Türkiye’nin grup maçlarına nasıl başlayıp sonrasında kimlere nasıl puan dağıttığını hatırlayınca, böyle bir Play Off yarı finali oynamak zorunda kalmasının tek ifadesi olmalı: Futbol da hata affetmez!

Dünya futbolunda acaba Türk milli takımı kadar ‘Yeni sayfa açan’ başka bir milli takım var mı, tam bilemedim. Ama defalarca aynı isimlerle açılan yeni sayfalar sonrası elbette istikrar beklemek de bir düş olsa gerek…

Kuntz’la başlayan yeni sınavda erken bir Dünya Kupası ihtimali söz konusuydu…

Ama ilk rakip Portekiz olup tek maç da deplasman olunca, herkesi ‘temkinli’ bir bekleyiş almıştı…

Kadro eleştirmek Türkiye’de çok kolay. En zoru ise eleştirilmeyecek kadroyu bulmak. Stefan Kuntz bu konuda kuşkusuz çok zor ve şanssız bir ortamda… Hele de ligin ikinci sırasındaki bir takımdan bile oyuncu almayınca, doğal olarak eleştiri okları koyulmaya başlamıştı…

Yine de umutlarla Portekiz sınavına geçildi…

Favori evsahibi erkenden golü buldu. Sonra 2-0 yakaladı. Kâğıt üzerinde beklenen sonuç. Ardından Burak Yılmaz’la fark 1’e indi…

Acaba mı derken tarihi fırsat kapıyı çaldı. Enes’e yapılan darbe ve VAR sonrası penaltı geldi!

Maç öncesi Burak’ın demeci vardı… ‘Ronaldo’yu bilmem ama benim son büyük organizasyon şansım’ demişti…

O Burak tarihi bir anda penaltı için topun başına geçti. Ve yine o Burak, sürekli ‘İyi golcü mü, şanslı golcü mü’ diye tartışılan bir isimdi…

Bu fırsatı kaçırdı, hem de çok acemi bir vuruşla! Son büyük organizasyon şansı yakalayan Burak’ın o penaltı vuruşu nasıl ifade edilir bilinmez ama böyle bir kariyer sonrası uluslararası organizasyonlara vedası (kendi dediği için) pek de acı oldu!

Böyle bir kariyer sonrası vedasında bu penaltıyla anılacak olması, Burak Yılmaz’ın da acı kaderi oldu!

Kuntz dönemini eleştirmek için erken… Ama bir hocayı bu vedayla asmak, Türk futbolunun acı kaderi olur… Biraz daha sabır gerek gibi…

2022 Dünya Kupası serüveni gösterdi ki, altyapısız aceleci bir hırsla bir yere varmak zor…

Stefan Kuntz’a inanıldıysa yola devam etmekte fayda var…