Son zamanlarda başta Erdoğan’dan çok duyduğumuz “yerli ve milli” değerlendirmesi ne demektir aslında, üzerinde acaba yeterince düşündük mü, yoksa “işte öyle bir laf” deyip geçiştirdik mi?

Milli şayet ulusal demek ise “yerli ve milli” kavramsal anlamda biraz tuhaf durmuyor mu?

Yerli olan zaten milli (ulusal), milli (ulusal) olan da bir ölçüde yerli değil midir zaten?

Bazı düşüncelerimi açıklamadan (ilk kez de değil), rahmetli Erbakan’ın ünlü “Milli görüş hareketi” ifadesindeki milli ulusal anlamında mıdır, yani milli görüş ulusal (nasyonal) görüş müdür sorusunu da sormamız lazım.

Erdoğan’ın çıkardığı ve sonra tekrar giydiği “milli görüş” gömleği ulusal (nasyonal) görüş gömleği midir?

Geçenlerde Tunus’ta çok düşük katılımlı bir referandum yapıldı ve bu referandumda başka konularla birlikte şöyle bir karar da çıktı: Anayasa taslağı hazırlama sürecinde tartışmalara neden olan "Tunus'un dini İslam'dır" maddesi, yeni anayasada yer almadı. Bunun yerine yeni anayasa taslağında "Tunus, İslam ulusunun bir parçasıdır" maddesine yer verildi.”

Yukarıdaki alıntıyı bizim basından, Birgün gazetesinin internet sitesinden (27 Temmuz 2022) indirmiş olduğum haberden yapıyorum.

Bu haber bu şekliyle bizim basında doğal olarak sadece Birgün gazetesinde değil, çok yerde yer aldı.

Tamam, Anayasadan “Tunus’un dini İslam’dır” ibaresi çıkarılmış ama galiba (atlamış olma ihtimali her zaman vardır) kimse “Tunus, İslam ulusunun bir parçasıdır” ifadesine yeterince takılmadı.

“İslam ulusu” ne demektir?

Muhtemelen Arapça orijinal haberinden “İslam milletinden” böyle çevrilmiştir, ya da Tunus Fransızcanın çok yaygın kullanıldığı bir ülke olduğu için “Nation Musulmane”dan İslam milleti ifadesine gelinmiştir.

Bizde kimse İslam ve millet (ulus) kelimelerinin yan yana gelmesini çok tartışmadı ama kulaklara da biraz tuhaf geldiğini zannetmiyor değilim, “İslam ulusu(milleti)” yerine “İslam ümmeti” denmiş olsa idi muhtemelen kulaklarımız daha rahat ederdi diye düşünüyorum.

Daha rahat ederdi ama bu rahatlık sadece biraz tembellik biraz da cehaletten.

Arapçada bizim kullanışımızın aksine millet din birlikteliği için yani bizim ümmet kelimesi kullanışımıza çok yakın bir kelime, millet bizim bildiğimiz ulus-nasyon karşılığı bir kelime değil.

Ümmet de aynı şekilde din birlikteliği için kullanılan bir kelime değil Arapçada, ulus karşılığı üstelik kan bağı da içeren bir ulus kavramı.

Ünlü rahmetli Arap-Mısırlı kadın şarkıcı Ümmü Gülsüm, Gülsüm’ün annesi demek, Umm Arapçada anne demek, bizim çok cahil anlamına kullandığımız ümmi kelimesi ise annesinden doğduğu gibi kalan, yeni bir şey öğrenmemiş anlamına bir kelime.

Başka bir ifade ile biz, Türkler, Türkçemizde millet ve ümmet kelimelerinin orijinal Arapça anlamlarının tam tersi anlamında kullanıyoruz bu iki kavramı.

Neden?

Yanıt çok ilginçtir, ben bu yanıtı ilk kez seneler seneler önce Prof. Niyazi Berkes’in “Türkiye’de Çağdaşlaşma” kitabında bulmuş idim ama nedense bence Cumhuriyet’in bu temel şifresinin üzerinde bizde pek durulmaz.

Seneler sonra şair İsmet Özel “Türk demek Müslüman demektir” diye bir çıkış yaptığında özellikle seküler kesimden çok tepki almıştı ama söylediği Cumhuriyet tarihi anlamından doğru idi.

Cumhuriyetin kurucu bir çekirdek kadrosu (bu büyük toplumsal mühendislik, ümmet ve millet kavramlarının tersine çevrilmesi, nerede ve kimler tarafından yapıldı, bilmiyorum) bu işi yapmış anlaşılan.

Amaç ise şu: Cumhuriyet ile birlikte Türkiye sınırları içindeki tüm Müslüman unsurlara, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, vs. unsurlara genel bir üst kimlik olarak Türk Milleti deniyor, bu Müslüman unsurların dışında kalan vatandaşlara da ekalliyet-azınlık.

Bu anlamıyla Türk Milleti demek Müslümanların birlikteliği anlamına geliyor ama üst kimlik sıfatı Türk ve böylece Arapçada ulus anlamına gelmeyen millet kelimesi bizde ulusa dönüşüyor.

Tunus referandumunda kullanılan İslam ulusu ise Arapçanın ruhuna daha uygun bir ifade, semantik olarak daha doğru, bizim kullandığımız anlamda İslam Ümmeti demek istemişler ama Arapçanın ruhuna ve lafzına uygun olarak İslam milleti-ulusu demişler.

Arapça kavramlara daha aşina olan Erbakan “Milli görüş” derken aslında ulusal görüş demiyor, İslami görüş diyor, Erdoğan da “yerli ve milli” derken yerli ve ulusal değil, yerli ve İslami diyor.

Bence özgür bir ülkede (özgür???) siyaseten bir sakıncası yok ama neden kulak ters yönden gösteriliyor, bunu anlamakta zorlanıyorum.

Anadolu’daki Müslüman çeşitli unsurlar arasında Türk üst kimliğini kabullenmeğe yanaşmayan, hoşlanmayan tek Müslüman unsur Kürtler ve Cumhuriyet döneminde Kürt sorununun temeli de bu yeni millet anlayışından kaynaklanıyor.

Yazımı da bir yarı şaka ile noktalayayım; bu yeni millet ve milli anlayışı milli ordumuzda erlik ve yedek subaylık dışında ekalliyet vatandaşlarımızı görmemekle uyumlu ama Lefter’in senelerce milli takımımızın kaptanlığını yapması ile pek uyumlu değil.

Lefter’in yeteneği muhtemelen bu milli sıfatının gereğini bile aşmış.

Annesinin Türk asıllı olması da bir ihtimal.