Biliyorsunuz; kulüpler karar aldı; maçın başlama düdüğüyle birlikte top ayağında olan futbolcu 1 dakika kıpırdamadan duracak, takım arkadaşları da rakip oyuncular da ona uyacaklar... Özkan Sümer için saygı duruşunda bile bir gözüm sahada, bir gözüm önümdeki monitörde. Siren sustu, yerimize oturduk. Aa, adamlar yine reklam veriyor. Hafta sonundaki ve dünkü maçlarda da bu densizliği yapmaları, yandaş gazetelerden bazı yazarlar tarafından bile kınanmış ama kimin umurunda. Adamların dini imanı dolar...

Kuşkum yok ki, o sırada rejideki yönetmen Katar Emiri'ne deee, onun kankasına daaaa, petrolüne deee, sözde hediye uçağına daaa, dolarına daaa, boşalırına da ağzına geleni söylüyor. Pardon, içinden söylüyor elbette. Dışından söylese, ertesi gün işten atılacak...

Haberin daniskası gözlerinin önünden akıp giderken ve sahadaki tüm kameralar o anı yayın odasına verirken seyirciye yansıtamamak, bir yönetmen için ne utanç verici bir durumdur, bilir misiniz?..

Peki, şu RTÜK denilen, görevinin ne olduğunu kendisi bile bilmeyen, kaçak sarayın nabzına göre şerbet vermekten başka işi olmayan garabete ne demeli?

Churchill'in, gövdesinin bir parçası haline gelmiş purosuna bile ceza kesen, öpüşme sahnesi var diye film sansürleyen, bardaktaki kırmızı nesnenin üzüm şırası olmasına bile kuşkuyla yaklaşan o garabet kurum... "Eyyy bein denilen kuruluş. Attırmayın izleyicinin beyninin tasını. Adam gibi yayın yapın. Şimdilik ödeyin 300 bin lira cezayı. Ama ikincisinde kapatırım kanalınızı" demeyecek misiniz?..

Tabii ki diyemeyeceksiniz. Ne dedi ağanızın adamı:

Türkiye'yi Katar besliyor.

Demek siz de besleme olmayı benimsemişsiniz.

Güzel. İyi beslenmeler...

***

Galatasaray maça fırtına gibi girip 12'nci dakikada 2 farka ulaşınca, sanırım iki takım taraftarlarının da aklından 8-9 gibi rakamlar geçmiştir.

Ama geride kalan 83 dakika beklendiği gibi geçmedi. Hele Göztepe farkı 1'e indirince, o muhteşem paslarla 12 dakika resital sergileyen takım püfff diye sönüp gitti...

Arap Ömer (medyanın "Omar" dediği), Saracchi, Emre Kılınç, Oğulcan ve Djagne'ye "üçüncü sınıf" diyeceğim, üçüncü sınıf futbolculara haksızlık olacak. Hele Barcelona'nın süper starı. Takım on kişi olsa daha rahat oynar. Çünkü megalomaninin had safhasında olduğundan, hep başrolde olma arzusunda. Bu vehim, takıma büyük zarar veriyor...

***

Haddinden fazla gaz verilmiş olmalı ki, Taylan'da da anlamlandıramadığım bir düşüş var. Yukarıdaki listeye neredeyse onun adını da ekleyecektim. Ancak 63'üncü dakikada Feguli'ye verdiği ve golle sonuçlanan pas, diğer kusurlarını unutturacak kalitedeydi. Ama bu golde, bacakları normal insan boyunda olmasına rağmen, topa müdahale edemeyen Atınç'ın da hatası büyüktü netekim...