Futbol böyle bir oyun işte… Rehaveti kaldırmaz, kimseye huzur vermez…

Dünya Kupası elemelerinin ilk maçlarında Türkiye’nin gruptaki en ciddi 2 rakibi Hollanda ile Norveç’i yendikten sonda evinde Letonya’ya takılacağı söylense, bu grafiğe pek kimse ihtimal vermezdi. Yadırganacak ilk nokta ise ilk 2 maçın sonu olurdu. Ancak o maçlar aşıldı, sürpriz Türkiye’nin sahasında Letonya ile 3-3 berabere kalmasıyla yaşandı.

Hollanda ve Norveç maçları kuşkusuz büyük avantaj ilerleyen süreç için ama Letonya engeli de 3 puanla geçilseydi, çok daha rahat olurdu Türkiye…

Türkiye’nin en büyük sıkıntılarından biri beyin göçü. Okumuş  etmiş, istikbal vaad eden gençlerin büyük kısmı yurtdışı hedefiyle sürekli gitme planları içindeler…

Futbolculukda elbette durum farklı. Ama yurdışına giden oyuncuların performansı son yıllarda son derece başarılı, sayı da fena değil. İç dünyasında Türk futbolunun hali herkesin malumu. Kulüp bazında Avrupa’daki başarılar oldukça geride kalmış gözüküyor. Bir süre önce yenilenen Türk milli takımı ise, kadrosunda gurbetçilere verdiği yeri arttırıp yenilendikten sonra gözle görülür bir çıkış yakaladı.  

Letonya karşısına 8 yurt dışında oynayan oyuncusuyla çıkan Türkiye erkenden öne geçti. 79’unca dakikaya kadar da sürekli kaçtı ama 3-3’de yakalandıktan sonra 3 puanı getirecek son vuruşu yapamadı. 

Elbette 1 haftada 3 maç kolay değil, hele de beklentiler artınca omuzlardaki yük de artıyor. Ama 3-1 önde olup beraberlikte yetinmek böyle bir rakip ve ortam için, eksi bir durum oldu. 

Ortam demişken, elbette seyirciden söz etmiyoruz. Seyirciye atılan ‘feyk’ten sonra tribünler artık alışıldığı üzere boştu. Ama futbolcuların çoğunluğunun bağlı oldukları Recep Tayyip Erdoğan karşılaşmanın baş konuğuydu. Kuşkusuz birçok isim, gelecek galibiyetten sonra bu kez telefondan değil, soyunma odasından şahsen kendilerine seslenişinin heyecanı içindeydi. Ama olmadı… Gol sevinçlerinde ekrana ilk yansıtılan isim olan Başkan Erdoğan’ın maç bitiminde stattan ilk ayrılan olması da anında hükümetin ekranlarından izleyenlere yansıdı…

Ama Türkiye için hiçbir şey bitmediği gibi 3 maçta alınan 7 puanla 2022 yolunda büyük adım atıldı. Bu kadro, bu düzen bozulmazsa yol açık olur, kimse de öyle erkenden gitmez. Seyirciye de kapılar gerçekten açılırsa dolu tribünler önünde iş kolaylaşır.…

Şenol hoca beklenen bir kadroyla başladı ama skor endişesi yaşadığı anlardaki değişiklikleri çok tartışmaya açık. Maçın en kritik anlarında, ikinci yarının ortalarında Yusuf Yazıcı, Hakan Çalhanoğlu ve Kenan Karaman’ı oyundan alması aklımı karıştırdı. Bu isimler tecrübe ve soğukkanlılıkları ile her an skoru etkileyebilecek isimler. Keza Caner ve Ozan’ın da oyundan alınışları da ilginçti…. Ancak değişiklikler oyunu her anlamda olumsuz etkilemiş gözüktü. Bunu da Güneş’in gecedeki formsuzluğu olarak görelim…

Kadroyu, seçimleri elbette maç bazında çok ciddi ve uzun uzun eleştirmek mümkün. Ama yolda iyi giderken biraz daha sakin olmakta fayda var… Türkiye, Türk takımları çok kırılgan yapıya sahiptir. Bunu her zaman düşünmek gerekir… Ama genel anlamda iyi başlangıç oldu… Sadece 3’te 3 derken 3-3’lük skor hesabı bozdu…