Gençlerbirliği Hatayspor’u 3-1 yendiğinde tarih 6 Ocak 2021’di. Aradan geçen 11 lig maçında 9 yenilgi 2 de beraberlik alan Ankara temsilcisi, galibiyet hasretine 14 Mart 2021’de Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenerek nokta koydu. Bu arada rakibi karşısında 21 yıl sonra deplasmanda kazanma başarısı gösterdi. 
Bu maç da Fenerbahçe’nin son 3 yıldır yaşadığı olumsuz tabloların bir yenisi oldu!
Bir takım düşünün… Bir maç çıkarıyor, ‘Neredeydiniz’ dedirtiyor… 1 hafta sonra akıl almaz beceriksizlikler saç baş yoldurtuyor…
Geçen hafta, Konyaspor deplasmanında, özellikle ilk yarıda Fenerbahçe’yi izleyenler, bu hafta herhalde ne izlediklerini anlamamışlardır!
Maç başladı, saha kenarındaki reklam panolarında sürekli yayıncı kuruluşa yönelik iğnelemeler başladı… Bir tanesinde Sarı – Lacivert renklerle ‘Oyunu bozalım’ deniyordu…
Peki tamam, bir oyun bozulmak isteniyor da… Bozmak isteyenin bir oyunu var mı? Eğer bozmak isteyenin kendi oyunu yoksa, bir de başka oyunlar nasıl bozulacak?
Lig sonuncusuna karşı acemice goller kaçıran bir Fenerbahçe izledik. Bir de ‘Biz mutlaka gol yeriz’ diyen bir savunma.. Ara toplarla Gençlerbirliği kaç fırsat yakaladı, incelemek lazım…
Sonra ‘Oyunu bozalım’..
Garip geliyor kulağa…
Gustavo’nun sakatlığında günlerce ‘O olmazsa Fenerbahçe orta alanda güçlenemiyor’ dendi…
Geldi Gustavo, lig sonuncusu oynadığı takıma 2 gol attı.
Pelkas kurtarıcı gösteriliyor. Ortada başlıyor, kanada geçiyor… Derken son dakikalarda, başı dönmüş olsa gerek, bir gol kaçırıyor ki, akılla zarar…
‘Demiştim’ demekten nefret ederim, ayıp sayarım ama… Bir yazıda ‘Takım o kadar vasat ki, Szalai, Valencia, hatta Osayi gibi umut verenler de onlara uyabilir’ demiştim… Son durumlarını siz değerlendirin…
Neyse ki Altay var, Fenerbahçe adına rezalet sayılacak skorları önlüyor…
Tüm bu düzensizlik, istikrarsızlık yaşanırken kenarda Erol Bulut, tribünde hocasının arkasında gözükmeye çalışan başkan Ali Koç ve ne tedbir düşündüğü meçhul Emre Belözoğlu var…
Fenerbahçe’ye ekonomik açıdan büyük nefes aldıran başkan Ali Koç döneminde, sportif açıdan camianın soluğu kesilmiş durumda. Ve demeçlerinde, açıklamalarında görüyorum ki başkan hala faturayı başka yerlere kesmenin peşinde!
3. yılında artık anlaşılmış olmalı ki… Transfer yağmuru başarı getirmiyor… Başarı kriteri yeterli olmayan teknik direktör fayda sağlamıyor… İsmine veya etkisine güvenerek idari menajer, sportif direktör gibi mevkiler işe yaramıyor…
Ve en önemlisi… Başarısızlıkta ısrarın anlamı yok!
Acil değişim şart gözüküyor. Yok, ‘Sezon ortası hoca değişmez’ deniyorsa, bu kadro da tamamen çöküş yaşar, gelecek yıla 10-15 oyuncu daha gerekir. Aynı senaryoda ısrar, bu kez farklı sonuçlara neden olur…
‘Fenerbahçe üçüncü ve kalan 11 maç var. Bu ne karamsarlık’ diyenler olabilir. Evet doğru. Ama bu takım bu teknik heyetle 2 ileri 2 geri ilerliyor. Bu doğrultuda şampiyonluk riskli. Ama bir hava, bir heyecan bu kadroyu olumlu bir şekilde itebilir.
Bir de samimi olmak lazım: Erol Bulut’un önümüzdeki sezona devam etme şansı çok az. O nedenle… Geç kalmadan Fenerbahçe için yeni ve akıllı yapılanma başlamalı…