Mükemmel bir çim, limonata gibi bir hava ve sözlüğünde hataya yer vermeyen çağdaş bir Hatay...

Stadının çatı parası sen-ben-bizim oğlan arasında indiragandi edilince sahası patates tarlasına dönen rakip 1 (yazıyla: bir) tehlike bile yaratamayınca, evlerden taşan sevinç çığlıkları üç kez yankılandı Amik Ovası'nda. 

Asi Nehri'nin asi çocuklarını izlerken, bir ara Barcelona-Çemişkezek maçındaymışım da, gözlerim beni yanıltıyor sandım. 

Ama baktım Fatih beyler tribünde. O zaman anladım ki, konuk takım Galatasaray'mış meğer... 

*** 

"Ruh ikizi" sıfatı, Fatih beylerle Tayyip beylere o kadar yakışıyor ki. 

İkisinin de her kararı doğru, attıkları her adım, muhteşem atılımların habercisi. 

Karşıt fikre tahammülleri yok. 

Mesela şu adını ağzıma alamadığım Barcelona fatihinin bu takımda ne işi var? 

Bilmeyen de der ki, "Pandeminin vatandaşı tüketmesi bir taraftan, liranın çıra gibi yanıp tükenmesi öbür taraftan; herkes kan ağlıyor. Fatih beyler de bu şahsı sahaya sürüyor ki, komedi izleyerek hiç değilse dertlerini birazcık unutsunlar..." 

***

Eldeki malzemenin pek de matah bir şey olmadığını, takımın galip geldiği maçlarda da sürekli yazdım. 

Üç santrfor alındı, ikisi defolu çıktı. 

Birini ölmüş eşek parasına kiraya verdiler, diğeri Hatay'da ikinci yarı oyuna girdi, 9 dakika sonra yorgunluktan dili dışarı sarktı. 

Sadece Mustafa Muhammed, yaşı, fiziği ve tekniğiyle takdiri hak etti. Onu da daha merhaba demeden kırmızı kartla soğuttular. Bu maçta toparlanmasını bekliyordum ama diğer oyuncular rakipleri karşısında o kadar zavallı kaldılar ki, çocuğa top veremediler... 

***

Başkan Cengiz beylerle Koç beyler birbirine "hırsız" diyedursun, Alanya ve Hatay kadar parlak değilse de yürekten oynayan Beşiktaş malı götürdü.

Taraftarlar da milyar dolarları işkembeye indirenleri unuttu, bunları tartışmaya başladı. 

Tam da hırsızı mest eden bir kavga... 

Koç beyleri bilmem ama Cengiz beyler yakında abbas yolcudur. Dilerim imparatoresini de beraber götürür... 

SBF'den bir dönem arkadaşı, sohbetimiz sırasında, Galatasaray'ın kayyum başkanının, öğrenciliği sırasında sol tandanslı olduğunu söylemişti. 

Geçiniz. 

Solcu adam paylaşımcıdır. 

Senin dört yıldızın varsa, bırak rakibinin de olsun. 

Hatta "Al kardeşim; ben çok taktım, biraz da sen tak" diyerek yıldızlarından birini ona armağan et, olsun beş yıldız...

***

Konu sol tandanstan açılmışken, fıkra gibi bir olay:

Bir televizyon kanalında haber müdürlüğü yaptığım sırada, özellikle kadınların gözbebeği Nejat İşler Gümüşlükspor'a başkan oldu. Ben de bir muhabirimizden röportaj yapmasını istedim. Kızın gözleri ışıldadı. Sevinçle yanımdan ayrılırken, "Adamın sol tandanslı oduğunu unutma, birkaç politik soru da olsun" dedim. 

Bunun üzerine muhabir, "Ay ben de çok severim" diye havaya zıpladı. 

"Neyi çok seversin?" 

"Soltan dansı..." 

***

Kızın adını sormayın. 

Sonradan çok ünlü oldu. 

Utanır garibim...