TBMM'de Yargı Reformu Paketi görüşülüyor. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu kürsüde “bu, çok net ki bir reform değil, hatta bir paket de değil ancak bir yargı dipnotu olabilecek bir çalışma” diyor. Ve paket Meclis’e gelmeden önce Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerin nasıl yapıldığını anlatıyor:

“Komisyon görüşmelerinde her söz istendiğinde ‘Bir sonraki maddede konuşursunuz’, ‘Sırası gelsin, ondan sonra konuşursunuz’, ‘Daha sonra konuşursunuz’ denilen, yargı tekniğine çok uygun görüşmeler, yasama tekniğine çok uygun görüşmeler yapıldı!

Sayın Başkan ‘müzakere’ diyorsunuz. Müzakere şu konuda, en son, gece vakti ‘Meyve mi istersiniz, dondurma mı?’ şeklinde bir soru yöneltilerek yapıldı. Bunun dışında, bununla ilgili bu Komisyonda doğru dürüst bir müzakere yapamadı Komisyon üyesi arkadaşlarımız. Dolayısıyla bu Mecliste yasama tekniği bu şekilde gerçekleşiyor, tezahür ediyor.

Bunun dışında, ayrıca, dün gece mesela, 78 kişi, savaş karşıtı sosyal medya paylaşımları yaptığı için gözaltına alındı. Mesela, bunu da sanıyorum, yine yasama tekniği açısından düşünce, ifade özgürlüğü bölümünde ayrıca tartışabiliriz. Yine aynı şekilde…”

Elbette bu sözlere AKP’lilerin tahammülünü beklemek imkânsız. Nitekim, AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, “vatan hainliği” diye bağırıyor Kerestecioğlu’na.

Bir süre sonra kürsüye HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş çıkıyor. O da paketin nasıl bir aldatmaca olduğunu anlatıyor. Ve Kerestecioğlu gibi o da Meclis’te paket konuşulurken savaşa karşı çıkanların gözaltına alındığını anımsatıyor.

Bir başka şeyi daha anımsatıyor Beştaş, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Hakları Ulaslararası Sözleşmesini:

“Size bir şey söyleyeyim mi: HDP Grubu haricindeki herkes çok büyük bir suç işledi biliyor musunuz. Size kötü bir haberim var. Nedir o biliyor musunuz: Türkiye'nin taraf olduğu bir sözleşme. Nedir? 2000 yılında imzalamışız, 2003 yılında, burada Mecliste, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 20'nci maddesini dikkatinize sunmak istiyorum. Savaş propagandası ve düşmanlığı savunma yasağını içermiş ve şunu söylüyor: ‘Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır.’

Burada savaş propagandası yapılıyor. Öyle bir hâle geldik ki bütün televizyonlar, bütün yayınlar savaşı övmek zorunda ve herkes suç işliyor. Bu iktidar, kendisiyle birlikte başta sizlere olmak üzere bütün ülkeye suç işletiyor. Savaş savunulmaz, savaşa karşı olunur, ölüme karşı olunur, yaşamdan yana olunur. Bu sözleşmeye Anayasa'mıza göre tarafız ve bu taraf olmanın yükümlülüklerini yerine getirmek zorundayız. Yasayla düzenlenmek zorundadır ve dediğim gibi, lütfen, şu andan itibaren hepiniz barış tarafına geçin çünkü savaş kötüdür, savaş kötülük içerir ve bu savaş en çok gerçekleri öldürdü. Şu anda Nadira Kadirova'ya ne olduğunu soramıyoruz işte. İnsanlar açlıktan ölürken bunları konuşamıyoruz.”

Peki Beştaş’ın bu sözleri üzerine ne oluyor? AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin oturduğu yerden bağırıyor:

“Onu PKK'ya da soracaksınız.”

Anlaşılan Tin, kulaklarını HDP’lilere o kadar kapatmış ki Beştaş’ın ne dediği umurunda bile değil. Buyurun bu diyaloğun devamını Meclis tutunaklarından okuyalım:

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: Kadınlar öldürülüyor, bir şey diyemiyoruz.

ŞAHİN TİN: Aynı şeyi ona da söyleyeceksiniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: Kadınlar eşleri, babaları ya da başka birileri tarafından öldürülüyor; bunu soramıyoruz, sesimiz çıkmıyor.

ŞAHİN TİN: Ama onu PKK'ya da söyle.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: İnsanların hepsi hizaya dizilmiş vaziyette, ‘savaşı savunmak zorundasınız, bu nakaratı söylemek zorundasınız’ durumuna mecbur kılınıyor, lütfen, bu suçu işlemeyin, bu suça ortak olmayın. Savaşa karşı olmak ulusalüstü sözleşmelerin gereğidir diyorum.

ŞAHİN TİN: PKK'ya da söylesene aynı şeyleri.

Bir yanda “düşünceye özgürlük” getiren bir ‘reform’muş gibi sunulan Yargı Paketi, bir yanda Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler, diğer yanda barışı savunan insanlara ‘vatan haini’ yaftasını yapıştıran iktidar.

Gözlerini kapatmışlar, kulaklarını kapatmışlar sadece eleştirenleri, karşı çıkanları suçlamakla meşguller. Bunu da büyük bir kibir ve gururla yapıyorlar. Ne de olsa savaş tezkeresiyle toplumsal muhalefeti parçalamayı şimdilik başardılar.