GALATASARAY: 0      TUZLASPOR: 2


Takımlar sahaya çıktı. 

Neden Donk değil de Jimmy Durmaz?

Bu çocuğun özelliği nedir; bilen varsa bana da söylesin.

Göğsüne kadar inen sakalı mı yoksa?

Acaba Fatih beyler, hazır zayıf rakibe düşmüşken şu gariban da hevesini alsın diye mi düşündü?

İyi de, tam 60 dakika nasıl tahammül etti, bilmem. 

Ben izlerken kurdeşen oldum...

***

Ama Durmaz da dahil, hiçbir oyuncu için olumsuz konuşmamak gerekir.

Çünkü anlaşılan Galatasaray'ın teknik heyeti, bu çocuklara futbolla ilgili zırnık öğretmemiş. Hatta bildiklerini de unutturmuş...

***

Şimdi ekranlarda, gazete başlıklarında "Tuzla bunu hep yapıyor" falan gibi demode ifadeler göreceksiniz. Oysa adamların tek hüneri, güçlerinin sınırını bilerek hazırlanmış olmaları; hepsi o...

Rakip ise Hagiler, Schneiderler, Taffareller sayesinde taht sahibi olmuş ve aynı rüyanın sürdüğünü zanneden, "im"i gitmiş, "parator"u kalmış birinin kurbanı olmaya devam ediyor...

***

114 yaşındaki Galatasaray'a akıl verecek değilim. Ama çabalarını sempatiyle izlediğim Tuzlalılara naçizane bir tavsiye:

Zamandan çok abartılı biçimde çalmaya çalışırken itici oluyorsunuz. Oysa rakibinizden daha başarılı bir oyun sergilediniz. Galibiyetin sevinciyle bu eyleminizi birbirinize gülerek anlatabilirsiniz ama yarın Galatasaray ya da tur atlarsanız başka takım karşısında vakit geçireyim derken yediğiniz golle elendiğinizde, kendi kendinize "Bu görüntüye değer miydi" dersiniz...

***

Maç sırasında bir kez daha aklıma geldi.

Bu kupanın adı ne?

Ziraat Türkiye Kupası...

Bu bankanın yöneticilerine soruyorum: 

Göreviniz çiftçiyi, dolayısıyla tarım ve hayvancılığı desteklemek değil mi?

Madem ki kalitesi günden güne düşen ve kasalarında farelerin cirit attığı futbol kulüplerine kol kanat geriyorsunuz; bizim günahımız ne?

Yarın kapınıza dayanıp, "Ben de iflas ettim, beni de görün kardeşim" diyeceğim.

Bakın buradan cepleri-cepkenleri delik okuyucu dostlarıma da size başvurmaları çağrısında bulunuyorum.

Vermeyen Obama...