Türk futbolunun baş finansörü Katar’ın evsahipliği yapacağı Dünya Kupası’nın elemelerine Türkiye, grubundaki en ciddi rakibi Hollanda’yı 4-2 yenerek iyi başlangıç yaptı…

Türkiye’nin son yıllardaki yapılanmasında başrolü, gurbette oynayan isimlerin oynadığı gözleniyordu. Hollanda karşısında açıklanan onbire baktığımızda sadece Uğurcan ve Ozan Tufan Türkiye sınırları içerisinde oynayan futbolculardı. 9 futbolcu ise Avrupa takımlarında ter döken isimlerdi…

Hollanda sanki daha baskın başlar gibi gözükse de akıllı oynayan ve 34’de skoru 2-0’a taşıyan Türkiye’ydi. Açıkcası 46’da skorun 3-0 olması beni şaşırttı. Hollanda sahada çabalıyor ama Türkiye sonuca akıllıca gitmeyi başaran taraf oluyordu. Bu tablo yıllarca Türk takımlarının Avrupa kupalarında topu hakim olup kaybettiği maçlara benziyordu. Takır takır işleyen düzene destek vermek isteyen teknik direktör Şenol Güneş’in 2 değişiklikle müdahalesi bir an bocalamaya neden olunca, 2 dakika içerisinde skor 3-2 oldu. Ancak attığı 3 golle yıldızlaşan Burak Yılmaz’ın son golü, gecenin de noktası oldu. 

Bu yapı gösteriyor ki Avrupa’da oynayan Türk futbolcuların baskı açısından sıkıntı taşımamaları, daha profesyonel bir dünyada olmaları sahadaki oyuna çok ciddi anlamda olumlu etki yapıyor. Gurbette yetişenlerin yanı sıra Türkiye’de yetişip Avrupa’ya giden gençler de sahada daha rahat oluyorlar ve futboldan başka bir şey düşünmemeleri takımları için kazanç oluyor…
Maç sonu istatistikleri de ilginçti. Hollanda’nın topla oynamada yüzde 66-34, toplam şutta 20-8, isabetli şutta 9-5 üstünlüğü vardı ama rahat rahat kazanan Türkiye oldu. Demek futbolu akıllı oynamak çok daha önemli olabiliyor…

Ülke hastalıklarından biri taraflı görmek oldu… Atılan ilk gol öncesi Türkiye ceza alanı içerisinde bir elle müdahale olup olmadığı merak edilirken dönen topta Burak’ın ilginç bir şutu sonrası ilk gol geliverdi. Maçı anlatan spiker, Burak’ın o şutu için ‘Muhteşem’ ifadesini neye dayanarak söyledi bilemiyorum ama önceki pozisyona hiç değinmemesini yadırgadım. Yorum değil ama en azından ‘Hollandalıların itiraz ettiği bir pozisyon’ diye o andan söz edilse, sanki objektiflik sınırları içerisinde şık bir yaklaşım olurdu…

Bu arada Burak Yılmaz’ın hakkını yemiş olmayalım… Penaltıdaki vuruş ustalığı ve son golündeki tekniği gecede onu yıldızlaştıran görüntülerdi. Fazlasıyla haklı gurur duyacağı bir geceye imza attı.

2022 yolunda gruptaki en ciddi rakibi yenmek kuşkusuz çok avantajlı bir başlangıç. Türk milli takımının bu yapısı, nispeten daha kolay geçecek maçlarda hata yapmayacak bir görüntü içerisinde. Biliyorum çok erken, biliyorum futbolda erken konuşulmaz ama 2020 elemelerine de vize alan bu ekip, yolunda yürümeye son derece yakın…

Gecenin üzüntüsü tarihinde ilk kez Hollanda’ya 4 gol atan Türkiye’nin bu galibiyeti taraftarlarıyla yaşayamamasıydı… Corona malum… Kongreler hariç her yerde fena halde salgın etkisini arttırıyor. Kongrelerde ise sorun yok! Aslında Ankara’da sabah saatlerinde AKP Kurultayı’nı korkusuzca dolduranları maç saatine kadar tutup seslerini teknoloji vasıtasıyla Olimpiyat Stadı’na taşısalardı… İzleyenler için de keyif verici olabilirdi… 

Lebalep gurbetçi… Lebalep tezahürat… Kahrolsun Korona… Yaşasın kongreler… Ağlayın futbolseverler…