Almanya’ya karşı Türkiye geriden geldi… Rusya’ya karşı da… Bu kez rakip Sırbistan’dı ve Kırmızı Beyazlılar geriden gelmek kaydıyla bir haftada üçüncü beraberliği yaşadılar…
Her şey silbaştan yapılıp ertelenen Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi yeni bir Türkiye yaratılmak istendiği herkes tarafından biliniyor. Şenol Güneş ağırlıkta gençleri deneyerek bir takım kurma amacında ama oynayanlar bu işi ciddiye almadıkça iş zor. 
Rakip Almanya olunca takır takır oynayanlar, bu iddiasız maçta, Almanya’dan çok daha zayıf Sırbistan karşısında 55 dakika sanki oynamamak için direndiler. Sonra biraz silkendiler, beraberliği yakaladılar. 
Bir takım bir maçı eziyet olarak görmüş görüntüsünü bu kadar vermemeli…
Unutulmamalı ki bir takım her zaman karşısında güçlü, pazar piyasası yüksek takımlar bulamaz… Bir takım her defasında net sonuca gidecek, final niteliğinde karşılaşma da oynamaz… 
Ama bir takım her maça asılıp, en iyisini yapıp kendini farklı hedeflere hazırlamalı…
Dünkü maç kazanılsa, Almanya ve Rusya maçlarından sonra Türkiye’nin iyi yolda olduğu konuşacaktı.
Şimdi soru ‘Bir haftadaki 3 maçta hangisi asıl Türkiye’ oldu…
Yaşım 50’yi geçti. Futbolu, sporu çok sevdim… Az buçuk oynadım, izledim, spor gazetecisi olup yıllarca çalıştım… Fikirlerim elbette oluyor ama çok bildiğimi hiç iddia etmedim. Ancak bir isim var ki, bir gün göçüp gittiğimde çözememiş olacağım, o da Burak Yılmaz!
Hiç anlamadım futbolunu, bu kadar golü nasıl attığını. Türkiye’nin en büyük kulüplerinde oynadı hatta ikisine 2 kere transfer oldu. Çin’e gitti. Yaşamadığı tecrübe kalmadı derken Fransızlar Burak’ı 35 yaşında aldılar. ‘Acaba orada nasıl, onların oynattıklarından belki çözerim’ dedim, Lille’in bu sezon bayağı maçını izledim. Ama yine olmadı, anlamadım kendisinden beklentileri… 
Gol atmadı mı, her yerde hep attı… Ama kaçırdıkları, yalan düşüşleri, itirazları… Ve 35 yaşına gelmiş bir futbolcu olarak hala ofsaytın ne olduğunu anlamamış görüntüsü… Ve dün akşam ikinci sarı karta neden olan çocuk gibi rakibine vurması ve bunu bile protesto etmesi!
Israrla da hocaları Burak’tan vazgeçmiyorlar. Benim bildiğim 35 yaşındaki oyuncular dinlendirilmek kaydıyla oynatılır. 35’lik Burak hazırlık – resmi her maç sahada. Rusya maçına kart cezalısı durumuna düştü de biraz dinlenecek…
Ben sırrını çözemeden herhalde 5-6 yıla futbolu bırakacak ve hala anlamamış olacağım için çok üzüleceğim!
Türkiye’de golcü yetişmiyor diyorlar… Burak varken niye ihtiyaç olsun ki… 
2-2’lik skor, Uluslar Ligi’ndeki kalan maçları Türkiye için bir endişe hariç ‘yalnızca hazırlık maçı’ kıvamına taşıdı. O endişe de Sırbıstan’ın kalan maçlarda Türkiye’yi geçip alt gruba düşürmesi. 
Herhalde o kadarı da olmaz…