Suat Taşer ismini ilk kez Mehmed Kemal’in Şairler Dövüşür kitabında görmüştüm. Seksen sonrasıydı. Okuduğumuz gazeteler, dergiler kapanmıştı. Kala kala elimizde Cumhuriyet gazetesi ve Gırgır mizah dergisi kalmıştı. Cumhuriyet’te Mehmed Kemal’in Politika ve Ötesi köşesini kaçırmazdım. Şiirden, şiir kitaplarından, şairlerden söz ederdi. Derya gibi bir köşeydi benim için. Kırk Kuşağı şairlerinin çoğunu ondan öğrenmiş ve sevmiştim. Niyazi Akıncıoğlu’nun Umut Şiirleri kitabı için bir yazı yazmıştı 24 Şubat 1985 yılında. Kesip Umut Şiirleri’nin arasına koymuşum. Acılı Kuşak derdi Kırk Kuşağı şairlerine.

İş Bankası Yayınları’nın Kayıp Şairler diye bir dizisi vardı. Garbis Cancikyan/ Haygazun Kalustyan, Suphi Taşhan, Halim Şefik, Nevzat Üstün ve Suat Taşer’in kitapları vardı bu dizide. Suat Taşer’in Evrende Ellerimiz isimli kitabını da bu sayede edinmiş oldum. Sonra Tüstav Arşivi’nde dergileri incelerken Suat Taşer’in de şiirlerini görmüştüm. Adımlar, Gün, Yeni Ses gibi dergilerdeki şiirleri bu kitabında yoktu. Daha dergi tarama çalışmalarının bitirmeden Ayrıntı Yayınları Suat Taşer’in Bir Ben Bir Yokuş isimli bütün şiirlerini basmıştı. İki gündür bu kitabı inceliyorum, okuyorum. Dergilerdeki bazı şiirler farklı isimle yayınlanmış, bazıları dergilerdeki halinden farklı. Kitaplar Suat Taşer hayattayken basıldığından şairin bu şiirlere müdahale ettiği anlaşılıyor.

1940’lı yıllar hem ülke için hem de şairler için sıkıntılı yıllar. Neredeyse her şairin bir polisi olmuş. Tüm şairler fişlenmiş. Hepsinin ardına bir siyasi polis düşmüş. Mehmed Kemal, Acılı Kuşak kitabında özellikle bunu vurgular ve devlet arşivlerinin dürüst araştırmacılar tarafından incelenmesi sonucunda bu “kepazelikler koleksiyonu”na herkesin tanık olacağını belirtir.

Suat Taşer babasız bir çocuk olarak Ankara’ya okumaya geldiğinde yolu Mehmed Kemal’le kesişir ve daha o çocuk yaşta, ortaokul yıllarında dergi çıkarma hevesine girerler. Zerre isminde bir dergi için anlaşırlar ve lastik harfleri yan yana getirerek dergiyi eşit şekilde şiirlerini paylaştırarak hazırlayıp, teksir makinasında çoğaltırlar. Benim üniversite yıllarıma kadar bu teksir makinaları vardı ve çoğu sınav kağıtlarımız bunlarla basılırdı. Bir de devrimcilerin bildirilerini bununla çoğalttığını bilirdim. Zamanla o da tarihe karıştı. Tabi büyük bir heves ve matbaa kurma gibi büyük hayaller okul yönetimince yerle bir edilir. Çocukluk merakı olarak geçiştirilse de, çocuklar derginin ismini bile anmazlar. Suat Taşer daha sonra konservatuvara, Mehmed Kemal Taş Mektebe devam eder lise tahsili için.


 

Elde Değil Düşünmemek şiiri Gün Dergisi’nin 24. Sayısında yayımlanır. “Kurum kurum kuruyasın Kızılırmak” diye başlar. Kitapta ise bu “Kurum kurum” çıkarılmıştır. Yine dergide yer alan bazı sözcükler kitapta yayımlanmış halinde yoktur. Aslında yayımlanmış iki hali de olsaymış daha iyi olurmuş diye düşünüyorum. Belge görevi görürdü en azından.

Yine Gün Dergisi’nin 6.10.1946 tarihli 25. Sayısında Umut isimli bir şiiri var. Eğer dikkatimden kaçmadıysa bu şiiri de kitapta göremedim. Dediğim gibi bazı şiirlerin isimleri değişmiş. Yeni Ses dergisinde Mektuplar olarak yayımlanmış şiir, kitapta Keziban’a Mektuplar olarak yer alıyor. Bir de Yeni Ses dergisinin Birinciteşrin (Ekim) 1941 tarihli 14. sayısında “su testisi su yolunda kırılır” isimli şiirinin son bölümü kitapta Ateş Kes isimli şiirin son bölümü olur. “HAYAT KİTABINDA HÜRRİYET/ KANLA YAZILIDIR/ SİLİNMEZ”


 

Suat Taşer’in 1970 yılında basılan Evrende Ellerimiz isimli şiir kitabı 40 yıl sonra tekrar basılır. Ne de olsa 40 kuşağı şairidir ve bu normaldir. Bu kitabın basım tarihinden 11 yıl sonra da bütün şiirleri ile geldi Suat Taşer. Müjde Bilir değerli bir işe imza atmış ve Bir Ben Bir Yokuş aynı zamanda o acılı kuşağa bir saygı kitabıdır da.

Bazı şairler kaybolmasalar da nedense unutulmaya terk ediliyorlar. Yeni kuşak hep aynı şairler etrafında dönüyor. Onları okuyor. Suat Taşer’in şiirine baktığımda bazı şiirlerinin çok güçlü olduğunu görüyorum. Bunların hatırına da olsa şiirleri birkaç baskı yapmalıydı. Hayattayken şiirlerini toparlamayı düşünmedi mi, yoksa sadece yazan olarak mı kaldı, yayınevleri farkında değiller miydi? Bilemeyiz doğrusu. Bildiğimiz Ayrıntı Yayınları Suat Taşer’in toplu şiirlerini basmakla arşivlik bir iş yapmış. Tadımlık bir şiirle bu haftaya merhaba diyelim o halde.

AĞAÇ DEDİ Kİ

Deli olmak işten değil
Dün sabah ağacın biri
dikildi yolumun üstüne
kaşları çatık
Yazık ediyorsun adamım dedi
yazık
bak şu dünyaya
şu gülen yavrunun gözlerine bak
akar suyun akışına
büyüyen güne rüzgâra
karıncanın telaşına
yeşeren otlara bak yeşeren otlara
şu kızın adımlarındaki arzuya bak
aç gözünü adamım
acele iştir yaşamak

Deli olmak işten değil