Türk futbolcusuna sık kızanlar olur. Zaman zaman ben de tepki gösteririm. ‘Alt tarafı topçu’ değil, eğitimli futbolcu olmanın başarının şartlarından olduğunu savunurum…
Esneye esneye izlerken uzamasından endişe ettiğim bir maç oldu Fenerbahçe’nin Kasımpaşaspor’u 1-0 yenerek kupadan elediği karşılaşma. Son dakikalardaki kırmızı kart ise Türk futbolcularına neden kızıldığının bir göstergesi oldu.
Ülkemizde futbol oynayanların iklime uymaları, kötü niyetli veya saf futbolcuların giderek artmasına neden oluyor… 
Açalım pozisyonu… 
Aytaç yere düşer düşmez, görmeden arkasına doğru tekme sallıyor. Bahane hazır, ‘görmedim’ diyecektir ama o profesyonellikte bir oyuncunun o tekmeyi safça salladığına beni kimse inandıramaz. Keza pozisyon biter bitmez, rakibi 10 kişi kalınca da görevine koşar adım gitti! Onun kurtarırı arkasına tekmek sallaması, görmediğini söyleyebilecek olmasıydı. Bu, kötü niyetli oyuncu örneği oldu.
Kırmızı kart gören Mert Hakan Yandaş’ın karta neden olan yerdeki tepki tekmesi ise, onun ne kadar saf ve eğitimsiz olduğunu gösterdi. O hareketin kırmızı olacağını bilmeyen futbolcunun büyük kulübe gelmesi bile rezalettir. Bile bile kırmızı görmek ise kimi zaman ihanet olarak bile değerlendirilmez mi futbol dünyasında?
Bu düzeyin kol gezdiği bir futbol dünyasını takip ediyoruz…
Diyeceksiniz her yer öyle değil mi?
Haklısınız…
Gelen aşıların kaybolduğu bir ülkedeyiz. Reklam kokan hareketlerle aşı olanlar, ne olduğu hala tartışılan Çin’den gelen aşıyı olduklarını söylerken inananlar bol. Aynı şekilde gözde konumundaki Alman Biontech’in gelen aşılarının ne olduğu net açıklanmıyor ama herkesce biliniyor. Sıra falan hak getire, yolunu bulan oluyor. Ama durumunu kurtaranın cahili, sanal medyadan bunu duyurunca kısa bir kıyamet kopuyor. Ama kimse olayı kaşıyamıyor fazla, zira gideceği adres belli!
Kısacası futbolumuz fena halde hayatımıza benziyor… İşi bilmek lazım, o kadar…
Fenerbahçe’nin yedekleri kupa maçında yer alırdı son yıllarda… Bu kez de benzerini diyeceğiz ama bunlar aslında yedek değil. Her an oynayabilecekleri onbiri bekleyen isimler vardı sahada.  Ama beklerken çok da iddialı olduklarını gösteren bir oyun sergileyemediler. 
Başta Harun, Lemos ve Cisse… Sanırım onbirden umutlarını kesmişler. Aksi olsa, biraz derli toplu oynayıp kendilerini gösterirlerdi. Diğerleri de canlı bir performans sergileyemeyince vasat ve Fenerbahçe adına zaman zaman risk içeren bir oyun izledik.  1-0’lık skorla yola devam eden Sarı Lacivertliler oldu…
Sezon başı kurulan geniş kadrodan çeşitli şekillerde yararlanıyor teknik direktör Erol Bulut. Bu kadro zenginliğinde net görüntüler ise yavaş yavaş ortaya çıkıyor…
Neler derseniz… Fenerbahçe’nin defans bloğu bu sezon da oluşmadı. Gustavo ilaç isim, o olmadığı maçlarda savunma iyice zorlanıyor. Varsa açıkları kapıyor…
Pelkas ve Valencia’nın olmadığı maçlarda hücumda üretim sıkıntısı yaşanıyor, gol zorlaşıyor. 
Sözleşmesi fes edilecek Perotti’nin takımın beyin ismi olmasını geçin, ne olduğu bile anlaşılamadan sakatlandı. Bunu çok diyen olmuştu ama dinleyen olmadı. Kulübün belki maddi zararı olmayacak ama takımın yaratıcı isim konusunda zaman kaybı büyük oldu!  Mesut da olmazsa bu açık büyük sıkıntı. Fenerbahçe’nin acilen sahanın beyni olacak bir isme ihtiyacı var…
Geniş bakınca gördüğüm budur, yorumu sizindir!