Politik konut hamlesi

“Bu hamlenin Ak Parti’ye oy getirmesi bekleniyor zira evler teslim edilene kadar geçecek sürede vatandaşların bu evleri yapabilecek partiyi tercih edeceğini, dolayısıyla Ak Parti’ye oy vereceğini değerlendiriyor Ak Parti kurmayları…” Bu sözler, TGRT Ankara Temsilcisi Ahmet Sözcan’a ait. (14.09. 2022, Saat 09 kuşağı, TGRT Haber TV.)

Yandaş televizyon kanalı temsilcisinin de canlı yayında açıkça ifade etmekte hiçbir beis görmediği üzere, AKP’nin vaveyla ilan ettiği sözde “sosyal” konut projesi tümüyle bir seçim yatırımından ibarettir. Maksat, vatandaşı konut vaadiyle kandırıp, oyunu çalmaktır. Trilyonlarca liralık bir devlet projesinin AKP tarafından, oy toplamak amacıyla kullanılmasına, muhalefet partileri dahi (bu yönüyle) pek itiraz etmiyor. Türkiye seçim yasaları, iktidar partisinin devlet olanaklarını seçim faaliyetlerinde kullanmasını açıkça yasaklamasına rağmen, kimse bu duruma ses çıkartmıyor. Buradan AKP=Devlet denkleminin muhalefetin zihninde de bir parça yer ettiğini çıkartabilir miyiz?

AKP, 2019’da “her yıl 100 bin sosyal konut” projesini başlatmıştı. 2022’de, aradan üç yıl geçtiği halde, bu projeyle tek bir konut dahi üretilmemiş durumda. Oysa Erdoğan, bu kez de “5 yılda 500 bin sosyal konut” diyerek birebir aynı vaadi yineliyor. Nasılsa, seçimlere kadar hiç kimse bu vaadin gerçekleştiğini test edemeyecek. Seçimlerden sonra ise iş işten geçmiş olacak. Seçilirse, 2019’daki projede olduğu gibi, yine hiç konut yapılmayacak, seçilmezse de zaten yapması gerekmeyecek.

Projeye başvuruların, bu satırlar yazılırken 4 milyona yaklaşması, başlı başına bir sosyal vakadır. Bu milyonlarca başvuru, Türkiye’de konut sorununun ne denli ağırlaştığını gösteriyor. 20 yıldır iktidarda olan AKP, en çok övündüğü marifeti inşaat olduğu halde, emekçi-yoksul milyonların konut sorununu çözmemiştir. Dahası, zorlama faiz indirimleri sonucunda konut fiyatlarının suni biçimde katlanarak arttığı şu son bir yılda, konut sorununu da misliyle ağırlaştırmıştır. Oysa iktidar partisi, utanması gereken bu başvuru sayılarını, bir övünç vesilesiymiş gibi gururla ilan ediyor!

Konut sorununu kitlesel bir konut krizine çeviren, son bir yıldır AKP’nin Merkez Bankası’na talimatla uygulattığı suni biçimde faiz düşürme politikasıdır. TL cinsinden birikimi olanları gayrimenkul almaya iten bu politika sonucunda, hem konut talebi hem de konut fiyatları bir anda katlanarak arttı. Buna, yabancılara “ev yanında bedava vatandaşlık” kampanyası da eklenince Türkiyeli emekçiler bırakın ev satın almayı, kiralık ev dahi bulamaz oldu. İşte sözde “sosyal” konut projesine milyonların başvurmasının arkasında bu var. Bu durum, kamuda açılan her bir iş imkânı için on binlerce kişinin başvurmasından hiç farklı değil.

Peki, neden “sözde sosyal konut” diyoruz? Çünkü bu gerçekte bir “sosyal konut” projesi sayılmaz. Ne ev fiyatlarının düzeyi ne de ödeme biçimi sosyal konuta denk düşüyor. Bunu bankalar eliyle bir türlü başarılamayan konut kredili, ipotekli ev satışı dalgasının bu kez TOKİ üzerinden denenmesi olarak tanımlamak daha doğru olur. Sosyal konut, büyük oranda devlet veya belediye desteğiyle, asgari ücretlinin dahi rahat ödeyebileceği taksitlerle sağlanır. Kısaca sosyal konutta, devlet vatandaşının cebine para koyar. Bu proje ise, ev fiyatlarının yüksekliği olsun, taksitlerin yılda iki kez enflasyon oranında zamlanacak olması yönüyle olsun, vatandaşın parasını devlete akıtma işlevine sahiptir. Daha şimdiden, başvuran 4 milyona yakın kişinin 500’er lirası, yani toplam 2 milyar TL Hazine’ye aktı bile. Kuralar ise altı ay sonra çekilecek!

Dahası, gerçek ev fiyatları (TOKİ’nin tabiriyle “şerefiyeli fiyatlar”) ancak kuralar ve ihaleler bittikten sonra belli olacaktır. Bugün dile getirilen rakamlar ise sadece “gel-gel” amaçlı vitrin fiyatlarıdır. Bunların üzerine binanın konumu, dairenin apartmandaki konumu (ara kat olması, vs.) gibi etkenler eklenerek daha yüksek fiyatlar belirlenecektir. Ödeme yönteminde ise, taksitler yılda iki kez enflasyon oranında zamlanarak, faiz yükü fazlasıyla yurttaşın sırtına bindirilecektir. Oysa sosyal konutta faiz yükünü kamunun üstlenmesi esastır. Sosyal konut projelerinde, yurttaşlara ayrıca bir de kira ödetmemek esasken, bu projede ise yurttaşlar belirsiz bir süre boyunca (sözleşme tarihinden evin teslimine kadar) hem ev kiraları hem de konut kredisi taksitlerini ödeyecekler. Sosyal konutlar asgari gelirlileri hedefler, bu proje ise alt orta sınıfa yöneliktir.

Kısacası, bu proje, “sosyal konut” kavramını suiistimal etmektedir. Halkın yakıcı konut talebini oya tahvil etmek üzere tasarlanmış sinsi bir politik hamledir bu. Bir yanıyla da AKP’nin belkemiğini oluşturan müteahhitlere rant aktarımını hedeflemektedir. 

Müteahhit deyip geçmeyin. AKP’nin il ve ilçe teşkilatlarını incelediğinizde, başkanlara, yöneticilere baktığınızda çoğu yerde ya müteahhitleri ya da yerel müteahhitlerle bağlantılı kişileri görürsünüz. AKP’nin örgütsel yapısını işleten, onu sevk ve idare eden sosyal unsur, çoğu durumda müteahhitlerdir. Böyle olunca, inşaat sektörünün daralması, kent rantının kuruması, AKP yerel teşkilatlarını da ağırlaştırıyor. Baksanıza Genel Başkanları Erdoğan’ın mektubunu vermek ve selamını iletmek için AKP üyesi bulamıyorlar da devletin binlerce memurunu kapı kapı dolaştırıp bu işi yapmak için seferber ediyorlar. (BirGün, 14.09. 2022, “Memurlar Erdoğan için sahaya indi).

Bütün “büyüme” zorlamalarına karşın daralmaya devam eden inşaat sektörünün canlandırılması ve kent rantının akmaya başlaması, seçimler öncesinde çok kritik role sahip olan AKP teşkilatlarını da canlandıracaktır. Kent rantı müteahhitlere aktıkça, AKP’nin örgütsel damarlarındaki kan akışı da hızlanacaktır. Bu proje, her yönüyle olduğu gibi yandaş müteahhitlere açacağı garantili kazanç kapılarıyla da seçime endekslidir; kısaca politik bir konut hamlesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar