Temmuz 2019. Yerel seçimler bitmiş, CHP büyük bir başarı yakalamıştır. Başta Ankara, İstanbul, Antalya olmak üzere pek çok il ve ilçede AKP’nin sultanlığına son verdirmiştir. CHP, Afyonkarahisar’da “Belediye Başkanları Çalıştayı” düzenler. Çalıştaya katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “tek adam rejimi”nin Türkiye’yi nasıl bir hale getirdiğini uzun uzun anlattı. Demokrasiden, adaletten, kimseyi ötekileştirmemek gerektiğinden söz etti. Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Kürt sorununa dair raporu güncellediklerini" söyledi:

"Daha önce '22 Soru 22 Cevap' diye Kürt sorunu ile ilgili üç-dört yıl önce hazırladığımız bir raporumuz vardı. Yine benzer şekilde gelişen olayları da dikkate alarak '22 Soru-22 Cevap'ı güncellemek istiyoruz. Onunla ilgili çalışma var."

Kılıçdaroğlu'nun sözünü ettiği eski raporu açıklayan Sezgin Tanrıkulu, o dönem büyük bir linç yemişti. Ve ne yazık ki raporun devamı gelmemişti.

Kılıçdaroğlu’nun “güncelliyoruz” dediği Temmuz 2019’da ise şartlar CHP için oldukça uygun görünüyordu. 31 Mart seçimlerinde bazı büyükşehirlerde ve 23 Haziran'da yenilenen İstanbul seçimlerinde HDP seçmeninin desteği yadsınamazdı.

Millet İttifakıyla girdiği seçimden güçlü çıkan CHP yönetimi Kürt sorununun çözümü için açıklayacağı raporla daha da güçlenebilirdi. 

Söz konusu ‘güncellenmiş rapor‘un CHP'nin Mart ayında yapılacak kurultayında açıklanması planlanan manifestoda yer alacağı belirtiliyordu. Ancak Pandemi nedeniyle kurultay ertelendi. Ve köprünün altından çok su aktı…

Bugünlerde kurultayın ne zaman yapılacağı açıklanacak. 

Peki, o kurultayda CHP'nin Kürt sorununu çözümüne dair önerilerinin yer aldığı bir rapor okunur mu? 

Okunsa bile inandırıcılığı olur mu?

23 Haziran'dan bu yana "uygun" olan koşullar çok değişti CHP açısından.

Önce HDP’li belediyelere atanan kayyımlarla başladı değişim. CHP yönetimi güçlü bir tepki vermedi kayyımlara karşı.

AKP-MHP iktidarının yöneticileri ve medyasıyla birlikte HDP'yi şeytanlaştıran söylemine yenik düştü. İttifak ortağı İYİ Parti'nin AKP ve MHP'den farksız tutumunun da bunda etkisi olduğu inkâr edilemez.

Ve bugün Meclis'te milletvekilliği düşürülen üç kişiden ikisinin adını dahi anamayacak noktaya geldiler.

Başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere pek çok CHP yöneticisi için “Meclis’teki darbe CHP’ye yapılmıştı.” Saray’ın isteğiyle Enis Berberoğlu’nun milletvekilliği düşürülmüştü. Ama sanki HDP Milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları'nın milletvekilliği düşürülmemişti.

Kılıçdaroğlu’na göre “demokrasi mücadelesinde bir bedel ödenecekse o bedeli önce CHP’liler ödeyecekti.”

HDP’lilerin ödediği bedel ne içindi acaba? Ya da akademisyenlerin, avukatların, sivil toplum örgütlerinin, gazetecilerin…

Kılıçdaroğlu ve parti yöneticilerinin HDP’lileri yok saymasının altında “aman bizi terörle yan yana getirmesinler” endişesinin(!) yattığını artık herkes biliyor. (Elbette kimi CHP’lileri tenzih ederim.)

AKP-MHP’nin kurduğu tuzağa düşen CHP yönetimi bu saatten sonra “İşte Kürt sorununun çözümü. 22 Soru-22 Cevap” vaadiyle nasıl ortaya çıkacak?

İlk raporda yer alan "Kalıcı barışın sağlanabilmesi için çözümün toplumsallaştırılması, mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatın sağlanması, toplumun farklı kesimleri arasında güvenin, kardeşliğin yeniden güçlü bir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir" sözünü söyleyebilecek mi?

Ya da "Mesela yalnızca yasal düzeyde eşit vatandaşlığı ve temel hakları kurumsallaştırmak değil, eşit ve özgür bir yaşam pratiğini benimsemektir" diyebilecek mi?

Derse kimi inandırabilir, daha Meclis'teki milletvekillerini eşit görmeyen parti yönetimi?

Meclis'te HDP milletvekilleriyle birlikte "faşizme karşı omuz omuza" diyen CHP milletvekilleri daha sloganlarının üzerinden saatler geçmeden yanlarındaki omuzu bir kenara itmişken...

2016 yılında Erdoğan'ın "fezlekeler tozlu raflarda kalmasın" talimatıyla başlamıştı HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci.

Bu kez Erdoğan'ın ortağı Bahçeli'nin "Milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili beklentiler karşılanmalıdır" çıkışıyla başladı.

Peki, burada kalır mı?

Evet, Meclis'te çoğu HDP milletvekillerine ait yüzlerce fezleke bulunuyor. Ama unutmayın ki Kemal Kılıçdaroğlu dahil pek çok CHP milletvekilinin de bekleyen fezlekeleri var.

Daha geçenlerde CHP Grup Başkanvekilleri Özgür Özel ve Engin Özkoç hakkında hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı'na gönderildi.

“Hak, hukuk ve adalet” sadece CHP milletvekillerine, CHP’li belediye başkanlarına ya da partililere yönelik haksızlık ve adaletsizlik karşısında söylenirse bu ülke için nasıl umut olacak ana muhalefet partisi yönetimi?

Dün, MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Meclis’te o tarafı flu görüyoruz” diyerek HDP’yi yok saymıştı. Bugün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin isimlerini bile anmayarak HDP’yi yok saydı.