Ben hep "Cumanın gelişi salıdan belli olur" derim ya; gerçekten bu hafta Galatasaray için öyle oldu. 

Kasasında borç senedinden başka bir şey olmayan Darıca'yı ite kaka kupa dışında bırakan takım, diri Karagümrük karşısında tel tel döküldü. 

***

Devre golsüz kapandı. 

Ama maç 99 devreli olsa da sarı-kırmızılıların gol atmaya niyetleri yoktu. 

Pozisyon buldular bulmasına da, kaleciyi zorda bırakacak tek şut çıkmadı. 

İkinci yarının başında golü yiyip, Fatih beyler de kırmızı kartı görünce, Karagümrük kara bulutlar gibi çöktü tepelerine. 

***

Gerçi İmparator hazretleri itirazında haksız sayılmazdı. Hakem adaşım Öğretmenoğlu'nun 24'üncü dakikada Akbaba'ya yapılan faulde atağı kesmesi, artık çağdışı bir uygulama olarak görülüyor. Sağdan kaptırıp giden arkadaşının koşu yoluna yuvarlasa, adam kaleciyle burun buruna kalacak. Kartlık bir faul de değil. Velev ki kırmızı kartlık olsun; bırak oyun devam etsin, göstereceksen birkaç saniye sonra göster...

Daha büyük hata, Linnes topu önüne katmış gidiyor. Tam ceza sahasına girecek, rakip bodoslama bindiriyor. Karagümrüklü'nün topun nerede olduğundan bile haberi yok. 

Ama Mıstık aga buna devam diyor...

***

Darıca maçında sefilleri oynayan Barcelona'nın süper starı, kendisine twitter üzerinden "Emekli ol" çağrısında bulunan bir taraftara lütfetmiş, cevap vermiş. Zat-ı şahaneleri, "Kupa maçına bile konuşur olmuşsunuz. Hastalıktan çıktık. Yandık bu sosyal medyayla" demişler...

Kırgınlığı anlarım. 

Buna karşılık bir şeyi anlamam:

İmkanın varmış, test yaptırmışsın, pozitif çıkmış.

Geçmiş olsun.

Ama Darıcalılar covid kapıp kapmadıklarından bile emin değiller. 

Çünkü kulübün test yaptıracak parası yok.

Bir de sen, sen ol, bir daha sosyal medyaya laf etme. 

Gün gelir, kendini savunacak başka mecra bulamazsın... 

***

Penaltı ata ata gol kralı olacağını tahmin ettiğim 94 trilyonluk Djagne, bu tezimi, uzatmada attığı penaltıyla doğruladı. 

Ama vakit evsahibi için körpeydi. Barcelona'nın sarsak-titrek süper starı ve onun taklitçisi Oğulcan'la vakit geçirip, VAR ittirmesiyle beraberliği yakalayan konuk ekip, "Biri bulduk, üç neden olmasın" derken, yüze yüze kuyruğuna gelip uzatma penaltısıyla şansı kaçırdığını sandığımız Fatih (ilçeyi kastediyorum; İmparatore'yi değil) takımı, yüzüncü dakikada kuyruğu yakalayıverdi.

Bence Galatasaraylıların, Beşiktaş taraftarı falan demeyip, her şeyin formülünü bulan demokrasi havarisi Devlet beylere başvurması lazım. Bu tuhaf gidişata o muhteşem mantığıyla mutlaka dur diyecek bir çözüm icat edecektir... 

***

Bir not daha:

Cimbom'un galibiyet peşinde koşmaya niyetlendiği 99'uncu dakikada Ömer soldan ceza sahasına yaklaşan Barcelonalı'nın önüne yumuşacık ve tıngır mıngır bir top yolladı. 

Adamın, neredeyse pat diye duruverecek kadar yavaş yuvarlanan topu yakalamak için koşmaya benzer bir gayreti var. 

Yaw hehe.