılına ait belgelerde bu paranın görünmediğini açıkladı.

Elbette “belki bağış gecikmiştir” diye düşünenlere de belgesiyle başka bir yanıt verdi Özcan:

“Kızılay’a yardım talebi Aralık 2017’de yapıldı, belki bağış 2018’de geçmiştir diye düşünenler var. Ancak Türken Vakfının mali raporlarına göre 2017 Haziran - 2018 Haziran arası sadece 1.5 milyon dolar para gelmiş. Yani havale gecikse bile 8 milyon dolarlık bir bağış yok.”

Yani o para 2018 Haziran’ına kadar Türken’e gitmemiş görünüyor.

Peki Türken bu konuda bir açıklama yapıyor mu?

Türken Başkanı Behram Turan, Yurter Özcan'a bir yanıt gönderiyor, "ABD kanunlarına göre bağışçı kimliklerini halka açıklamak zorunda olmadıklarını" söylemekle yetiniyor.

Başkentgaz (Torunlar) da, Ensar da yaptıkları açıklamalarda niyeyse bir de işin içine “FETÖ”yü çekiyor. Mealen gençlerin “FETÖ’nün tuzağına düşmemesi için” yurt yapıldığını söylüyorlar.

Torunlar resmen vergi kaçırıyor ve bunun “hukuki olduğunu” söylüyor, Kızılay buna aracı oluyor “hukuki” diyor. Ensar, parayı ABD’ye gönderiyor, “hukuki” diyor.

Türken Vakfı, “bağışçılarımızı açıklamak zorunda değiliz” diyor.

Peki kendisini “hayırsever ve yardım faaliyetlerine özen gösteren” bir kuruluş olarak tanıtıp ardından “Kamu yararına çalışan vakıf olduğu kararı bulunan bir vakfa bağış yapmakla Kızılay’a bağış yapmak arasında hukuki ve ekonomik açıdan bir fark yoktur” diyen Torunlar niye doğrudan Ensar’a bağış yapmıyor ve vergisini ödemiyor.

Ya da Kızılay’ı aracı kullanırken bu paranın Türken’e gideceğini biliyor muydu? Biliyorduysa niye Türgev’i değil de Ensar’ı ikinci aracı olarak kullandı?

Doğrudan Türken’e niye ‘bağış‘ yapmadı? Niye böyle dolambaçlı bir yol seçildi. Tek neden ‘vergi’ miydi?

Kazmaya devam. Kim bilir daha neler çıkacak?