Dünyada stagflasyon güçlü dolar dönemi ve Türkiye

Geçtiğimiz hafta dünyadan gelen ekonomik veriler ışığında Türkiye ekonomisini derinden etkileyecek gelişmeler dönemine girdiğimizi söylemek mümkün.

Bu hafta Washington'daki IMF toplantılarından gelen açıkça stagflasyonist bir mesaj oldu: büyümeye yönelik aşağı yönlü risklerin, enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin altı çizildi. Enerji krizinde sertleşme, Çin'de daha fazla COVID-19 kilitlenmesi veya Çin emlak sektöründe yaşanan sıkıntıların bir finansal piyasa krize dönüşmesi halleri artık tahmin ufkunda beliren bu stagflasyon ortamının daha da sertleşmesine yol açabilecek köşe taşları. IMF’nin yüksek seyreden enflasyona karşı faiz artıran merkez bankacılarını destekler mesajları ve daraltılan para politikasıyla çelişmeyecek maliye politikalarının uygulanması konusundaki uyarıları da enflasyondaki yapışkanlığın azaltılması açısından dikkat çekiciydi.

Toplantılar G7 ve içinde Türkiye’nin de olduğu G20 merkez bankası başkanları ve maliye bakanları için bir araya gelme fırsatı oldu. Maliye Bakanı Nebati katıldığı toplantılarda Türkiye’de enflasyonu 12 ayda %18’den %85’e sıçratan Yeni Ekonomi Modeli’ni anlatırken, TCMB Başkanı Kavcıoğlu da toplantıların ardından Türkiye’de yaptığı açıklamada dünyada ekonomik durgunluğun konuşulmadığı tek ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Bu hafta Türkiye’de açıklanan makroekonomik veriler Türkiye ekonomisinde çarkların sert şekilde yavaşladığını gösterdi halbuki. Dış dünyadan gelen durgunluk dalgası ağustosta sanayi üretiminin yıllık sadece %1 artmasıyla sonuçlandı. Ağustos 2021’de 86,8 olan dış ticaret haddi, Ağustos 2022’de rekor düşüşle 13,8 puan azaldı ve 73,0 oldu çünkü ihracat birim değer endeksi ağustosta yıllık %5,9 artarken, ithalat birim endeksindeki artış %11,5’la neredeyse iki katı hızda devam etmekte.

İSO İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi iki aydır 48,8’le 50,0 sınırının altında daralmaya işaret ediyor çünkü Türk imalat sektörünün en büyük beş ihracat pazarında üretim azaldı. İlk ikisi TÜİK, diğeri İstanbul sanayi Odası tarafından açıklanan GSMH’ye öncü sayılan bu veriler Kavcıoğlu’nun açıklamalarını doğrulamıyor. Aksine 2022 üçüncü çeyrek sonu itibarıyla Türkiye ekonomisinde sert bir yavaşlamanın konuşulduğunu gösteriyor.

2021 Aralık ayında %13’e olan aylık TÜFE enflasyonu 2022 Aralık’ta bu rakamın altına gelecek her enflasyon seviyesi sayesinde matematiksel olarak yıllık enflasyonun artış hızını yavaşlatacak. TL’de 2022 boyunca devam eden değer kaybı ve %151 maliyet enflasyonu ise bu tek seferlik olumlu baz etkisini sınırlayacak.

Aynı baz etkisi nedeniyle; yani geçen yılın son çeyreğindeki güçlü sanayi üretimi nedeniyle sanayi üretiminde gördüğümüz yavaşlama bu sene son çeyrekte eksi büyüme potansiyeli yaratıyor. Hele ki dış talep hızla geri çekilirken.

IMF’nin temmuz raporunda %4 olarak tahmin ettiği 2022 yılı Türkiye büyüme tahminini yılın ilk yarısındaki %7,5 olarak gerçekleşen büyümeye dayanarak %5 seviyesine çıkarması; fakat 2023 yılı için büyüme beklentisini ise %3,5’ten %3’e çekmesi rastlantı değil.

IMF, Türkiye ile ilgili enflasyon beklentisini de yuları çekti: 2022 yılı ortalama TÜFE beklentisini artık %73,1’e, yıl sonu TÜFE beklentisi de % 73,5. 2023 için ortalama TÜFE beklentisi %51,2, yıl sonu TÜFE beklentisi de %36,9.

TCMB’nin 2022 sonunda TÜFE’yi %60,4, 2023 yıl sonundaysa %19,2 olarak beklediğini özellikle 2023 için IMF tahminleriyle oluşturduğu kontrast nedeniyle eklemek gerekli.

Dış dünyada dikkatler ABD tarafından gelen enflasyon verileri ve ABD merkez bankası Fed’in 75 baz puan daha faiz artırdığı son toplantısına ait notlardaydı. Hafta içinde açıklanan ABD ÜFE enflasyonu da TÜFE enflasyonu da beklenenin üzerinde açıklandı. Tüketici fiyatları içinde çekirdek enflasyonun yükselmeye devam ederek %6,6 ile son 40 yılın zirvesine çıkması ise altı kırmızı ile çizilmesi gereken bir veriydi. İki enflasyon rakamı arasında açıklanan faiz kararı toplantısı notları ise Fed’in faiz artışlarında tam sürat ilerleyeceğini, ekonomide resesyon olsa bile önceliğinin zemini düzeltmek için genele yayılan ve yapışkan niteliğe bürünen enflasyonu düşürmek olduğunu yeniden vurguladı.

Teknik bir detaya da girmekte fayda var. Fed ekonomistleri ABD ekonomisinde azalan verimlilik ve işgücüne katılımın zayıf kalması sonucunda ülkenin “potansiyel büyüme hızını” düşürdüler. 2025 yılına kadar potansiyel büyümenin üzerinde kalmasını bekledikleri ABD ekonomisinde enflasyonu düşürmek daha da zor olacağından, uzun süre sıkı para politikasını yüksek faiz-daralan bilanço ekseninde devam ettirmek zorunda kalacaklar.

Bugün %3,25 olan Fed politika faiz oranı büyük olasılıkla %5 ve üzerine kadar yükseltilecek. Finansal piyasalar bu yeni gerçekliğe uyum sağladıkça tahvil faizleri daha da yükselecek, hisse senetleri uzun soluklu bir satış baskısı altına girecek. En önemlisi Dolar Endeksi yükselecek, gelişmekte olan para birimleri de merkez bankaları faiz artırarak aşınmayı yavaşlatsa bile değer kaybedecek. Dünyada kredi bulmak zorlaşacak, dış ve iç borç çevirmek zorlaşacak. Dışarıdan borçlanmak çok daha maliyetli hale gelecek.

Türkiye’de bu hafta ağustos atına ait ödemeler dengesi de açıklandı. İlk sekiz ayda oluşan 39,7 milyar doların 28,3 milyar dolarının kaynağı belirsiz girişlerce finanse edildi. Doğrudan yatırım miktarı sınırlı kaırken portföy yatırımları Türkiye’den çıkmaya devam etti. Net hata ve noksan kaleminin cari açığı fonlamadaki ağırlığı ve küresel piyasalardan kaynak yaratmanın artan maliyeti öne çıkarılması gereken başlıklar.

Dünyadaki önemli ekonomik gelişmeler ve Türkiye’deki en son veriler, iktidarın harcama planı açıklamalarıyla bir araya konduğunda 2022 son çeyrek ve 2023 ilk yarısında Türkiye ekonomisinde büyüme, enflasyon ve TL açısından resim net. Hele ki aşırı negatif reel faiz politikasına dayalı Yeni Ekonomi Modeli’nin devam edeceği bilinirken.

Hükümetin dezenformasyon yasası perşembe akşamı AKP-MHP vekillerinin oylarıyla Meclis’te onaylandı. Cumhurbaşkanı tarafından imzalandıktan sonra aktif hale gelecek.

Görünen, işine gelmeyecek gerçekleri yazanlara karşı iktidarın bu sansür yasasını kullanışlı şekilde uygulayacağı.

Dolayısıyla yazının son paragrafına kadar geldiyseniz bundan sonra tek başınasınız.

Bu yazıda anlatılanlara bakarak 2023 ortalarına kadar Türkiye ekonomisinde büyüme, enflasyon, dış borçlanma ve Türk lirasının değerine ne olacağını kestirmek okuyucu olarak sizin kendi kavrayışınıza kalmış.

Siz de zaten anladınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar