Halay başı Sofi Ömer ve tuhaf bir koalisyon...

Hakkâri, Türkiye’nin en güney doğusunda, Irak sınırındaki kentimiz...

Şemdinli ise merkeze 130 kilometre uzaklıktaki Hakkâri’nin bilinen bir ilçesi... Yayla Köyü de Şemdinli İlçe Merkezine 20 kilometre mesafedeki bir köyümüz... Bölgede tanınan ve sevilen halay başı Sofi Ömer işte bu köyde oturuyor.

xxxxxx

Sofi Ömer’in tüm Türkiye ve dünya tarafından tanınması ise 28 yaşındaki Kanadalı pop şarkıcısı Justin Bieber sayesinde oldu.

Bieber, Los Angeles, Kaliforniya'ya bağlı Calabasas adasında yaşıyor. Calabasas adası nerede, Yayla köyü nerede?

Küreselleşme çağını inkâr eden kör bir fanatik değilseniz, galiba biri diğerinin burnunun ucunda...

xxxxxx

Şemdinli ilçe merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Yayla köyünde oturan “Sofi Ömer” lakabıyla tanınan 70 yaşındaki Ömer Çelik’in halay performansı; Kaliforniya’da bir adada oturan, dansıyla da ünlü 28 yaşındaki Kanadalı Justin Bieber’ın dikkatini çekti.

Ünlü şarkıcı, Sofi Ömer’in halay müziğinin yerine koyduğu rap müzikle kurguladığı videosunu, 253 milyon takipçisi bulunan Instagram hesabından paylaştı.

Paylaşır paylaşmaz da Halay Başı Sofi Ömer küresel bir figür oldu.

xxxxxx

Ve ben de Sofi Ömer’in, yöresel kıyafeti, esnek hareketleri ve kendisine has figürleriyle süslenmiş halay performansını iyice tanımakla kalmadım, halay başı ve düğünlerin en aranan figürü olmasına rağmen nedense insana hüzünlü gözüken bakışlarının ardındaki yaşamını da öğrendim...

1'i engelli 10 çocuğu olduğunu, geçen yıl kanser hastalığı nedeniyle eşini kaybedince düğünlere gitmeyi bıraktığını, ancak davet için evine gelen misafirlerin ısrarı üzerine yeniden düğünlere gitmeye başladığını artık biliyorum.

xxxxxx

Türkiye, 2016 sonrasında faşist bir zihniyetin çevresinde kilitlenen bir koalisyonun baskısı altında eziliyor.

İslamcı ve ulusalcı faşistlerin oluşturduğu zihniyet koalisyonu ülkeyi boğmaya uğraşıyor...

Bu koalisyona “Cami ve Kışla parfümlü” siyaset koalisyonu da denebilir... Üstelik bu koalisyonun baskıcı zihniyeti sadece iktidarda değil, muhalefet blokunda da kendini gösteriyor...

Örneğin, kendilerini muhalif olan tanımlayan ama kendi gibi olmayanlara aynen siyasal iktidar gibi sansür uygulayan çakma muhalif ekranlara bakın... “Askeri vesayetçilerden, ulusal faşistlerden ve kripto Ergenekonculardan” geçilmiyor. İktidar kanallarında bunlara bir de “İslamcı Faşistler” ekleniyor...

xxxxxx

İktidarı ve muhalefeti kaplamış bu gizli ve sinsi koalisyonun ortak derdi ne? Kim onların ortak düşmanı ve hedefi?

Demokrasiyi ve insan haklarını temel alan insan odaklı bir çoğulculuk anlayışı ve bu anlayışı benimseyenler...

Koalisyon ortaklarının her biri, hayat ve dünya kendine benzesin istiyor.

Zaten faşizm denilen de bu...

Nerede boruları ötüyor ise oraya yasak getiriyorlar.

Siyasi iktidarı elinde tutanlar tüm ülkeye ve tüm topluma, daha minik adacıklarda iktidar kurmuş olanlar ise bulundukları dar alanlara bir yasak kabusu olup yağıyorlar...

Sansür ve yasak listeleri var...

Sabah akşam liberal demokrasiye, küreselleşmeye, piyasa ekonomisine ve özgürlükçülüğe sövüyorlar...

Yok aslında birbirlerinden farkları ama kendilerini sanki farklıymış gibi sunmaya çabalıyorlar...

Aynı zehirli ağacın farklı dalları… Kökleri ve zehirleri aynı.

xxxxxx

Seçimi kaybedeceğini gördükçe baskıcı koalisyonun iktidar kanadı çıldırmış vaziyette...

Uyguladıkları yasakçılık ve sansür zıvanadan çıktı...

Yaşamaya, eğlenceye, sanata, müziğe ve tüm festivallere yasak...

Gökçeada’da düzenlenecek Meryem Ana Panayırı’na yasak... Zeytinli Rock Festivali’ne yasak...

İlim Yayma Cemiyeti zihniyeti, yaşama pranga vuracağını sanmakta... Bütün toplumu kendilerine benzetecekler akıllarınca.

Üstelik bunu toplumda artık iyice azınlıkta kaldıkları bir dönemde gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Mümkün mü?

Değil tabii...

Hala yanlışlıkla yanlarında kalmış bir iki şehirli seçmen varsa onları da kaybetmekten başka işe yaramıyor.

xxxxxx

Bunun mümkün olamayacağına bu seçimde ilk kez oy kullanacak olan gençleri dinleyerek anlamak da mümkün zaten...

Ama ben daha pratik bir yol seçtim.

Ağrı Dağı Müzik Festivali kapsamında Doğubayazıt Stadyumu’nda 30 bin kişinin katıldığı konseri youtube’dan izledim..

Gençlerin özgürlük manifestosu gibiydi...

Yaşama arzusunun çığlığı gibiydi...

Yaşam kıvancının haykırışı gibiydi...

Poturlu ve postallı bir zihniyet koalisyonuna “bizi yenemezsiniz” diye meydan okumak gibiydi...

Umudum ayaklandı...

xxxxxx

Sadece siyasal iktidar değil, ülkenin ve toplumun boğazını sıkan, bunaltan, bezdiren bu köhnemiş koalisyonun bütün ortakları her yandan gidiyor...

Bunları hayat göndermekte...

Çünkü Sofi Ömer, Justin Bieber vasıtasıyla dünyada küresel bir figür oluyor, Doğu Beyazıt’taki 30 bin dünyalı insan Burhaniye İlim Yayma Cemiyeti’nin güdümündeki kaymakama ve siyasal iktidarın yasaklarına kırmızı kart gösteriyor...

Toplumsal gerçeklere ve yeryüzünün dinamiğine karşı durmaya uğraşan bu faşist zihniyetin bütün küflü alışkanlıklarını çiğneyip paspas ediyor hayat.

Önceki ve Sonraki Yazılar