Bu maçı izlemediyseniz, lütfen video kaydını bulun ve Diabete'nin 9'uncu dakikadaki tarifi mümkün olmayan golünü izleyin. 

Ama bu çocuk topa vuracağı sırada, etrafındaki 8 (yazıyla sekiz) Galatasaraylının ne yaptığına da dikkat edin... 

***

Ne var ki, her maçta Halil ve Jahoviç'in gününde olmasına bel bağlayan Göztepe, sahalarda az rastlanan bu golün dışında birkaç cılız ataktan başka varlık gösteremiyor... 

Oysa karşısında ahı gitmiş vahı kalmış bir Galatasaray var. 

Sadece Halil, onunla akılcı bir ortaklık kuran Kerem ve 98 dakika boyunca özveriyle çabalayan Fernandes. 

İmparatore hazretleri, mecbur kalmadıkça +90'lardan önce oyuna almadığı Kerem'in, son beş yılda ilk kez 3 gol atan yerli futbolcu olmasından kendisine pay çıkarır mı dersiniz? 

Çıkarırsa şaşırmam... 

***

Üç gol atan ve rahat bir galibiyet alan takım eleştirilir mi? 

Ziyadesiyle mümkün. 

İki dakikada dört korner kullanıp sıfır tehlike yaratan bir ekibe nasıl methiye düzelim? 

En yakınındaki arkadaşına pas verirken bile tedirgin olan, top sürmeyi bu yaşa kadar öğrenememiş profesyoneli baştacı mı yapalım? 

Ama şunu da unutmayalım ki, bir maçı kazanmayı en çok isteyen kişi futbolcudur. 

Becerisi bu kadar diye, onun şerefine laf etmek kimsenin haddi değildir... 

***

Gelelim asıl meseleye:

İstanbul'un kokuşmuş Bizans'tan kurtuluş günü, Özdemir İnce ustamın deyimiyle, "zümrüdüanka gibi küllerinden yeniden doğma yeteneğine sahip" Galatasaray'ın da huzura kavuşacağı gün olacak mı?.. 

Çoğu üyenin, "Aman Dursun durmasın, gitsin de hangi yönetim gelirse gelsin" düşüncesiyle başkanlık koltuğuna oturdu Mustafa Cengiz. Aslında pek de tanıyanı yoktu. Yine bir Göztepe deplasman maçı sonrasında (ki cimbom bu maçı Gomis'in penaltısıyla kazanıp şampiyonluğunu ilan etmişti), canlı yayında soruları yanıtlarken burnunun dibine giren ve mikrofona abuk sabuk konuşan İzmirli davetsiz misafiri öyle olgun karşıladı ki, ona oy verenler, "Seçmekle iyi etmişiz" dediler...

Ama bu, Cengiz'in ilk ve son mantıklı davranışıydı... 

***

Galatasaray kongresi, dünyanın en disiplinli ve mantıklı korona kriz yönetimine sahip ülkemizde önlemlere takılmazsa, 29 Mayıs'ta yapılacak. 

Mustafa Cengiz, futbolcularının şeref ve haysiyetlerini unuttuklarını öne sürerek, zaten cılız olan yeniden seçilme şansını tamamen kaybetti. 

Diğer adaylardan öne çıkan iki kişi ise, Divan Başkanı Eşref Hamamcıoğlu ve Burak Elmas. Ancak Elmas'ın bugüne kadar elini taşın altına sokmaması, suya-sabuna dokunmaması; Hamamcıoğlu'nun ise, Cengiz'in akla-hayale sığmayan ve futbolculara ağır hakarete kadar varan dehşetengiz ruh halini çok önceden anlayarak çeşitli kereler uyarıda bulunması, "Başkanlığı en çok hak eden kişi" şeklinde yorumlanıyor... 

***

Taraftar cephesindeki beklenti ise şöyle:

Cengiz'in yanısıra Albayrak, İmparatore ve hamiliğini üstlendiği Barcelona fatihi artık kulübe zarar vermeye başladı. Dördünün de sırtı sıvazlanarak emekleri için teşekkür edilmeli ve gözyaşlarıyla uğurlanmalı...