Suriye politikasıyla ilgili olarak Trump, kendini “IŞİD’i bitiren lider” olarak ilan ettiğinde, IŞİD’in son kalesi olarak bilinen Bahoz köyünde tahliyeler henüz başlamıştı. Mart 2019’da tahliyelerin bitiminde Suriye Demokratik Güçleri-SDG tarafından “IŞİD topraklarını kaybetti, 5 yıllık halifelik sona erdi” açıklaması yapıldığında, Trump bu başarının övüncünü yaşadı ve “artık işimiz bitti, Suriye’den çekiliyoruz” demeye başladı. Fakat IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi hala hayattaydı. Ekim ayında el Bağdadi’nin saklandığı Türkiye sınırındaki bir köye baskın düzenlendikten sonra da Trump “IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi öldü, biz artık Suriye'deki işimizi bitirdik” dedi. Bundan böyle ABD’nin Suriye dosyasını kapatacağı düşünüldü. Aslında Trump tam olarak kapatmasa da Suriye dosyasını bir dönemece getirdi ve orada bıraktı. Sadece Suriye’nin bölgedeki petrollerine odaklandı, petrol kuyularını SDG’lilere teslim etti ve ardından ağırlığını İsrail için “yüzyılın projesine” verdi.. Bundan sonra Suriye’de öne çıkan ABD politikası şu yönde ilerledi: Türkiye ile uzlaşı sağlanacak biçimde yeniden bir Kürt yapılanması ve bunun için Kürtler arası diyalog… Öyle bir Kürt birliği sağlanmalıydı ki, bu yapı Türkiye’nin onayını alacak biçimde YPG’den (ve PKK’den) tamamen arındırılmalıydı… Bu konuda ABD belli bir ilerleme sağladıysa da Kürtler arası diyalog, istenilen aşamaya taşınamadı. Bu yüzden Trump’ın Suriye özel temsilcisi James Jeffrey görevi bırakırken, Beyaz Saray’ın yeni sahibine “Kürtlerin birliği” sürecini tamamlamasını tavsiye etti. Ama tavsiyelerinin hiçbir yerinde “IŞİD’e karşı savaş” yoktu. Çünkü IŞİD’i bitiren kendileriydi ve artık her hangi bir IŞİD tehdidi de kalmamıştı!.. Ancak Pentagon’un “yeniden IŞİD tehdidi” üzerine yayımladığı rapor bu günlerde gündeme taşındı.

Pentagon’un “IŞİD’in yeni taktik ve stratejileri” raporu raflardan indiriliyor..

Pentagon’un bu raporu 6 Ağustos’ta yayımlandı. Ama Trump yönetiminin dikkatine pek sunulmadı. Şimdi “IŞİD’in yeni taktik ve stratejileri ile ilgili tehlike” Biden’ın dikkatine sunuluyor…. Rapora göre “ABD'nin Al-Bahoz bölgesindeki son IŞİD kalelerini kontrol ettikten ve örgütün etkisinin tamamen ortadan kaldırıldığını açıklamasından yaklaşık bir yıl sonra, Suriye’nin El-Badiya bölgesi IŞİD hücrelerinin ana üssü haline geldi.” İslami hareketler konusunda uzman Ürdünlü yazar Hasan Ebu Haniye’ye göre; “Pentagon, IŞİD’in ABD'nin geri çekilmesinden yararlanarak saflarını yeniden düzenlediğini ve Suriye'de güçlü bir şekilde tekrar ortaya çıkmaya hazırlandığını” rapor ediyor.[1]

Pentagon durdu durdu da, neden Trump’ın “IŞİD’i bitirdik” ilanında bir yıl sonra “yeniden hortlayan IŞİD tehlikesini raporlaştırmayı” akıl etti? Oysa IŞİD bu bölgede (ve hatta her yerde) hep vardı. Özellikle son üç ayda Suriye ordusuna ciddi kayıplar verdiren IŞİD saldırıları devamlılık gösteriyordu. Bu nedenle Suriye ve Rusya’nın IŞİD’e yönelik ortak hava operasyonları da hep vardı. Üstelik sadece çölde değil, kentlerde de IŞİD vardı. Çünkü Bahoz’dan sonra “IŞİD bitti” denildi ama IŞİD’lilerin nerelere buharlaştıklarını kimse söylemedi. Daha doğrusu IŞİD buharlaşmadı. El Badiya çölüne dağıldı belki, ama sadece bir kısmı çölü mesken tuttu. Geriye kalanların sakal tıraşı olup kentlere karıştıkları biliniyor. Özellikle Suriye’nin güney kenti olan Dera’da uzun zamandır “faili meçhul” cinayetler, eski askerlere ve kamu görevlilerine yönelik suikastlar söz konusu. ABD’liler bu IŞİD’in suikastları ve kanlı saldırıları devam ederken “IŞİD hücreleri uyandı” demediler. Ama sonra Pentagon raporunda Dera’daki cinayetlerin de IŞİD ürünü olduğuna dikkat çekmeye başladılar. Adı geçen Pentagon raporuna göre, “IŞİD yeni bir yapılanmaya gitti, merkeziyetçilikten Adem-i Merkeziyetçi bir yapılanmaya geçiş yaptı ve gerilla tarzı bir savaş taktiği geliştirdi. Bu da ABD yönetimini endişelendiriyor.”

El-Hurra’nın aktardığına göre bu yüzden Pentagon IŞİD’e karşı yeniden ve daha güçlü operasyonlar ve üstelik yeni IŞİD tehdidini bertaraf edebilmek için daha güçlü bir koalisyon da öneriyor.[2] Gerekçe olarak da IŞİD’in Suriye’nin güneyinde kendini gizlemeyi başardığı el Badiya çölünün zorluklarıdır. Oysa göz ardı edilen bir gerçek var ki, IŞİD’in kendini yeniden yapılandırdığı bu çöl bölgesinde ABD’nin el-Tanf askeri üssü var ve burada varlığını sürdüren 400 ABD askerinin gözü önünde IŞİD büyüdü… Ve bu süreçte Trump “IŞİD’i bitiren lider” olmanın övüncüyle bir yılı geçirdi. Şimdi Biden’a Suriye’de kalmanın gerekçesi olarak “büyüyen yeni bir IŞİD tehdidi” sunuluyor.

Biden’ı Suriye’de bekleyen 10 sorun

ABD’nin Suriye politikasını yeniden gözden geçireceğini söyleyen yeni başkan Biden’a başka öneriler de sunuluyor. Özellikle İran’a yönelik tutum ve nükleer anlaşma krizi ile ilgili sıklaşan yorumlara bakıldığında ABD’nin Ortadoğu politikalarında Suriye’nin öncelikli olmadığını görenler ve bu yüzden “yeni yönetimin Suriye’de ilgisini bekleyen kilit konular” konusunda öneri paketi hazırlayan kuruluşlar var. Bunlardan biri Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’dür. Enstitü’nün araştırmacılarından Charles Thépaut’a göre Biden’ın Suriye’de stratejik sabır göstermesi, Rusya ile zorlu müzakerelere girmeden ABD’nin Suriye politikasında bir sıçrama yaratmak istiyorsa müttefiklerle 10 temel konuda ortaklık kurması gerekecek. Yazara göre; “Obama ile başlayan ve Trump döneminde devam eden politikalar nedeniyle ABD Suriye’de önemli bir kozunu kaybetti. Örneğin, geçen yıl Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki sınır ötesi operasyonuyla karşı karşıya kaldıklarında, ABD birlikleri kısmen geri çekildi ve böylece Rus, Türk ve Amerikan kuvvetleri arasında daha önce istikrarlı olan cephe hatları bulanıklaştı.” [3] 

Yazara göre, Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımlar muhtemelen devam edecektir, çünkü Sezar yasasını uygulamaya koyan ABD kongresi, sonraki yönetimlerin her hangi bir değişikliğe gitmelerini zorlaştıran mekanizmalar inşa ettiler. Fakat buna rağmen Biden yönetiminin atabileceği adımlar var. Bu adımlardan bazıları şöyle: Trump’ın başlattığı Kürtler arası uzlaşmanın hızlandırması, “Türkiye’ye cihatçı grupları kontrol altına alma baskısı”, Batılı ülkelerin yanı sıra Körfez ve Arap ülkeleri dahil edilerek Suriye’deki müttefik blokunun genişletilmesi… Yazar buna “Suriye politikasına bir miktar diplomatik enerji enjekte etme” adını veriyor.

ABD, Suriye halkını hedef alan yaptırımlar gölgesinde nasıl diplomatik enerji enjekte edecek?

Birçok analist Biden’ı bekleyen Suriye dosyasındaki ABD’nin başarısızlıklarını sıralıyor. Bu başarısızlıkların başında “Moskova, Ankara ve Tahran’ın Suriye’de artan etkisine yol açan politika yanlışlığı” yer alıyor. Bunun telafi edilmesi isteniyor, ama Suriye halkına dayatılan açlık yasasının Rusya ve İran’a bağımlılığı daha çok pekiştirdiği gerçeği göz ardı ediliyor. Bu durum, ABD’nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford’u bile isyan ettirmiş görünüyor. Ford şunu soruyor: “Amerika’nın yaptırımları gerçekten Suriye rejimini mi yoksa Suriye halkını mı hedef alıyor?”[4] Halkın açlıkla terbiye edilmesinin bir politika tercihi olmaması gerektiğini söyleyen bu şahıs, Suriye krizinin aktif yöneticisiydi ve bir zamanlar cephede ziyaret ettiği kafa kesen cihatçıların Suriye halkını özgürleştireceklerini savunanlardandı. Şu anda Amerikalılara; “siz Esad’a mı yoksa Suriyelilere mi karşısınız?” diye soruyor.

Bu soruyu soran sadece Ford değil. 2016'dan beri Suriye'yi yedi kez ziyaret eden ve olan biteni yakından izleyen Amerikalı aktivist Janice Kortkamp de soruyor. Kortkamp, ​​Batı medyasındaki çarpıtmalara tepki olarak Suriye krizinin bağımsız, kendi kendini finanse eden bir gözlemcisi haline gelen bir araştırmacı. Ödüllü gazeteci Suriyeli-Amerikalı Steven Sahiounie'ye verdiği röportajda şunları söylüyor:[5] “Yeni seçilen şu anki kabine, Suriye'ye yönelik politika veya tutumda olumlu bir değişikliğe gidileceğine dair hiçbir güvence sunmuyor. Sadece ABD'nin Suriye'deki etkisinin arttırılacağı sinyalini veriyor. Eğer Biden'ın dürüst olduğuna inansaydım, ona söyleyecek çok şeyim olurdu ama ilk olarak O'na Suriye'ye gitmesini, Şam sokaklarında dolaşmasını ve oradaki insanları dinleyerek ABD yaptırımları hakkında ne düşündüklerini gözleriyle görmesini söylerdim. Duyacağı şey, Amerika'nın ülkelerine karşı saldırganlığıdır...”

Eski Şam Büyükelçisi Robert Ford ayrıca ABD’nin IŞİD’le ilgili diğer başarısızlığını da hatırlatıyor ve şunu söylüyor: ABD’nin Suriye’de ilan edilmiş politikalarının başında, IŞİD’in varlığını sonlandırma hedefi vardı. Ancak Suriye sokaklarında ve hatta Amerikalı siyasetçiler arasında hala sorulan soru şu; Amerikan yönetimi Fırat'ın doğusundaki bu İslam devletinin sona ermesini garanti etti mi?

Ford’un yakın zamanda dikkat çektiği IŞİD tehdidinin uzmanlar tarafından tekrar dillendirilmesi tesadüf değildir. Ürdünlü uzman Haniye de IŞİD'in yaklaşık bir yıldır yeni savaş taktikleri konusunda deneyim sahibi olduğunu, bu nedenle şu anda kesinlikle kendine bir hedef belirlemeye başlayacağını söylüyor. Yazara göre ABD güçlerinin çekilmesinden ve Türkiye ile Kürt güçleri arasında savaşın patlak vermesinden sonra IŞİD "stratejik sabır” taktiği uygulamaya başladı. Şu anda kuzeydoğu Suriye’deki durumu bekliyor.

Bu bekleyiş “Biden’ı karşılama” anlamına mı geliyor? Zaten yok olmayan IŞİD, atağa geçecek ve yeniden ABD’nin Suriye politikalarının merkezinde mi yer alacak? Bunu şimdiden kesin olarak bilmek mümkün değil, ama hatırlamamız gereken bir şey var; Joe Biden’n adaylığını açıkladığı zaman IŞİD’le ilgili söyledikleridir. Biden; "IŞİD, Amerikan halkı ve müttefiklerimiz için bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. ABD'yi yeniden tehdit etmesini önlemek için de baskı yapmaya devam etmeliyiz" demişti. Eş zamanlı olarak Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da, “ Ebubekir el-Bağdadi’nin öldürülmesi önemli, ama bu, IŞİD’in bittiği anlamına gelmez”[6] demişti. Yani uzun zamandır Trump’ın tutumunun aksine ABD’lilerin Suriye’de kalmak için IŞİD gibi bir sebepleri olduğunu savunanlar çok. Buna Trump’ın partidaşı Cumhuriyetçiler de dahildir.. Bu yüzden bir yıldır yok sayılan ama son zamanlarda dillendirilmeye başlanan “IŞİD tehdidinin” Biden’ın Suriye politikasının merkezine oturtulup oturtulmayacağı merak ediliyor. Bekleyip göreceğiz. Zira IŞİD yok olmadı, buharlaşmadı, sadece artık “halife devleti” değil. O kadar…. Yani IŞİD her zaman ve her yerde, bir şeyler için “gerekçe” olmaya hazır ve nazır adaydır….