İktidar, “gündemlerden gündem beğen” formatına uygun biçimde yepyeni bir dönemin kapısını araladı:

“İnsan Hakları Eylem Planı!”

İnsanın içini ürperten bu planın dokuz “amacı” bulunuyor. Yetmezmiş gibi yanında elli adet de “hedef” takdim ediliyor. Bu yabana atılacak bir takdim değildir.

Öncelikle “dokuz amaç” sıralanıyor. En başında da Avrupa Birliği ile “Vize Serbestisi” için karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmalar hızlanacak. Ülke yönetiminde yirminci yılına yaklaşmış bir iktidarın, Avrupa’ya doğru hızlanmaya karar vermesi her türlü takdirin üzerindedir.

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru sisteminin etkinliğini attırmak da bu plan içinde bulunuyor. Demek ki görünür bir gelecekte AYM Kararları tanınacak ve de saygı da duyulacak!

İnsan hakları kurumlarının etkinliğinin de arttırılacak olması muhteşem bir tasarı gibi duruyor. Artık etkili yetkililer, İnsan Hakları Derneği’ne kameralar önünde küfür etmekten vazgeçecekler. Tabii bir de “kahrolsun insan hakları” sloganı atan devlet memurları “durun yapmayın çocuklar” diye uyarılacak. Her halde güvenlik görevlileri, nişan alıp ateş ederek kitle gösterilerinde gaz fişekleriyle göz oymayacaklar. Göstericilerin hayatlarını kaybetmelerine sebep olmayacaklar. Bunları yapanlar yargılanacaklar. Ölüme neden olanlar övülmeyecekler, onlara “bravo destan yazdınız” denilmeyecektir.

Metin olarak kamuoyunu destansı bir iyimserliğe gark eden eylem planındaki “uzun yargılama zararları”nın karşılanacağı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kurulacak olması da muhteşem bir düşünce… Konu buralara gelince şöyle açıklamalar da yapılmayacaktır her halde:

-Tahliye etmezsiniz, AİHM’e gider oradan tahliye alır biz de uygulamayız, tazminat davası açarlar, devletimizin de bu paraları ödeyecek gücü vardır!

Cezaevlerinin insan hakları odaklı denetim ve takip için barolar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden temsilcilerinin katılımıyla bağımsız İnsan Hakları İzleme Komisyonu kurulacak müjdesini nerelere yazmalı insan bilemiyor. Böylesi radikal bir adım atıldığına göre artık cezasını tamamlayan mahkumların tahliye edilmeleri de “normal” olacak. Adli Tıp Kurumlarından “Hapishanede kalamaz” raporu olan ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin içerde ölümleri beklenmeyecek.

Tutuklu yargılandığı davadan beraat eden suçsuz insanlar için “tahliye etmeye kalktılar” tarzında yargıya talimat niteliğinde açıklamaların sona ereceğini ummak doğal bir beklenti sayılacak.

Kadına karşı şiddet suçlarını etkin biçimde soruşturmak amacıyla kurulan özel soruşturma büroları Türkiye geneline yaygınlaştırılacak olmasının da altı çizilmelidir.

Bu kadar kararlı adımlar atılınca da milletvekilini evinde şüpheli biçimde “intihar ettiği” açıklanan yabancı uyruklu kadın emekçiler de paldır küldür ülkesine gönderilmeden önce ciddi otopsi raporları kamuoyu ile paylaşılacak beklentisi oluşacaktır elbette…

Çok güzel gelişmelerin prova adımları atılıyor. İktidarı yüreklendirmek lazım. Yandaşların tepkisini çekecek diye bu yolda yürü demekten geri durmamak gerekiyor.

Şimdiye kadar yapılanlara bakarak umutsuzca “Yürü anca gidersin” demek doğru olmaz. Tabii ki iktidar da böylesi büyük projelerin arkasını getirmek durumunda hissetmeli kendisini.

Bir yandan muhalefetteki milletvekillerini; topluca önce parlamento dışına sonra hapishane içine atmaktan, gazetelere “manşetinin üzerinde başlığın var” diye cezalar kesmekten vazgeçmelidir. Yoksa var olan durum üzerinden okunduğunda sahici vaziyet ortaya çıkabilir:

-İnsan Haklama Eylem Planı!