Fenerbahçe çoğu dönemin transfer şampiyonudur. Hele de Ali Koç döneminde rakiplerinin bu noktada büyük farkla önünde gidiyor. 
Kaç futbolcu geldi Koç başkanlığında, ipin ucunu kaçıranlardanım. İyi – kötü her mevkiye isimler yağıyor. Arada iyi isimler çıkıyor, düş kırıklığı yaratanları telafi ediyorlar. 
Fakat bir takım son yıllarında bu kadar başarısız stoper transferini nasıl üst üste yapar, anlamakta zorlanıyorum.
Uche – Högh klasiği yapmayacağım elbette.  Luciano, Lugano, Edu, Kjaer, Yobo, Alves gibi isimler gördük Fenerbahçe’de. Zamanında Ogün’ü, M.Doğan’ı, Servet’i, Önder’i seyrettik. Hepsinin kalitesi farklıydı, hepsi belki eleştirildi. Ama son dönem gibi hiç olmadılar. 
Mesela Zanka, Falette, Adil Rami, Reyes…
Şimdi 4 stoperi varken bir de Macar Szalai geldi. Onu daha görmedik. Eldekilerin durumu ise Fenerbahçe için gerçekten çok ilginç. Lemos, Sadık, Tisserand derken, Galatasaray’ın istemediği, Fenerbahçe’ye geldikten sonra taraftarların ‘Aman kurtulalım’ dedikleri Serdar kurtarıcı gösteriliyor.
Bu kadar başarısız stoper transferleri yaşanırken son dönemde elden kaçan Kjaer ile Skirtel mumla aranır oldular…
Schumacher’den başlayan bir kaleci şansı vardır Fenerbahçe’nin… Yaşar, Engin, Rüştü, Volkan derken hepsi uzun yıllar hizmet etmişler, milli takımda oynamış ve her cephede ciddi başarılar yaşamışlardır. Şimdi Altay var, uzun yıllar hizmet etmeye aday. Futbolun bazı (b)ilgilileri ondan da kurtulunması gerektiğini, anlamadığım bir şekilde iddia ederlerken, Altay dün gece 1 puanı kurtaran isim oldu yine. Net pozisyonlarda tek başına mücadelesini verdi. 
Fenerbahçe gibi iddialı takımlar bu tür deplasmanlarda genellikle katı defans uygulayan rakipler bulurlar karşılarında. Bu durumda ilk golü yemek büyük risktir… Bu kez de öyle oldu…
Tisserand büyük hata yaptı, Fenerbahçe kurtardı.
Sonra Yatabare evlere şenlik bir gol attı. Sivaslı, ceza alanı içinde, savunmanın göbeğinde topu topuğuyla kaleye vurdu. Herkesin arasından gol oldu.
Yatabare kim? Sivasspor’un forveti. Fenerbahçe savunmasının ceza alanı içerisinde öncelikle tutması gereken isim. Adam topuğuyla gol atarken savunma bir güzel izledi!
Fenerbahçe’nin savunması sakar mı sakar. Savaşmaya çalıştıkça sakarlıklar artıyor. Hücuma katkıları ise yok gibi… Keza o kadar umutlarla alınan Novak’ın Sivas yarı alanına neredeyse hiç çıkmaması da ilginç!
Geçen bir yazıda da belirtmiştim. Fenerbahçe’de şampiyonluk yaşayan her hoca önce kaleci, ardından savunmanın göbeğindeki ikilinin oluşumuna büyük önem vermiştir. Bu Fenerbahçe’de o göbeğin bir tanesi bile gözükmüyor!
Mesut’un kaç paraya transfer olduğu çeşitli söylentiler içeriyor. Ne zaman oynar, başarılı olur mu, takımı sürükler mi merakla bekleniyor.  Ama hepsi bir yana, insanın ‘Mesut acaba stoperde oynarsa ne yapar’ diye düşünesi geliyor…
Geçenlerde bir yorumcuya ‘Mesut nerede oynar’ diye sorulduğunda, ‘Kale hariç her yerde oynar’ yanıtı gelmişti. Bu durumda Sarı Lacivertlilerim yeni yıldızına stoper yolu gözüküyor gibi…
1-1’lik beraberlik elbette 2 puan kayıp anlamına geliyor ama Fenerbahçe’nin son 5 lig maçında 15 puan çıkarmış olması, böyle zor şartlar altındaki bir deplasmanda o kayıbı telafi edebilir. 

Zor şartlar demişken…
Sivas deplasmanı bu aylarda her takım için çok zordur. Sahadaki Fenerbahçe’nin zemine ve hava koşullarına alışması neredeyse maçın üçte birini aldı. 
Takımlar Avrupa Kupaları’na deplasmana gittiklerinde maçlarından bir gün önce oynayacakları statta bir idman yaparlar. Acaba böyle zor deplasmanlara çıkan takımlar neden son çalışmalarını, şartlara bir nebze de olsun uyum sağlamak için o statta yapmazlar, zaman zaman aklıma takılır durur…