Kuntz hocanın nafile çırpınışları

Euro 2024 yoluna Ermenistan galibiyeti ile başlayan Türkiye, ilk ciddi sınavında Hırvatistan’a sahasında 2-0 yenildi. Bursa’da oynanan maçta TFF istifaya çağrıldı…

Çıkılan yollarda dönüm maçları vardır. Türkiye için Hırvatistan sınavı da bu maçlardan biriydi.
Bir gerçek var ki böylesine önemli sınavlara çıkılmadan önce, ülkenin futbol iklimine bakmak lazım… Türk futbolunun iklimi hiçbir zaman sakinleşmiyor. Şampiyonluk yarışı adayları sürekli bir atışma modunda… Herkes birbirini suçluyor… Futbol Federasyonu, Merkez Hakem Kurulu, spor medyası… Herkes topun ağzında, birbirini eleştiren eleştirine…

Durum böyle olunca, gerek milli takım, gerekse kulüp bazında hedefe yürümek zorlaşıyor… Zira ülke ikliminde el ele vermek, bir araya gelmek gibi bir kültür yok… Buna kızanlar olabilir ama kabul etmek lazım… ‘Ben x kulübü tutuyorum, milli takım beni ilgilendirmiyor’ diyen insan sayısı az değil…Bunu nasıl aşmak gerekiyor derseniz, yolunun sportif başarıdan geçtiğini söylemek gerekir…Ancak milli takım bazında bunun şu an hedef noktadan uzak olduğunu söylememiz de gerekir… Türk milli takımı yıllardır düştüğü alt noktalardan yukarıya tırmanma mücadelesinde, ancak öyle bir güven kaybı var ki, bunu aşmakta zorlanıldığı kesin…

Eğer Türkiye bir şampiyonaya katılabilirse, bu konu farklı yerlere taşınır… Yani başarı şart!
İşte bu başarı için Euro 2024 yolunda grupta başarı önemli… Ermenistan karşısında alınan üç puanla başlayan yolculuk için Hırvatistan sınavı önemli bir dönüm noktası oldu…
Bir türlü türlü hakkında güven oyu yakalayamayan Kuntz için çıkardığı kadro, sergilediği anlayış sürekli eleştiri noktası… Hırvatistan karşısında da çıkarttığı kadro her türlü eleştiriye açıktı…

Niye derseniz… Futbolda istikrar diye bir gerçek var ise, bu Alman teknik adam için fazlasıyla tanınmış bir şans… Göreve geldiğinden beri Kuntz’a her türlü şansın tanındığına, fırsat verildiğine herhalde kimse karşı çıkamaz… Eğer Avrupa Ligi’nde en alt gruptan bir üste çıkmak başarı ise Kuntz başarılı denebilir. Ama bu Türkiye için bir ölçü olmamalı, olamaz da… Zamanında yaşadığı başarıları düşünürsek Türk milli takımının son yıllarda geldiği noktanın bir teselli olmadığı net olarak ortada!

O oynadı, bu oynamadı. Bunlar gerekçe değil, olmamalı da… Futbolda bir gerçek var ise sonuçta gelinen noktadır. Türkiye eğer en kritik zamanında başabaş oynadığı Hırvatistan karşısında bu kez bu kadar basit bir yenilgi alıyorsa bu eleştirilmeli, gerekiyorsa da bir tedbir alınmalı…
Tedbir eğer Kuntz’u değiştirmek ise, tam zamanı! Ülke futbolu sürekli Arda’yı konuşurken, 2-0 yenik duruma düşünce Arda’yı hatırlayan Kuntz, anlaşılan o ki Türk milli takımını bir şey vermekten çok uzak… Keza, Hakan sakatlandı diye İsmail’i oyuna sokan Kunt, eğer idmanlarda bu futbolcunun takıma verebileceklerini göremiyorsa, fayda sağlamaktan çok uzak demektir!

KUNTZ BU YENİLGİ SONRASI GÖNDERİLİR

Türk milli takımı her zaman yapısı içinde oluşan, ‘Dinazor’ olarak da adlandırılan yapılanmalardan sıkıntı çekmiştir. Bunun aşılması içinde gençlere güven duyması gerekir.
Aksi taktirde ‘sözde’ tecrübeli isimler 1-2 1-2 maç kazanır ama viraja gelindiğinde lastik patlatırlar, dönülmesi zor yola girerler…

Hırvatistan yenilgisi de bunlardan biri oldu Euro 2024 için baştan bir avantaj kaybedildi. Dönüşü var mı, elbette var. Ama gereksiz bir handikap oluştu. Eğer bununda faturası birine kesilecekse, bu teknik adam olur. Kaldı ki bu teknik adam, kendisine uzun süredir fırsat verilen, her türlü şans tanınan Kuntz! Muhtemelen bu yenilgi sonrası gönderilir, ya da ciddi güven oyu kaybeder…Ancak Türk Futbol Federasyonu ne kadar güven veriyor ki Kuntz da versin derseniz, diyecek lafımız olmaz!

Sonuçta ektiğin kadar biçersin… Ne sonuç kimseyi şaşırtsın, ne de bu düzenden birileri umut beklesin…

Balık baştan kokuyor derseniz de, fatura geldiği günden beri herhangi bir olumlu icraatına denk gelmeyen TFF’ye kesilmeli… Zaten Bursa tribünleri de maçın sonlarında federasyonu istifaya çağırırken, bir anlamda ülkenin de sesi oldular… Bu federasyon ile Türkiye’nin aldığı yol herkesin malumu… Kuntz olsun, futbolcular olsun elbette eleştirir ama mantık işin başına bakmayı gerektirir.
Lafın tamamı da deliye anlatılır…


Deniz Derinsu: 1968 İstanbul doğumlu. Saint Joseph Fransız Lisesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Basın Yayıncılık bölümü mezunu. Cumhuriyet ve Sabah gazetelerinde uzun yıllar spor muhabirliği ve yazarlığı yaptı. 2011 yılından beri çeşitli internet siteleri, TV programları ve dergilerde spor yazarlığını sürdürüyor. Evli, 1 kız çocuk babası.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Deniz Derinsu Arşivi