Belçika'nın ünlü müzisyen, şair ve aktörlerinden, Info-Türk ve Güneş Atölyeleri kurucularından sevgili dostumuz Julos Beaucarne'ın cumartesi günü 85 yaşında yaşama veda ettiğini büyük bir acı ve üzüntüyle öğrendik.

Julos'un onyıllardır yaşadığı Tourinnes-la-Grosse köyünün bağlı olduğu Beauvechain belediyesi yaptığı duyuruda "Şarkıcılarımızın en ünlüsünün ölümüyle Valonya en büyük sanatçılarından birini de kaybetti!" diyor…

Julos'un ölümüyle dünyanın tüm mazlum halklarıyla her daim dayanışma içinde olan bir özgürlük savaşçısını da yitirmiş bulunuyoruz.

Türkiye'deki 1971 askeri darbesinden sonra Julos Tourinnes-la-Grosse'deki yuvasını hiç tereddüt etmeden Türkiye Demokratik Direniş hareketinin örgütleyicilerine açmıştı.

1972 yılında Paris’te Türkiye Dosyası ve Türkiye’de İnsan Avı belgelerini yayınladıktan sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun başkenti Brüksel’e geçmiştik.

1973'te Türkiye'deki işkenceler üzerine Avrupa Konseyi'ne ve uluslararası insan hakları örgütlerine hacimli bir rapor hazırlamak zorunaydık... Çoğu işkence görmüş siyasal tutuklu ve mahkûmların kendi el yazılarıyla kâğıda döküp gizlice bize ulaştırmayı başardıkları belgeleri en kısa zamanda İngilizce'ye çevirip bir kitap halinde basmamız gerekiyordu. Çeviri ve dizgi bizim işimizdi... Çoktandır Türkçe küreli bir IBM daktilo makinesi edinmiştik. Ama baskıyı nerede ve nasıl yapacaktık?

Julos hiç tereddüt etmeden "Benim evim ne güne duruyor?" diyerek yuvasını bize açtı. Birkaç gün sonra da mücadelemizle dayanışmada olan bir başka dostumuz, Brüksel Özgür Üniversitesi profesörlerinden, Julos'un yengesi Maximilienne Brunfaut, kitabı dizmemiz için bir yığın mumlu kâğıt, paketlerle DinA4 kâğıt ve de üniversiteden ödünç aldığı bir Gestetner baskı makinesiyle imdadımıza yetişti.

Julos'un bahçesindeki bir masaya yerleştirdiğimiz baskı makinesinden ilk sayfalar çiktığında Tourinnes-la-Grosse köyünde alışılmadık hareketlilik yaşandı. Edebiyat ve müzikte olduğu gibi teknik alanda da son derece yetenekli olan Julos, bizimle birlikte makinenin başından ayrılmıyor, çıkan sayfaların kitap haline dönüştürülmek üzere tasnifine büyük bir özveriyle yardım ediyordu.

Julos'un çocukları Boris ve Christophe da baskı makinesinin ritmine uygun bahçede koşuşturuyordu. Bizleri ağırlamak için elinden geleni yapan Julos'un eşi sevgili Loulou da, ne olup bittiğini görüp aynı heyecanı yaşayabilmek için zaman zaman ev işlerine ara vererek bahçeye inip bizimle birlikte oluyordu.

Ancak olay sadece Julos ve ailesiyle de sınırlı değildi. Julos'un tüm köylüleri de bu büyük olaya tanık olmak, gerekirse bize el vermek için ikide birde bahçeye gelip dakikalarca bizimle beraber oluyordu.

Çok yorgun düştüğümüzde bir bardak bira eşliğinde Belçika'nın ünlü sosisi boudin'le açlığımızı bastırıyor, dostlarımızla henüz tarzanca düzeyinde olan Fransızca'mızla söyleşiyorduk. Bu aralarda Julos zaman zaman gitarını alıp yeni bestelerini dinletiyordu. Bu anlarda kaygılarımızı bir nebze unutabiliyor, Valon köylülerinin neşesini paylaşıyorduk.

İlk tanışmamızdan itibaren Julos bize popüler Fransızca ve Valonca şarkılarını tanıtmıştı, ama Latin Amerika'nın yoksul köylülerinin baskı ve diktaya karşı isyanını çağrıştıran bir şarkısı vardı ki, diktaya karşı mücadele koşullarında bizi son derece etkilemişti: La Sierra…

1973'te Şili'de ABD'nin tezgahladığı faşist askeri darbenin ardından Belçika'ya Latin Amerika'dan çok sayıda siyasal sürgün gelmeye başlamıştı. Julos'la birlikte bu mültecilerle dayanışma için seferber olurken La Sierra'yı Türkçe'ye çevirdik... Belçika'nın Fransızca televizyonu RTB'de Şili direnişiyle dayanışma için yapılan bir programda İnci'nin La Sierra'yı Julos'la birlikte Türkçe olarak söylemesi sürgün yaşamımızın en unutulmaz anılarından biridir.

1974 yılında ilk başkanımız Marc Brunfaut ile birlikte Info-Türk ve Güneş Atölyeleri'nin kurucuları arasında yer alan Julos, 50'den fazla farklı milliyete mensup üyelerimiz tarafından düzenlenen tüm sosyo-kültürel faaliyetlerde her zaman bizlerle beraber oldu.

Kendisini kaybetmenin acısını yaşadığımız şu sırada büyük dostumuz Julos'a, Türkiye sürgünlerinin beş ana dilinde, Aramice, Ermenice, Yunanca, Kürtçe ve Türkçe teşekkür ediyoruz,

Tavdi... Shnorkhalut’yun... Efharisto... Spas... Teşekkür…