Başlangıç’taki son!

Minimal hisleri tasarlanmış bir sinematografi ile büyüterek, uzun uzun tablolara ve karakterlere bakmamızı istiyor yönetmen. Yana’nın davranışlarına, yaşadığı olaylara tepkisini merakımızla, yönetmenin bunu başardığı kesin.

Tanıdığımız birini ne kadar tanırız? Sanat eserlerini tarif ederken kullanılan "çok katmanlı" tanımı, yakınlık derecesine bakmaksızın tanış olduğumuz herkes için geçerli değil midir? İç içe geçmiş ahşap bebeklerden oluşan matruşka, anne doğurganlığının ve korumacılığının simgesi. Giysilerimiz kat kat olduğunda "lahana gibi giyindim" deriz. Matruşka figürünü ve lahanayı o çok katmanlı insan ruhuna pekâlâ benzetebiliriz, aydınlık ve karanlık yanlarıyla. Bu katmanları ilk bakışta görebilmek ve anlayabilmek zordur. Alt bilinç kendini göstermekte cömert olsaydı psikolojinin de sanatın da sözü azalabilirdi.

Başlangıç, Dea Kulumbegashvili’nin yönettiği ilk uzun metrajlı ve 2 saat 5 dakikalık Gürcistan-Fransa ortak yapımı bir film. Kulumbegashvili senaryoyu, filmde David’i oynayan Rati Oneli ve dedektifi oynayan Kakha Kintsurashvili ile birlikte yazmış. Başrolde ise Yana rolünde Ia Sukhitashvili oynuyor.

Gürcistan’ın 93. Oscar adayı olan Başlangıç, San Sebastian film festivalinden de dört ödül sahibi. Kafkas dağlarının eteğindeki Lagodehi’de şiddet karşıtlığıyla bilinen Yehova Şahitleri cemaatinin ibadethanesinde açılıyor film. Çoluk çocuk her yaştan bir grup insan cemaat liderleri David’in İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban edişi üzerine konuşmasını izler. Vaaz sırasında kasabadan biri(leri) ibadethaneyi kundaklar ve yangın çıkar. Görüntü yönetmeni Arseni Khachaturan’ın mükemmel çekimleri ile ibadethanenin saatler içinde yanışını izlemesi bile acı verici. Barışçıl toplulukların kör bahtı mıdır yakılmak?

begining-1.jpg

Yana, David’le evliliği için zamanında aktrisliği bırakmış, cemaat çocuklarına öğretmenlik yapmaktadır. Kundaklama sonrası David’le konuşmalarında "Bir yabancı gibi hayatımı izliyorum. Yaşamam için bir şeyin başlamasını ya da bitmesini bekliyor gibiyim" dediğinde, filmin adının nereden geldiğini anlıyoruz. Eş, anne, öğretmen, eski aktris, Yehova Şahidi Yana, yaşamını edilgenleştiren tüm bu rollere karşı başta andığım matruşka etkisini terse döndürecek bir karakter.

Minimal hisleri tasarlanmış bir sinematografi ile büyüterek, uzun uzun tablolara ve karakterlere bakmamızı istiyor yönetmen. Yana’nın davranışlarına, yaşadığı olaylara tepkisini merakımızla, yönetmenin bunu başardığı kesin.

image-w1280-1.webp

Evliliklerindeki belirleyiciliği ve kariyerindeki liderlik konumunun desteğiyle güçlü olan David’dir. Yana’ya kendini dikte eden, evlilikleri için mesleğini bırakmasını, bunu Yana kendisi tercih etmiş bile olsa, canı sıkıldığında ona "aktris bozuntusu" diyerek psikolojik şiddet uygulayan David’dir. Özellikle ikili ilişkilerde, karşı tarafa dikte yoluyla elde edilmiş her şey zehirli bir gücün, ezen, baskın karakterin özünde güçsüzlüğünün işaretidir. Güçlü insan psikolojik şiddete de, manipülasyonun hiçbir türüne de ihtiyaç duymaz.

Başlangıç’ta da Yana, sevdiği insanla ortak bir yaşam sürebilmek için, seçimini yaparak mesleğini arkasında bırakmıştır ama geçen zamanın sonunda kendinden hoşnut değil gibidir. Değil gibidir diyorum çünkü film, karakterleri algılayışı dikte etmeyip seyirciye bırakıyor. İkili sahnelerde kadraj dışında kalan karakteri bize göstermeyişi de yine bu açık seyirci dramaturjisine işaret ediyor.

1612196975472-0620x0435-0x0x0x0-1612197142030.jpg

Final sahnesininse filmin dokusuna uymadığını düşünüyorum. Ultra natüralist bir dokuda ışık oyunlarını ve sahneleri sabit kamerayla uzun uzun izlerken karşılaştığımız o son sahne filme oturmayan gerçeküstü bir dokuya sahip. Ortak yazılmış iyi bir senaryoda bu son kare yönetmenin aklına sonradan gelmiş "parlak bir fikir" gibi geldi bana. Her parlak fikir uygulamada parlamayabiliyor!

Finale doğru Yana’nın "kara sürprizi" ise bizi filmin başındaki ayine götürüyor. Tanrı rolü oynasa da özünde gücü barındırmayan kocası David’e cevap niteliğinde, kefaretini ödeyeceği bir cezalandırmayı Yana kendisi yapıyor.

İnsan bu. Çok katmanlı kara bir kuyu, bitimsiz sarmal. Matruşkaların içinden her zaman güler yüzlü bebekler çıkmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi