Yıllardır Türk futbolunda kulüp yöneticileri yanlış ve çıkarcı yönetimle suçlanır durur. TFF, kulüplere limit açıkladığında isyan da büyük oldu…

Derken geçtiğimiz haftalarda TFF Olağan Genel Kurulu’nda çok kalemde bütçenin aşıldığı görülürken toplam gider 919 milyon lira olarak açıklandı. Bir yılda 126 milyon liralık büro giderleri bütçenin yıldızı olurken A milli takım gideri 131 milyon lira, profesyonel futbol giderleri 437 milyon lira olarak belirlendi…

Yıllardır Türk kulüpleri harcadıklarıyla parayla orantılı ‘izleteceğiniz futbol bu mu’ dedirtip durdu…

Onlara limit koyan Türkiye Futbol Federasyonunun, göz kamaştırıcı bütçesiyle izlettiği futbol da aynı soruya neden olmaz mı diye düşünmemek mümkün mü?

Evet, bu takım 2021’e ertelenen 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’na vize aldı…

Evet, bu takım gurbetteki isimlerle elemelerde beğeni toplayan maçlar oynadı…

Evet, bu takım herkes gibi pandemi dönemiyle futboldan uzak kaldı…

Macaristan da ülke dışına gönderdiği oyuncu ağırlıklı bir ekip. Çoğunluğu da Almanya’da oynuyor. Oynadıkları futbola bakarsak, doğru ülkeyi seçmiş gözüküyorlar!

Son maçlarından bu kadar moralli ayrılmış Türk milli takımının Macaristan karşısında bu kadar tutuk bir oyunla başlamasını çözmek zor. Yeni takım kesinlikle denemez, çünkü Şenol Güneş’in oturttuğu bir iskelet var ve Macaristan karşısında büyük ölçüde sahadaydı. 

Pandemi sonrası futbolcuları zihnen sahaya döndürmek zor oldu denirse bir yere kadar kabul edilebilir. Bu kadar parayı rahatlıkla harcayan TFF’nin bir kalem de ‘psikolojik motivasyon’ yönünde ayırması gerekebilir!

90 dakikada Türkiye belki 10 dakika civarında kendisini gösterir gibi oldu, o da ikinci yarının başında. Gerisinde Macaristan’ı izledik durduk.

İlk yarı Yeni 4 Eylül Stadı’nın direkleri 2 kez Macarlara fırsat tanımadı. Direklere eşlik eden Uğurcan da diğer pozisyonlarda fırsat tanımadı. Ama ‘3 direk - 1 kaleci’ bir yere kadar. 2. yarı Szoboszlai’nin vuruşunda Uğurcan tek hatasını yaptı ve işi direğe bıraktı. Ama direk bu kez Macarlara yardımcı olup gole katkıda bulundu.

Hazırlık maçları daha ciddi ve hedefli olsun diye düzenlenen Avrupa Uluslar Kupası’na Türkiye kötü başladı.

Genç ağırlıklı takıma açıkçası son dönemde güvenoyu da fazlaydı. Yepyeni formalarla yeni bir sayfa umuduyla başlanan kupa düş kırıklığı bir sonuca sahne oldu. 
Türk Milli Takımı yeni formasıyla da çok konuşuldu. Formanın geri dönüşüm özelliği taşıması nedense çok dillendirildi. 

Bu maçın geri dönmesi zor. TFF’nin aştığı harcama limitinden dönmesi de zor. Sürekli eleştirilmekten şikayet ederken aldığı kararlarla şaşkınlık yaratmaktan vazgeçmeyen Nihat Özdemir’in geri dönüşümü de olmaz…

Bu durumda sizi deyin pandemi, başkası desin limit yetersiz kaldı… 

Bir gerçek var ki…

Futbolda yeni macera Türkiye için umutsuz başladı…

2 yıl önce bu kadro ilk maçlarında istenilen sonuçları alamazken ‘Bu takımdan bir şeyler olur’ dedirtiyordu…

Bu kez futbol aynı şeyi pek dedirtemeyecek gibi gözüktü…