Bugünlerde anlaşılan Siyasi Partiler Kanununu (bundan sonra SPK) çok konuşacağız.

Zamanında ya da erkene alınmış seçimlere Babacan ve Davutoğlu’nun bu seçimlere girmesini engellemek için Bahçeli liderliğinde (!) bir yasal düzenleme hazırlanıyor muhtemelen, yakın bir tarihte yine muhtemelen hepimiz SPK’nın 36. Maddesini ezberleyeceğiz.

SPK’da bir değişiklik yapılacak ise 36. Maddeye gelene kadar yapılması gereken, değiştirilmesi ya da tamamen kaldırılması zorunlu çok sayıda madde var; yasanın kabul edildiği 1983 tarihinden günümüze önemli değişiklikler olmamış değil yasada ama kanımca en temel sakatlıklar hâlâ metinde mevcudiyetlerini sürdürüyorlar.

Madde 78’den Madde 120’ye kadar okursanız ortada bir siyasi partiler kanunu mu var, yoksa bir suç örgütü davası mı var, karıştırabilirsiniz.

Bugünkü konum ise yine aynı kanunun (Siyasi Partiler Kanunu-SPK) 89. Maddesi; başka bir ifadeyle de Anayasa-Siyasi Partiler Kanunu ve Diyanet İşleri Başkanlığının Anayasa 136. Maddedeki statüsü.

Çok net düşüncemi arz ediyorum, bu Kanunun bu maddesi bizim hukuk mevzuatımızın en ahlaksız, en ayıplı maddesidir, neden böyle olduğunu açıklayacağım.

SPK’da bir değişikliğe gidilecek ise tüm siyasi partiler ahlaken öncelikle bu maddenin değiştirilmesini önermek durumundadırlar, bunu yapmanın bir ahlaki gereklilik olduğu kanaatindeyim.

Aşağıda SPK 89. Maddeyi aynen aktarıyorum:

Siyasi partiler, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirmek durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136 ncı maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.

Bu madde ne diyor?

Bir siyasi parti Anayasanın 136. Maddesini değiştirmeyi yani Diyanet İşleri Başkanlığını genel idare dışına taşıma amacını programına alırsa Anayasa Mahkemesi SPK 89’a göre bu siyasi partiyi kapatabiliyor, bu nedenden kapatılmış çok sayıda parti var siyasi tarihimizde.

Anayasa değişiklikleri de bir siyasi partinin inisiyatifiyle gündeme gelebileceği için (aksi çok zorlama oluyor) Anayasa 136. Madde bir anlamda Anayasanın değiştirilemez maddesi oluyor.

Oysa, Anayasanın 4. Maddesinde açık açık sadece ilk üç maddenin değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği yazıyor; bu maddede (Anayasa 4. Madde) Anayasa 136'nın değiştirilemez bir madde olduğu yazmıyor, normal koşullarda, SPK 89 olmasa, Anayasanın 136. Maddesi de (Diyanet İşleri Başkanlığının anayasal statüsü) ilk üç madde hariç Anayasanın diğer maddeleri gibi gerekli siyasal irade ve gerekli ekseriyet ya da referandumla değiştirilebilecek bir madde olacak ama kazın ayağı öyle değil.

Anayasanın 136. Maddesi SPK’ya konan 89. Madde ile siyasi ahlak ilkelerine pek uygun olmayan bir yöntemle Anayasanın değiştirilmesi mümkün olmayan bir maddesi haline getirilmiş oluyor.

Tam bir şark kurnazlığı örneği.

Şark kurnazlığının bir karinesi de Diyanet İşleri Başkanlarının hiçbirinden bu maddenin Diyanet İşleri Başkanlığı için aşırı ve meşruiyet dışı bir koruma olduğuna yönelik bir açıklama duymamış olmam.

Siyasi Parti başkanlarının ve sözcülerinin de bu maddeye takıldıklarına hiç şahit olamadım.

Bugünlerde yine SPK gündeme gelmiş iken senelerdir aklıma takılan bu konuyu bir kez daha gündeme getirmek istedim.

Şunu da ilave etmek isterim, Anayasanın 136. Maddesinin genel idare dışına taşınması siyasi talebinin hukukileştirilmesi;

1-Hem siyasi partilerin üzerinden bir siyasi ahlak yükünü alacaktır;

2-Hem de Diyanet İşlerini kapatmadan ama genel idare dışına da taşıyarak DİB’in vergi gelirleri ile finansmanı skandalının çözülmesine yol açacaktır ve bu yollar vardır, önemli olan, öncelikle, sadece bir dinin bir mezhebine hizmet veren bir kamu kuruluşunun finansmanında,

a-Müslüman olmayan vatandaşlarımızı; 

b-İslam içi olduğu savunulan ama Diyanet çizgisine çok karşı başka inançların mensuplarını;

c-DİB politika ve söylemlerinden hoşlanmayan vatandaşlarımızı; 

finansman kapsamı dışına çıkarabilmektir.

Vatandaşımız olan vergi mükellefi Nikoların, Agopların, Mişonların neden DİB’e vergi ödediklerini kendimize de, onlara da anlatabilmek kolay değildir.

Etik değildir.

Kamu maliyesi teorisine uygun değildir.

Laik devlet ilkesine aykırıdır. 

SPK 89’u kaldırarak bu ayıptan kurtulalım artık. 

Bu yazımın 27 Mayıs tarihine denk gelmesi de meselenin tarihini bilenler için önemlidir.