Ukrayna neden başarısız oldu?

Rusya, Rus nüfusun yaşadığı Dinyeper nehri gibi muhkem bir doğal bariyerin arkasına konumlandı. Kiev’deki Rus-düşmanı rejim altında yaşamayı asla kabul etmeyecek bu nüfus, Rusya’ya geniş yedekler sağladı ve güçlü bir dayanak noktası oluşturdu.

ABD’nin Washington Post gazetesi Ukrayna’nın başarısız karşı hücumuna dair geniş bir analiz yayımladı (Hürriyet, 09.12.2023). Bu analize göre, Ukrayna, ABD ve Avrupa’dan 30’dan fazla yetkiliyle yapılan görüşmelerde gazetenin vardığı sonuç; başarısızlığın, ABD ve Ukraynalı askeri yetkililerin görüş ayrılıkları, Ukrayna ordusunun hava desteğinden yoksun olması ve Rusya’nın savunma gücünün hafife alınması gibi etkenlerden kaynaklandığı.

Burada, Ukrayna ordusunun harekatlarının, doğrudan İngiltere ve ABD genelkurmaylarıyla birlikte planlandığını da açıkça itiraf ediyorlar. Buna göre, Ukrayna karşı hücumu, 2023 başlarında Almanya’nın Wiesbaden kentinde planlanmış. Demek ki ABD ve İngiltere, Ukrayna’ya sadece silah vermiyor. Doğrudan Ukrayna ordusunu da yönetiyor.

ABD’li ve Ukraynalı askeri yetkililerin, başarısızlığa dair analiz ve saptamaları salt askeri – teknik çerçevede kalıyor. Ukrayna harekâtının gerçekleştiği bölgedeki nüfusun özelliklerini, bu nüfusun Kiev’deki rejime bakışını hiç dikkate almıyor. Dolayısıyla başarısızlığın gerçek nedenlerinin yanına bile yaklaşamıyor.

Rusya, son olarak Herson’dan da geri çekildikten sonra, kendisini bir yanda Dinyeper nehri gibi son derece muhkem bir doğal bariyerin arkasına konumlandırdı, diğer yanda ise Ukrayna’nın neredeyse Rus nüfusuyla mukim bölgeleriyle sınırlandırdı. Kiev’deki Rus-düşmanı rejim altında yaşamayı asla kabul etmeyecek bu nüfus, Rus ordusuna hem geniş yedekler sağladı, hem de güçlü bir dayanak noktası verdi.

Tıpkı savaşın ilk başlarında, Kiev önlerine yürüyen Rus ordusunun kendisini tamamen hasmane bir nüfusun içinde bulması gibi, Donetsk – Luhansk bölgesinde ilerlemeye çalışan Ukrayna ordusu da bu kez Kiev’den duygusal kopuş halindeki, Rus kimliği Ukraynalı kimliğinin önünde yer alan bir nüfusla karşılaştı. Kiev önlerindeki savaşta, ulusal etken Ukrayna’dan yanaydı, zira Putin’in Ukrayna’nın varlığını reddeden konuşması tüm Ukraynalıları Kiev’in arkasında kenetlemişti. Bahmut önlerindeki savaşta ise ulusal etken Rusya’dan yana, zira Donbas halkı, Rusçayı yasaklayan, Rus edebiyatını yasaklayan, ortak Sovyet geçmişine dair tüm sembolleri yıkan, Ukraynalı Rusların oy verdiği (onları temsil eden) tüm partileri kapatan, kısacası Rus olan her şeye düşman bir Kiev rejimi altında yaşamak istemiyor. Bu gerçek, daha Maidan gösterileri döneminde, Doğu Ukrayna’yı saran anti-Maidan gösterileriyle ortaya çıkmıştı.

Sovyet döneminde, Sosyalist Cumhuriyetlerin kardeşliğini ve hesapsız birliği çerçevesinde Lenin’in Ukrayna’ya “hediye ettiği” Donetsk ve Luhansk vilayetleri ve keza, Hruşçov’un hediye ettiği Kırım, nüfusu tümüyle Rus olmasına karşın, Ukrayna SSC bünyesinde yer aldı. Ne var ki SSCB dağıldığında, bu bölgeler Ukrayna burjuva devletine dahil oldu. 2014’e kadar ki Ukrayna yönetimleri, Doğu Ukrayna’nın bu özelliğini az – çok dikkate alan politikalar izledi. Ancak 2014 darbesinin ardından Kiev’de kurulan yeni rejim, Rusçayı resmi diller arasından çıkartıp, Rus nüfusu zorla Ukraynalılaştırmaya giriştiğinde, bu denge bozuldu. Donetsk ve Luhansk’ta ortaya çıkan halk ayaklanmaları bunun sonucuydu. Bu tarihsel – sosyal arka plan, Rusya’nın Donbas bölgesiyle sınırlanmış savunma hattının güçlü direncini de açıklamaktadır.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Alman Bild gazetesinin 25 Kasım günü yayımladığı bir habere göre, (aktaran: BirGün, 27.11.2023) Biden ve Scholz, Ukrayna için devreye girdi. Bu ikilinin planı, silah sevkiyatını kısarak Ukrayna’yı Rusya ile masaya oturtmak. Şayet bu “A planı” tutmazsa, “B planı” ise savaşı, mevcut cephe hattı boyunca donmuş bir çatışmaya çevirmek (Kore’de olduğu gibi). Anlaşılan işler, Zelenski için pek iyi gitmiyor!

Ukrayna’nın yeni patronları, iki seçenek sunuyorlar: Toprak karşılığı barış veya dondurulmuş bir savaş. İlkini kabul etmek, herhangi bir seçilmiş Ukrayna cumhurbaşkanı için imkansızdır! Ancak bir ucunda da NATO üyeliği vaadi vardır. Savaş hali süren bir Ukrayna’yı kimse NATO’ya kabul etmez. Ancak olası bir barış anlaşmasında Rus tarafının “Ukrayna asla NATO’ya üye olmayacaktır” maddesini dayatması da olasıdır.

Dondurulmuş bir çatışma ise, Azerbaycan – Ermenistan örneğinde gördüğümüz gibi süreklileştirilmiş bir militarist yapılanmayı beraberinde getirerek, toplumların nefessiz kalmasına yol açan feci bir durumdur. Cephede askeri çarpışmalar fiilen dursa dahi, savaş hali sürer. Savaş halindeki bir Ukrayna ise Batı kapitalizmi ile bütünleşme hedeflerine varamaz.

Diğer yandan, ABD – Alman – İngiliz emperyalizmi, Ukrayna’da hedeflerine çoktan ulaştı. Şok doktrini işledi.[1] Ukrayna’da işçi sınıfının tüm kazanılmış haklarını yok eden yeni bir çalışma yasası çıkartıldı. Sosyalist ve komünist partileri kapatıldı (2014 öncesinde Avrupa’nın en büyük komünist partisi Ukrayna’daydı!) Ukrayna ağır borç altına sokularak, Amerikan – Batı mali sermayesinin borç kölesine çevrildi. Gerisini artık Zelenski düşünsün!...

[1] Naomi Klein, Şok Doktrini, Felaket Kapitalizminin Yükselişi, Agora Kitaplığı, İst.


Alp Altınörs: Çevirmen, yazar, siyasal iktisatçı, düşünce işçisi. İngilizce, İspanyolca ve Rusça dillerinden çeviriler yapmakta ve bu dillerde araştırmalar yürütmektedir. "İmkânsız Sermaye- 21. Yüzyılda Kapitalizm, Sosyalizm ve Toplum" adlı kitabın yazarıdır. Uluslararası siyasal iktisat, uluslararası ilişkiler, filoloji ve tarih disiplinlerinde; SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi, sosyalizmin sorunları ve 19. Yüzyıl Rus edebiyatı üzerine pek çok makalesi ve çevirisi bulunmaktadır. TED Ankara Koleji Lisesi'ni ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmiştir. 2008 yılında İstanbul'da kurulan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin koordinatörlüğünü yürütmüş siyasal iktisat dersleri vermiştir. 2014-2016 yıllarında HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda yer almıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Alp Altınörs Arşivi