Şu berbat ortamda umut var sanki, ufukta

Şu anda öyle bi memlekette yaşıyoruz ki, iktidar din+şiddet iplerinin ucunu tamamen kaçırmış durumda. Ama en büyük parti hâlâ “kararsızlar” çünkü muhalefet yeterince güven vermiyor. 

Diğer yandan, bu memleketten umudun kesilmeyeceğine ilişkin olumlu bir gidiş var gibi. Kronolojik sırayla İktidar’dan başlayalım, Muhalefet’ten devam ederiz.

Temel stratejisi ülkeyi kutuplaştırarak milliyetçiliği köpürtmek olan AKP Gn. Bşk. ve CB Erdoğan konuştu: “Muhalefetin toplumumuzu kutuplaştırmasına müsaade etmeyeceğiz.”

Fethullahçıları soru çalmakla suçlayan Erdoğan, uçağına aldığı gazetecilerden son KPSS skandalı hakkında “FETÖ parmağı var mı” sorusu gelince muhalefeti suçladı: “FETÖ’cü grup mu desek; 6’lı masa mı desek; bir de masanın altı var, yedi.” 

Bir gazete yazısı sınırları içinde kalalım ve şimdi bu sözlere, çocukluğumuzdan kalma “Yağ satarııım, bal satarıııım, ustam öldü ben satarıııım” namesiyle devam edelim. Tabii, “…ustam varken ben satarııım” biçiminde:

AKP Konya milletvekili H. A. Özdemir konuştu: “Eğer bugün elektrik pahalıysa, bunun sebebi muhalefettir.” 
Meşhur Nebati’ye hiç girmeyelim çünkü çıkamayız, ama hiç olmazsa bir cümle: “Enflasyonun ilk dönemleri tatlıdır ama sabit gelirli sıkıntı yaşar, bunu bertaraf edecek cumhurbaşkanımız var.” 

Fiilî dışişleri bakanı İ. Kalın konuştu: “Balıklı Rum Hastanesi yangınına Cumhurbaşkanımızın talimatıyla müdahale edildi.” Anlaşılan sormuşlar, söndürelim mi söndürmeyelim mi, diye. 

CB Erdoğan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitti. Ama buranın bağlı olduğu AKP’li Mamak Belediyesi önceden gerekeni yapmıştı: Oturma düzeni duvarlarındaki tüm Atatürk, Hacı Bektaş-ı Veli ve Hz. Ali fotolarını kaldırarak yerlerine Arapça tablolar koymuştu. Ziyaretten sonra her şey eski haline getirildi ve tabii, iki farklı düzenin fotoğrafları da medyada yan yana yayınlandı. Şimdi sırf bu resim kaldırıp indirme meselesinden Aleviler birbirine düşürülecek. Bir taşla bikaç kuş!   
Dış politikadan da bir satır: Çok teknik bir toplantı olan ve her yıl Ankara’da yapılan Büyükelçiler Konferansı bu sefer ayrıca Kayseri ve Nevşehir’de de sürdürülecek . Ama mesela Tokat, Çorum, Yozgat gibi illerimizin de programa alınması suretiyle büyükelçilerimize monşerlikten yerli-milliliğe tam terfi imkanı niye sağlanmamış, cevabı bilinmiyor.   
***
Gelelim muhalefete. Davutoğlu ile Babacan’ın hırlaşmalarını atlarsak, Bay Kemal son zamanlarda iyi gidiyor. Özellikle, seçim yatırımı için bile olsa Roboski katliamı ailelerini ziyaret etmesi çok olumluydu. Mamafih, gerisi pek öyle değil:
Türkiye’de 666.963 öğrencinin devam ettiği 1.673 imam-hatip okulu ve 98 tane ilahiyat fakültesi bulunuyorken (https://www.anayasa.gen.tr/hukuk-ilahiyat.htm), şimdi bir de Diyanet Akademisi kuruldu. Yasa geçerken TBMM’de muhalefetten tek bir ret oyu bile çıkmadı. 

Ülkenin dört bi yanında konserler valilikler marifetiyle yasaklanırken, İYİP yöneticisi E. Gürbüz, Aynur Doğan’a konser yasağını savundu.

M. Akşener, iktidarın o ülkelerden teslimini istediği 33 kişinin gönderilmediğini kastederek, “İktidarın, İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir” dedi. 

CHP Sözcüsü F. Öztrak, F-16’ların ülke savunmasında mı yoksa Suriye-Irak’a saldırıda mı kullanıldığına hiç temas etmeden, ABD’nin şartına tepki gösterdi: "Bu, devletimizin egemenlik haklarına alenen müdahaledir."

Barış Akademisyenleri, bi de CHP’li belediye İBB tarafından işten atıldılar, “KHK’li olduklarını beyan etmemişlerdi” gerekçesiyle.. İçişleri bakanının “İBB’de teröristler var” beyanından sonra!.

Karamollaoğlu, iktidarla çatışmacı dış politika konusunda aynı fikirde olduklarını şöyle belirtti: “Yarın iktidarın ortağı olacağımızı da düşünerek, Yunanistan’ı uyarıyoruz.”

En güzelini en sona sakladım: İYİP İstanbul milletvekili Y. Ağıralioğlu aynen şöyle dedi: “Biz Türkün Müslüman olmayanına Türk demiyoruz. Kemaliyle Türk demiyoruz. Müslüman olmayan Kürde niçin Kürt diyelim? Niçin insan diyelim?" Tepkiler yağınca da cilaladı: "Ne dediğimiz ortada! Birilerinin mal bulmuş mağribi gibi davranmasına gerek yok!"

Acaba bu şahıs hangi kategoriye yerleştirilebilir? Faşizme koysan faşistlere ayıp olabilir.
Böyle bi muhalefete, sınır ötesi saldırılara destek konusunda şimdi sert bir uyarı geldi, ama kim dinler bilemem: “Suça ortak olmayın!” 
***
İktidarı böyle. Muhalefeti böyle. Bi olay daha var ki zikretmeden geçemeyeceğim, çünkü hiç bişey anlamadım:

AKP+MHP iktidarı O. Kavala’yı içerde mümkün olduğu kadar fazla tutmak için kendini paralıyor çünkü Gezi’den gözü korktu, ona bir günah keçisi tayin etmek şart. Tamam da, bu arada Henri Barkey’le kim Karaköy’de bi restoranda yemek yemek günahını işledi, kendini bi de bununla paralıyor. 

Aslında, bi tek o paralamıyor: Bi yandan H. Barkey diğer yandan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş yok yedimdi yemedimdi diye uğraşacaklarına, niye “kaçanı kovalarlar” ilkesini hatırlamıyorlar ve zaten her yanı pul pul dökülmekte olan iktidara şunu sormuyorlar: 

‘Benim hangi restoranda kiminle ne yediğimden sana ne be kardeşim? Yasak mıdır? Sen suçlayacak konu sıkıntısı çekiyorsan, elinde sınırsız yasal ve yasadışı teknolojik imkan var, orada konuştuklarımızın Devlet-i Âli-i Erdoğan’ın yüksek menfaatlerine aykırı olduğunu tespit et, derhal mahkemeye ver. Ver de bu saçmalıkları bi de orada sergileyip tutanağa geçirtelim!’
***
R. T. Erdoğan’ın hülle yoluyla (yani, elindeki başka kurumlardan buraya transfer yöntemiyle) fethetmeye büyük önem verdiği Anayasa Mahkemesi (AYM) son bir hafta içinde (2-9 Ağustos) hukuku uygulamak konusunda umut vermeye başladı, tabii umarım devam eder, onunla bitirelim: 

AYM, oybirliğiyle aldığı kararla Barış Akademisyenleri’ne verilen disiplin cezasını hak ihlali saydı. 

AYM, Mersin Üniversitesi Rektörü'ne “Kayyım Rektör” diyen öğrenciye uzaklaştırma ve disiplin cezası verilmesini hak ihlali saydı. 

AYM, Aile Hakimliği Yönetmeliği’ndeki 'Sözleşmelerin feshini gerektiren nedenlerin” Erdoğan tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlemesini iptal etti. 

AYM, Van’da 6 yıldır kesintisiz uygulanan eylem ve etkinlik yasağı için hak ihlali kararı verdi. 

AYM, polislerin gözaltında darp ettikleri ama savcılığın takipsizlik kararı verdiği liman işçisi M. A. Çintan başvurusunda hak ihlaline hükmetti. 

AYM, Cumhurbaşkanlığı’nın tamamına istediği cins ve fiyatta araç alma yetkisi veren düzenlemeyi anayasaya aykırı buldu. 

Belki de en önemlisi, Ali İsmail Korkmaz’ın polis ve eli sopalı gruplarca darp edilerek öldürülmesi olayında AYM, “eziyet yasağının ihlal edildiğine, polis memuru H.E.’nin yeniden yargılanmasına ve A. İ. Korkmaz’ın yakınlarına manevi tazminat ödenmesine” oybirliğiyle karar verdi.

Not: Konumuzla hiçbir ilgisi yok ama: Makamdan ayrılırken bazı resmî belgeleri alıp götüren, ABD’nin bundan önceki başkanı Trump’ın malikanesini FBI bastı ve kasasını açtı.  

Son anda Not: Ben yazıyı yolladıktan sonra AYM yukarıdaki son kararın gerekçesini yayınladı: Burada, daha önce “gösteri yürüyüşü” dediği Gezi’yi şimdi “kalkışma” olarak niteledi. 

Bu, tek kelimeyle korkunç bir dönüş. Ayrıca ele alacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar