Galatasaray ligin ilk haftasında Gaziantep FK'yi yenip, UEFA maçında da zayıf Azeri rakibini eleyince, medya mal bulmuş mığrıbi gibi sevindirik oldu. 

Aman efendim ne başlıklar, ne yorumlar. 

Dersiniz ki sarı-kırmızılılar içeride de dışarıda da rakipsiz... 

Hele Diagne nam şahıs meğer ne muhteşem yetenekmiş de haberimiz yokmuş. (Kaçırdığı iki fırsatı görmediyseniz, lütfen bulup izleyiniz,). 

Biz de dedik ki, "Abartmaya gerek yok. Adamın attığı gollerden biri Linnes'in, diğeri yeni transfer Emre'nin şahane paslarıyla geldi. Atamaması mucize olurdu. Hatta Emre'nin boş kaleye kestiği topu bile kazara gol yaptı..." 

***

Kaldığımız yerden, bu kez Fatih Terim'den (stat adını kastediyorum) devam edelim:

"Yakın gelecekte dünya çapında savunmacı olmaya aday Lyundama, uzun süren sakatlık sonrası eski çevikliğini kaybetmiş" yorumunda bulunmuştuk. Bu durum, Başakşehir maçında da zaman zaman görüldü. Durumu pek de göze batmadıysa, bunda önce kaleci Fatih'in, sonra da, tıpkı inat transferi Arda gibi, eleğini asmaya hazır Dembaba'nın rolü vardı...

***

Galatasaray'ın bu sezon hangi yöne gideceği, haftasonunda az da olsa fikir verebilir. Perşembe Hajduk Split, ardından da Fenerbahçe maçlarında sergilenecek oyunlar, daha sağlıklı yorumlara fırsat tanıyacaktır...

***

Peki geçen sezon emir üzerine şampiyon olan Başakşehir, ikinci yarının ilk on dakikası hariç, neden 80 dakika boyunca yenilgiye razı görüntü sergiledi? 

Seçim yaklaştı ya. Karalar da AK'landı. Şimdi oyuncuları ufak ufak Katar'a matara, Çin'e mine yay vaziyetlerine girerler... 

***

Siz bu ülkede "Hazreti Omar" diyeni duydunuz mu? 

Eee? 

Madem ona "Ömer" diyorsunuz da Galatasaray'ın Arab'ına neden demiyorsunuz? 

O da Arap, öteki de. 

"Karışmasın diye" demeyin. 

Zaten diğer Ömer'i geldiği günden beri "Ömer Bayram" diye anmıyor musunuz?.. 

İyi bari; bir takımda iki Mustafa olduğunda da, Arap olanı Mustapha yapın...