Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi



Artı Gerçek

Ahiret alemindeki dostlar bu iki devletin akibeti zaviyesinden hareketle Devlet-i Âliyye-i Osmâniyye idaresinin akıbetini tahmin edebileceklerdir nasıl olsa…


Olan biteni izledikçe, gel de hatırlama. Hani, aramışlar taramışlar Yeni Cami’nin imamı ortalıklarda yok, hava sıcak, cenazeyi bir an önce kaldırmak lazım, oradan geçen Bektaşi babasını gözlerine kestirip zorla getirmişler, o da mecburen kıldırmış. Sonra mevtanın kulağına eğilip fısır fısır bişeyler söylemiş.

Meraklılar sorunca izah etmiş: “Dedim ki, Erenler, ahiret alemindekiler sana İstanbul’dan sual eylerlerse, ‘Bektaşi Yeni Cami’ye imam oldu’ dersin, hemen anlarlar, dedim!”

Bu kadim fıkrayı 21. Yüzyıla uygularsak, Bektaşi babası herhalde önce şunu fısıldardı:

Erenler, … sual eylerlerse, ‘Sultan Recep, Biz Bize Kâfi Geliriz Türkiyem şiarıyla kallavi bir Milli Tesanüt Kampanyası başlatarak, bu felakette millete muavenet edebilmek için millet’ten iane istedi’ dersin, hemen anlarlar!

Sonra da ilave ederdi: “Daha önce iane toplamaya başlamış olan CHP’li belediyelerin banka hesaplarına da Dahiliye Vekili S. Soylu blokaj koydurdu.”

Başka neler fısıldardı, düşünelim. Muhtemelen şunları:

***

Erenler, söyle onlara, ahiret alemindeki dostlar dert etmesin. Diyanet bu felakete mani olmak için en ön safta mücahedat eyliyor:

Korona tabir edilen maraz-ı müstevli patlamışken umreye gidenleri bıraktı gitsinler. Vatana avdet ederlerken de, vücut hararetleri düşük gözüksün diye bu şahıslara Paracetamol nam ilaç tevzi edildi. Rize’de bunlardan 500 tanesi karantinaya alınmadan doğrudan evlere dağıtıldı. Toplu Cuma namazları men edilince, Diyanet AkSaray’daki Millet Camii’nde “VİP Cuma” tertip etti.

Ardından, Heybeliada’da 200 dönümlük arazi ile içindeki Sanatoryum kendisine kamp yeri olarak tahsis edilen ve 11,5 milyar akçelik bütçesiyle 6 tane vekaletin önünde yer alan Diyanet, herkese SMS namında bi ulak göndererek 10’ar akçe iane istedi.

***

Erenler, söyle onlara, yani ahiret alemindeki dostlara, dert etmesinler. “Ellerimizi yıkayalım” merhalesinden süratle “Pamuk eller cebe” merhalesine mürur eden Devlet-i Âliyyemiz en zecri tedbirleri derhal ittihaz etmekte:

Evvela, “Dert etmeyin. Bişey yok. Koronavirüs, alacağımız hiçbir tedbirden daha kavi değildir” diyerek milletimizin maneviyatını takviye etmekte.

Mesela, milletin bu belayı atlatması için tam 100 milyar akçe tahsis ettiğini açıklayan Devlet-i Aliyye, dört ay önceki maliyeti 145 milyar akçe olan Kanal İstanbul’un ihale vetiresini başlatmak suretiyle paramızın gani olduğunu ispat etti. Böylece, koronanın bozduğu moralleri yükseltti.

Mesela Sultan Recep, “Kesif ihtimam döşeği sayısı zaviyesinden dünyada birinciyiz” dedi. Tabii, bizi oldum olası kıskanan Avrupalılar, OECD hesaplarına göre kırk iki devlet arasında otuz birinci olduğumuzu iddia ettiler, o başka.

Mesela, maraz-ı müstevlinin istila sür’atinin Türkiye’de çok büyük olduğu iddiasını D. Bahçeli susturdu: “Bir kaşık suda fırtına koparıyorlar. Günde 20 kişi trafikten ölüyor. Bu bedbinlik neyin nesi!”

***

Saniyen, müesses nizamı bozmaya kalkışanlara haddini derhal bildiriyor Devlet-i Âliyyemiz.

Mesela “Beni bu virüs öldürmez, senin nizamın öldürür” nam videoyu yayınladıktan sonra evi zaptiyelerce basılarak telefonu istirdat edilen TIR şoförü Malik Yılmaz hakkında “kanunlara itaatsizliğe teşvik”ten muamele başlatıldı, kendisi ancak adli murakabeyle ve memleket haricine gitmenin men’i şartıyla serbest bırakıldı.

Mesela, Diyarbakır’dan boyu kadar iki oğlan çocuğu anası Nurcan Baysal, koronavirüs hakkında neşrettiği iki makale sebebiyle karakola çektirildi.

Mesela, maraz-ı müstevliyle mücadeleyi gayrikâfi bulduğunu ifade eden tabip odası reisi hakkında tahkikat ikame edildi ve resmî rakamları tenkide kalkışan 2 tabip alenen af beyan etmek mecburiyetinde bırakıldı.

Mesela, Kürt belediyelere kayyım tayinlerine devam edildi ve bu sayede, intihapla gelmiş 65 belediye 18’e düşürüldü.

Mesela siyasi suçların; cinayetlerle, cinsî suçlarla ve kadın pataklamakla aynı torbaya konularak, “terör” namı altında ceza tenzili harici bırakılacağı ilan edildi.

Bu arada, gardiyanların evlerine gönderilmeyeceği ve “tecrit edilen mahallerde” ikamete memur edilecekleri öğrenildi, fakat bunu nasıl tefsir edeceğimi bilemiyorum, sen anladıysan anlatırsın orada.

Mesela, “Canlı yayına çıkarak kendilerini padişah olarak takdim eden ve para talep eden şahıslara itimat etmeyin" diye mizah yapmaya tevessül eden Ankara Medresesi talibanından Ata Egemen Çakıl nezarete götürüldü.

İktisadi buhrana karşı nümayişe kalkışan talibanın bursu kesildi.

Maraz-ı müstevliye rağmen fabrikalarda istihsalin devam ediyor olmasını tenkit eden ameleler kovuldu. Şantiyelerde ücretli izin isteyen amelelere yol verildi.

Bu arada, artık kim tertip eylediyse, İBB’nin otobüslerini bir Pazar sabahı 06.00’da ağzına kadar troller doldurdu ve resim çekip ortalığa yaydı. İBB de dava açtı.

***

Erenler, sen bu kadar lafı aklında tutup ahiret alemindekilere nakledebilecek misin?

İster misin kolaylık olsun diye sana hülasa edeyim meseleyi?

Amerikiyye’nin payitahtında, bizdeki vaşington portakalından getir aklına, Vaşington Post diye bir neşriyatta müellif şöyle diyor:

  • Süveyş Kanalı buhranı İngiliz İmparatorluğunu nihayete erdirdi çünkü İngilizler fevkalade acemice davranıp kendilerini rezil ettiler.
  • Bu korona şimdi de Amerikiyye’nin hakimiyetini batırmakta. Çünkü sıhhi zaviyeden zaten berbat olan bu memlekette Trump Efendi fevkalade acemice hareket etti ve bu beynelmilel felaket karşısında olabileceği kadar kötü çuvalladı.

Ben burada keseyim, musalla taşının kulağı var, zaten ahiret alemindeki dostlar bu iki devletin akibeti zaviyesinden hareketle Devlet-i Âliyye-i Osmâniyye idaresinin akıbetini tahmin edebileceklerdir nasıl olsa…

YAZARIN TÜM YAZILARI